Türkçe Dersi Kaynak Siteniz | MesutHayat.Com



Türkçe Dersi Kaynak Flash Disk


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
Türkçe Dersi Kaynak Siteniz | MesutHayat.Com Konu Bilgileri
Konu Başlığı : 5. sınıf MEB Yayınları Dinleme Metinleri
Yazar : Mesut Hayat Konuyu Paylaş :
Cevap Sayısı : 17 Görüntüleme : 78152


5. sınıf MEB Yayınları Dinleme Metinleri
Konu: 3,049
Mesaj: 4,831
Teşekkür: +29016
Cinsiyet: Bay
Katılış Tarihi: 17/07/2012

5. sınıf MEB Yayınları Dinleme Metinleri

SES DOSYALARINI TOPLU İNDİRMEK İÇİN
http://www.meb.gov.tr/Ders_Kitaplari/201...es_meb.zip


"Bir Bardak  Çay Daha Alır mısınız?" dinleme metni

Eba Linki
http://www.eba.gov.tr/video/izle/3231f16...57c76b8004




Türkiye'nin En Kaliteli Türkçe Dersi Kaynak Sitesi



Alıntı Yap
(Son Düzenleme: 04/12/2016, 20:52, Düzenleyen: Mesut Hayat.) .
Konu: 3,049
Mesaj: 4,831
Teşekkür: +
Cinsiyet: Bay
Katılış Tarihi: 17/07/2012

VERGİBİLİR dinleme metni

Eba Linki
http://f.eba.gov.tr/gib2016/04-video_player/index.html

Türkiye'nin En Kaliteli Türkçe Dersi Kaynak Sitesi



Teşekkür Edenler: marie , yıldızseda , ade_m25 , segemen
Alıntı Yap
.
Konu: 3,049
Mesaj: 4,831
Teşekkür: +
Cinsiyet: Bay
Katılış Tarihi: 17/07/2012

GECE KARASI ADINDA BİR KARGA DİNLEME METNİ

Yaşlı bir kargaydı. Gece kadar karaydı. O yüzden “Gecekarası’’ adını vermişlerdi ona… Kendine “Gecekarası’’ dendiği zaman üzülmüştü. Bu addan kurtulmak için beyazlaşmayı düşündü. Gidip ırmaklara, göllere, denizlere attı kendini. Her yı- kandığı sudan daha beyaz olarak çıkacağını umut etti. Yıkanma işi biter bitmez suyun aynasında kendini merakla, heyecanla seyretti. Aklanacağı yerde cilalanmış gibi daha bir parlaklaştı. Dolayısıyla daha bir karardı; yağlı, cilalı zifiri karanlığa kesti… Zaman geçtikçe adına da, cilalanmış gibi parlak, kara tüylerine de alıştı. Her rengin kendine göre bir güzelliği olmalıydı. Beyaz ayrı bir güzeldi. Sarı, yeşil, mavi de. Siyahın da kendine göre bir güzelliği vardı… Öyleyse kendinin kara rengini olduğu gibi kabul etmeliydi. Etti de. Kara kara baktı dünyaya. Çalım satarak kara kara yürüdü. Kara kara öttü, kara kara güldü… Gecekarası, tüm kargalar gibi kabuklu yiyecekleri çok seviyordu. Örneğin, fındığa, bademe bayılıyordu. Cevizin daha adını duyduğu zaman ağzı sulanı- yordu. Tadı, kokusu, damağında bıraktığı lezzet onlarda bir başkaydı. Fındığı, cevizi, bademi kırmak da ayrı bir zevkti. Ayrıca çok heyecanlı bir olaydı. İlk heyecan dalından koparılırken başlardı. Bahçe sahibine görünmeden bu işi yapmak gerekirdi. Görüldünüz mü ya bir taş sıyırıp geçerdi yanınızdan, ya da silahtan çıkan bir mermi. Bu tehlikelerden kurtulanlar olurdu. Kurtulmayanlar da. Meyveyi de alıp kaçtınız mı onu kırma heyecanı başlardı. Bir ceviz, badem nasıl kırılırdı? Nerede kırılırdı? İçi başka bir kuşa kaptırılmadan nasıl boşaltılırdı? Tüm bunlar ayrı bir heyecandı… Gecekarası, fındığı, cevizi, bademi neden bu kadar çok seviyorsun diyenlere gülüyordu. Yanıtını da hemen yapıştırıyordu: - Onları kim sevmez ki ben sevmeyeyim… Gerçekten de Gecekarası haklıydı. Onları kim sevmiyordu ki? Bir fındık, bir ceviz için akşam sabah kavga eden kargaları görüyordu. Musa Emmi bile bir tek bademini, cevizini çaldırdığı zaman hırsız karganın arkasından soluğu kesilene kadar koşuyor, taş atıyor, silah patlatıyordu. Çalınan bir cevizin üç, beş katı fiyatında mermi, saçma yaktığı oluyordu. Yorgunum, uykusuzum demeden akşam, sabah ayakta nöbet tutuyordu. Musa Emmi çevrenin en çalışkan insanıydı. Herkesin imrenerek baktığı bahçesinin yerini yıllar önce çok az paraya almıştı. Burası dağ, bayırdı o zaman. Bu arazinin kimse dönüp yüzüne bakmamıştı. Musa Emmi gece gündüz, yaz kış demeden çalışmıştı. Taş kırmış, kök sökmüştü. Kuyular kazmış, sular çıkartmıştı. Her cins has meyve fidanı dikmişti. Kısa sürede yeşertip meyveye durdurmuştu onları. Musa Emmi şimdi o meyveleri kargalara kaptırır mıydı?.. Kargaların fındığı, fıstığı, cevizi yeme inadıyla Musa Emmi’nin yedirmeme inadı aynıydı. Bu iki inat sürekli çarpışmaya başlamıştı. Bazen kargalar yenmişti, bazen Musa Emmi. Bu çarpışma hiç bitmemiş, artarak sürüp gelmişti. Bu kavgada Musa Emmi de, kargalar da kendini son derece haklı sayıyordu. Musa Emmi haklıydı, çünkü bu bahçeyi o yapmıştı. Bunca ağacı o yetiştirmişti. Kargalar haklıydı, çünkü ağaçlar da kendileri de sonunda bu doğanın ürünleriydi. İnsanlardan önce vardı kargalar. Sonra da olacaklardı. Peki, bu kavgada ceviz, badem, fındık kimden yanaydı? (Kargaları yazmaya çalışan bu yazar da tuhaf sorular soruyordu. Nereden bileceklerdi? Kargalar neyse. Cevize, fındığa, bademe öyle bir soru soran hiç kimse olmamıştı ki!..) 

Mehmet GÜLER


Türkiye'nin En Kaliteli Türkçe Dersi Kaynak Sitesi



Teşekkür Edenler: marie , lithuen , Güneşin_kızı , nilgun23
Alıntı Yap
.
Konu: 3,049
Mesaj: 4,831
Teşekkür: +
Cinsiyet: Bay
Katılış Tarihi: 17/07/2012

BİR YOLCUYA

Eba Linki
http://www.eba.gov.tr/video/izle/8748f16...57c76b8001


Çanakkale Türküsü
Eba Linki
http://www.eba.gov.tr/video/izle/152380e...390ef3e002

Türkiye'nin En Kaliteli Türkçe Dersi Kaynak Sitesi



Teşekkür Edenler: marie
Alıntı Yap
.
Konu: 3,049
Mesaj: 4,831
Teşekkür: +
Cinsiyet: Bay
Katılış Tarihi: 17/07/2012

DERSİMİZ ATATÜRK DİNLEME METNİ

Dersimiz Atatürk adlı kısa film
Eba linki
http://www.eba.gov.tr/video/izle/1539f16...57c76b8002
NOT: Kılavuz kitapta verilen eba linkinde video yoktur.




Türkiye'nin En Kaliteli Türkçe Dersi Kaynak Sitesi



Teşekkür Edenler: marie , CZder , yorgun deniz , zeynep1305
Alıntı Yap
(Son Düzenleme: 29/11/2016, 15:20, Düzenleyen: Mesut Hayat.) .
Konu: 3,049
Mesaj: 4,831
Teşekkür: +
Cinsiyet: Bay
Katılış Tarihi: 17/07/2012

DAVUL TOZU MİNARE GÖLGESİ DİNLEME METNİ

(1)
Vapur Eminönü’ne yanaşmıştı. Murat’la vedala-
şan İkiz Gezginler, vapurdan inip Eminönü Meydanı’nın
kalabalığına karıştılar. Sanki bir panayırın ortasına
düşmüşlerdi. İnsanlar oradan oraya koşuşturuyor,
sesler ve görüntüler birbirine karışıyordu. Kıyı-
daki sandallarda balık-ekmek satan balıkçılar, “Çıtır
çıtır bunlar” diye bağıran simitçiler, iskelenin yanında
balık tutan insanlar, rengârenk kovalardaki suların
içinde oynaşan gümüş rengi balıklar, seyyar kasetçilerin
tezgâhlarından yükselen arabesk feryatlar ve
daha neler neler… İkiz Gezginler nereye bakacaklarını
şaşırmıştı. Kalabalığın içinde yürürken, kendilerini
kocaman bir caminin önünde buldular. Anneleri
onun Yeni Cami olduğunu ve yapımı yıllarca süren
bu binanın 1663 yılında bitirildiğini söyledi. Çocuklar
bu kadar eski bir camiye “Yeni” denmesine şaşırmış-
lardı doğrusu.
Yeni Cami’nin önü güvercinlerle doluydu. Bu
manzaraya dayanamayan Ege, ok gibi güvercinlerin
arasına daldı. Peri de arkasından… Ama güvercinler
bir anda hep birlikte havalanıp, başka bir yere kondular.
Böylece İkiz Gezginler’le güvercinler arasında
bir kovalamaca başladı. Onlar kovalıyor, güvercinler
kaçıyordu. Sonunda güvercinlere yaklaşmanın çaresini
buldular. Caminin kenarında oturan aksakallı dededen
aldıkları kuş yemlerini havaya savurunca, gü-
vercinler başlarına üşüşüverdi. Birkaç tanesi avucundan
yem bile yedi.
Güvercinlerden ayrılıp, Yeni Cami’nin yanındaki
tarihî Mısır Çarşısına girdiler. Uzun ve geniş bir koridora
benzeyen bu kapalı çarşının iki yanına dükkânlar
sıralanmıştı. Anneleri bu çarşının baharatlarıyla
ünlü olduğunu söyleyerek, onları bir baharatçı dükkânına
soktu. Gerçekten de bir sürü baharatçı vardı
burada. Işıl ışıl dükkânların önüne dizilmiş koca çuvallar.
İkiz Gezginler’in adını hiç duymadığı rengâ-
renk baharatlar ve şifalı otlarla doluydu. İkizler bu
adları okurken kahkahadan kırılıyorlardı. Bazıları
çok komikti doğrusu: Sinameki, adamotu, ayvadana,
havlıcan, hıthıt, oğulotu…
(2)
Anne ve babalarının alışveriş ettiği dükkânın
önünde oynarken, Peri’nin aklına bir şey geldi. Bitişik
dükkândaki yaşlı adamı göstererek “Gel şu baharat-
çıyı işletelim.” diye fısıldadı kardeşine.
Bu fikir Ege’nin çok hoşuna gitmişti.
“Tamam! Ama nasıl işleteceğiz?”
Peri, muzip muzip güldü.
“Orasını bana bırak.”
Tezgâhın başında hesap yapmaya dalmış olan
yaşlı baharatçı, ayak sesleri duyunca başını kaldırdı.
Burnuna düşürdüğü yakın gözlüğünün üzerinden,
içeriye giren çocuklara baktı.
“Buyurun ne istemiştiniz?”
“Yüz gram davul tozu, yüz gram minare gölgesi
rica ediyoruz.” dedi, Peri en masum sesiyle.
Yaşlı adam, gülmemek için dudaklarını ısıran iki
çocuğu bir süre süzdükten sonra, ciddiyetini hiç bozmadan,
“Ne yapacaksınız onları?” diye sordu.
“Yaşar Dede’mize götüreceğiz.” dedi Peri. “Çarşı-
ya çıkarken, Yaşar Dede’miz bize hep davul tozuyla
minare gölgesi ısmarlar, ama hiçbir yerde bulamayız.
Mısır Çarşısı’na gideceğimizi duyunca “Orada
bulursunuz.” demişti.
(3)
Yaşlı adam, hiç sesini çıkarmadan tezgâhın altından
iki küçük kesekâğıdı aldı ve rengârenk baharat
kavanozlarının sıralandığı raflara doğru yürüdü. 
Peri ile Ege şaşkınlıkla birbirlerine baktılar. Yaşar dedelerinin 
şaka olsun diye söylediği bu şeyler ger- çekten var mıydı yoksa? 
Baharatçı kese kâğıtlarını alıp raflara gittiğine göre, vardı besbelli. 
Çocukların afalladığını gören baharatçı iyice keyiflenmişti. İçinden, 
“Sizi gidi keratalar, kırk yıllık baharatçı Niyazi’yi işleteceksiniz ha? 
Esas ben sizi iş- leteyim de görün.” diyerek, bıyık altından güldü 
ve çocuklara sırtını dönerek, raflardan birine uzandı. Raflardaki 
kavanozlardan kese kâğıtlarına bir şeyler doldurur gibi yaptıktan 
sonra, kese kâğıdının ucunu kıvırıp, çocukların ellerine tutuşturdu. 
“Alın bakalım, Yaşar dedeniz güle güle kullansın davul tozuyla 
minare gölgesini. Para mara istemem, bunlar dedenize hediyem 
olsun. Nereden bulduğunuzu sorarsa, Mısır Çarşısı’ndan Aktar Niyazi 
Amca’nın selamı var deyin. Yolu buralara düşerse, buyursun bir 
kahvemi içsin.” İyice afallayan Peri ile Ege, zar zor teşekkür ederek 
dükkândan çıktılar. Anne ve babaları hâlâ bitişik dükkândaydı. 
Hemen oraya daldılar. Ege elindeki kese kâğıdını sallayarak, 
“Anne, baba!” diye haykırdı heyecanla. “Bakın biz neler aldık!” 
Annesi, tavandan sarkan süpürge otlarının arasından başını uzattı. 
“Aa, ne var o kesekâğıdının içinde?” “Benimkinde yüz gram davul tozu…” 
“Benimkinde yüz gram minare gölgesi. ”diye atıldı Peri. Anne ve babaları 
bir an bakıştılar. Babaları gülümsemeye çalışarak “Açın bakalım da nasıl 
şeylermiş görelim.” dedi. Peri ile Ege saf saf açtıkları kesekâğıdının 
bomboş olduğunu görünce, neye uğradıklarını şaşırdılar. O anda dükkânın 
kapısında bir kahkaha patladı. Aktar Niyazi kapıda durmuş, hem gülüyor 
hem de baş- ka bir kese kâğıdı uzatıyordu çocuklara. “Ava giden avlanır.” dedi. 
“Nasıl kandırdım sizi ama? Davul tozuyla minare gölgesinin gerçekten var 
olduğuna inandınız, değil mi? Eğer bu şakayı hazmedemediyseniz, alın 
size bir paket rezene. Hazımsızlığa iyi gelir.”

Türkiye'nin En Kaliteli Türkçe Dersi Kaynak Sitesi



Teşekkür Edenler: marie , lithuen , civa
Alıntı Yap
.



Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  2018-2019 MEB Yayınları 7.sınıf Türkçe dersi dinleme metinleri Mesut Hayat 1 2,078 17/10/2018, 23:56
Son Yorum: AYHAN ALKOÇ
  2018-2019 MEB Yayınları 8.sınıf Türkçe dersi dinleme metinleri Mesut Hayat 1 4,046 06/10/2018, 21:28
Son Yorum: ferhat35
  2018-2019 DERSDESTEK Yayınları 7.sınıf Türkçe dersi dinleme metinleri Mesut Hayat 3 5,020 06/10/2018, 21:21
Son Yorum: ferhat35
  2018-2019 MEB Yayınları 6.sınıf Türkçe dersi dinleme metinleri Mesut Hayat 1 1,915 16/09/2018, 15:42
Son Yorum: Ankedaa
  2018-2019 MEB Yayınları 7.sınıf Türkçe dersi dinleme metiinleri -2 Mesut Hayat 0 901 16/09/2018, 13:25
Son Yorum: Mesut Hayat
  2018-2019 Eksen Yayınları 6.sınıf Türkçe dersi dinleme metinleri Mesut Hayat 0 3,342 16/09/2018, 13:22
Son Yorum: Mesut Hayat
  2018-2019 MEB Yayınları 5.sınıf Türkçe dersi dinleme metinleri Mesut Hayat 0 1,956 16/09/2018, 13:21
Son Yorum: Mesut Hayat
  6. sınıf Başak Yayınları Dinleme Metinleri (Ses Dosyaları) Mesut Hayat 2 4,812 23/11/2017, 22:59
Son Yorum: mavif
  5.Sınıf MEB Yayınları Dinleme Metinleri (Ses Dosyası) 2017-2018 Mesut Hayat 1 5,211 15/10/2017, 21:59
Son Yorum: husyn62
  7.Sınıf Ez-De Yayınları Dinleme Metinleri (Ses Dosyası) 2017-2018 Mesut Hayat 2 10,548 11/10/2017, 08:48
Son Yorum: Türkçe_Öy

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi

Türkiye
Powered by MyBB © 2002-2018 MyBB Group
Forum Destek Yetkilisi: Samed BAYRAM


Tasarım