Türkçe Dersi Kaynak Siteniz | MesutHayat.Com



2016 - 2017 Türkçe Dersi Yeni Kaynak Flash Diski Çıktı


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi
Türkçe Dersi Kaynak Siteniz | MesutHayat.Com Konu Bilgileri
Konu Başlığı : Acı Duymayan Çocuk
Yazar : Mesut Hayat Konuyu Paylaş :
Cevap Sayısı : 0 Görüntüleme : 401


Acı Duymayan Çocuk
Konu: 2,763
Mesaj: 4,490
Teşekkür: +17767
Cinsiyet: Bay
Katılış Tarihi: 17/07/2012

ACI DUYMAYAN ÇOCUK

Seslerin neler anlattığını bilebilmek için dinlemeliydik. Oysa, mesleği "dinlemek" olan çok az kişi dışında seslere kulak verenimiz yok.
Sesler, bu yüzden tarihlerindeki en yalnız günlerini yaşıyorlar. Bu yalnızlığı yok oluşa çevirmemek için, onları gürültünün içinden kim çekip alacak! Kim fizik kanunlarına tutunup, evrenin karanlık mağaralarında, sarkan seslere ulaşacak!
- Hiç kimse!
- Herkes!
"Herkes" diyenler, hepiniz için yetecek kadar beyaz önlüğümüz ve stetoskopumuz var! Bütün yapacağınız dudaklarınızı kilitleyip, karşınıza çıkan herkesi ve her sesi dinlemeye çalışmak! Alfabeyi sökenlerin yakasına kırmızı kurdele takıyoruz. Harfleri biliyorsunuz değil mi?
- "A" de bakayım!
- "Aaa!"
Doktor, tahta çubuğu çocuğun diline bastırdı. Kâşif bir dağcı gibi el feneriyle mağaranın içini aydınlatarak birşeyler görmeye çalıştı. Halbuki görecek birşey yok. Belirtiler, seslerde. Doğrusu biz doktordan dinlemesini bekliyoruz. Sonunda doktor, isteğimizi yerine getirmek için harekete geçiyor ve tıp tarihinin efsanevî aleti stetoskopu çocuğun sırtına dayıyor.
- Derin nefes al, ver!
Çocuk derin nefes alıp veriyor. Doktor, stetoskopu vücudun çeşitli yerlerinde gezdirip, aynı isteği sık sık tekrarlıyor:
- Derin nefes al, ver!
Çocuk derinliği nereden bilsin! O sığ ve güvenli sularda ayaklarını çırparak koşmayı sever. Bu yüzden doktora düşen kendi emrine kendi uymaktır.
Doktor, derin nefes alıp vermeye başladığında, çocuk da onu taklit ederek derin nefes alıp veriyor.
- Çocuğunuzun şikayeti nedir?
- Ağlamıyor!!

***

Doktorun yakasına kırmızı kurdeleyi takıyoruz. Çünkü alfabeyi söktü. Çocuğun annesine, "Herkes ağlayan çocuğunu getiriyor! Sen niye geldin!" demedi. Ağlayamamanın, ağlamaktan daha önemli bir belirti olduğunu bildi. Stetoskopla çocuğu dinlemekten vazgeçip, kulaklarıyla anneyi dinledi. Küçük bedenin her milimetrekaresinin fotoğrafını çekip, onlarca test ve tahlil yaptıktan sonra üzgün bir ifadeyle: "Beşinci Tip Kalıtsal Duyusal Otonom Nöropati!" dedi.

Bir hastalığın adının dahi, hasta yakınının ruhunda ne fırtınalar kopardığını hangi doktor bilebilir! Keşke hastalıkların çözümsüzlüğü çağrıştıran karmaşık adları olmasaydı! Keşke üç yaşındaki kız çocuğu Gabby Gingras, düşünce ağlasaydı!

Elini, dilini, çiğneyip kanatan, plastik oyuncaklarını ısırırken, dişlerini koparan, gözlerine soktuğu parmağıyla korneasını yırtan Amerikalı Gabby Gingras, tedavisi olmayan hastalığı yüzünden, acı duymuyor, beynine ağrı sinyali gitmediği için kendine zarar veriyordu. ABD'de aynı hastalığı çeken diğer bir çocuk, elini sobanın üzerine koymuş, annesinin duyduğu et kokususayesinde yanmaktan kurtulmuştu. Ateşin yakıcı etkisini hiç tatmamış bir çocuk doğal olarak ateşten korkmuyordu. Yandığı zaman ağrı duymuyor, ya da ne duyduğunu anlamıyordu. Serbest sinir uçlarından çıkan uyarılar, sinir lifleri aracılığıyla omuriliğe iletilebilseydi, ağrı treni istasyona varacak, çocuk yanan elini sobadan çekecekti.

Ey kutsal ağrı! Saklandığın yerden çık! Yalnız kendimizi değil, çevremizi de yakıp yıkıyoruz! Biz acı duymayanlar ahalisi, akan kanımızı boş gözlerle, bir nehir gibi seyrediyor, kopan ayağımıza vitrinlerden ayakkabı beğeniyoruz.
Ey kutsal ağrı! Biz böyle olsun istememiştik. Canımız yanmasın diye ektiğimiz haşhaş tarlaları üzerinde, binlerce çıngıraklı yılanın dolaştığı, ama çıt çıkmayan saraylar inşa ettik. Ağrımayan başlarımıza, ışıldamayan binlerce gözle süslenmiş taçlar giydik! Mazlumların seslerini yalıtmak için, ahşap pencerelerimizi plastik pencerelerle değiştirdik.

Ey kutsal ağrı! En büyük ağırlıkları taşımamızı sağlayan derin tuzlu suda yüzmek için daha ne bekliyorsun! Suyun kaldırma gücünü artıran tuz değil mi? Tuzlu, yani acı suda yüzebilir, ruhun ve bedenin dünya tartılarıyla ölçülemeyen ağırlıklarını o
saydam gemiye yükleyebilirsin.

Ey kutsal ağrı sor: En son ne zaman ağladık! Her gün; ama her gün gazetelerimizin sayfalarını yakmayan o soğuk ateşlerle, bedenimizin ve ruhumuzun duyarlılığını nasıl da kundakladık! Artık hiçbir cinnet, cinayet, gasp, tecavüz ve işkence etkilemiyor bizi. Komşumuzun evinden yükselen alevler dokunmuyor evlerimize. Madenciler yerin yüzlerce metre altından cevherleri çıkarta dursun, hiçbir haksızlık gözümüzden bir damla yaş çıkartamıyor!

Ey kutsal ağrı! Gel ve sessizliğimizi boz! Kulakları sağır etsin çınlayan sesin! Başımızdaki tâcımızı ağrıdan bir çelenkle değiştir!

***
Çocuk elini sobanın üzerine koymuş, annesinin duyduğu et kokusuyla yanmaktan kurtulmuştu.

Acı çekmeye başlamazsak yanmaktan kurtulamayacağız.

A. Ali Ural
Makyaj Yapan Ölüler
Sayfa-17



Türkiye'nin En Kaliteli Türkçe Dersi Kaynak Sitesi
www.mesuthayat.com



Teşekkür Edenler:
Alıntı Yap
.

MesutHayat Kazandıran Kitaplar


Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Çocuk Kıral Mesut Hayat 0 533 31/07/2012, 17:22
Son Mesaj: Mesut Hayat

Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi

Türkiye
Powered by MyBB © 2002-2016 MyBB Group
Forum Destek Yetkilisi: Samed BAYRAM


Tasarım