Türkçe Dersi Kaynak Siteniz | MesutHayat.Com



2016 - 2017 Türkçe Dersi Yeni Kaynak Flash Diski Çıktı


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi
Türkçe Dersi Kaynak Siteniz | MesutHayat.Com Konu Bilgileri
Konu Başlığı : Anlatım Biçimleri
Yazar : Mesut Hayat Konuyu Paylaş :
Cevap Sayısı : 0 Görüntüleme : 1345


Anlatım Biçimleri
Konu: 2,762
Mesaj: 4,489
Teşekkür: +17643
Cinsiyet: Bay
Katılış Tarihi: 17/07/2012

ANLATIM ÇEŞİTLERİ

Duygu ve düşüncelerin belli amaçlar doğrultusunda, yazılı ya da sözlü olarak ifade edilmesine Anlatım (üslûp) denir. Anlatımı gerçekleştirecek kişi, her şeyden önce dil bilgisi ve imlâ kurallarına uymak zorundadır. Ayrıca, yazacağı ya da konuşacağı konunun içeriğine ve amacına uygun olarak bir anlatım türü seçmelidir.
Her yazar ya da konuşmacının kendine özgü bir anlatım tarzı, büyük deneyimler sonunda zamanla oluşur. Herhangi bir konuyu konuşmaya veya yazmaya başlamadan önce (bilgilendirmek, yönlendirmek, inandırmak, yanlışları düzeltmek, anlayışları değiştirmek, duyguları, güzellikleri paylaşmak, heyecanlandırmak, eyleme geçirmek vb. gibi) hedefler ve amaçlar belirlenir. Bu amaçları gerçekleştirmek için sadece birikim yeterli olmaz. Bilginin, birikimin, deneyimin önemli olması kadar bunların muhataba anlatılış biçimi ve üslûbu da önemlidir. Konuya uygun olmayan bir anlatım biçimi, plânlanan hedeflere ulaşmayı güçleştirir. Esasen edebî türlerin ayrı ayrı adlandırılmasında bu üslûp farkının önemli bir payı vardır. Meselâ; düşünce yazıları başlığı altında toplanabilen makale, deneme, fıkra, sohbet gibi türler üslûp farklılıkları sebebiyle ayrı ayrı adlandırılmıştır.
Anlatılmak istenenler için hangi tür seçilirse seçilsin ifade; mutlaka doğru, açık, duru, yalın ve etkili olmalıdır. Ancak bu özellikleri taşıyan bir anlatım, (okuyucu veya dinleyici) nazarında başarılı olur.

Yazılı ya da sözlü anlatımda kullanılan anlatım türleri şunlardır:

1. HİKÂYE ETME / TAHKİYE
(ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM)

Olmuş ya da olması mümkün olayların yazı ya da konuşma ile hikâye edilmesine Hikayeci (öyküleyici) anlatım denir.
Yaşanmış veya yaşanması mümkün olayların anlatıldığı hikâye, roman, tiyatro, hatıra, seyahat, biyografi gibi türlerde en fazla kullanılan anlatım biçimidir. Yaşanan veya tasarlanan olay, hikâye plânındaki sıraya göre birinci veya üçüncü kişinin ağzından yazılı veya sözlü olarak anlatılır. Bu anlatım biçiminde düşünceyle olay iç içe verilir ve her şey hareket hâlinde anlatılır. Hikâye etmede olay, temel unsur olarak kullanılır. Yer, zaman ve kahramanlar diğer unsurlardır.
Bu anlatım türünde işlenen düşünce, olaylar içindedir ve her şey hareket hâlindedir. Yani, olayların akışı, zincirleme olarak gelişir ve hareket ögesi ile birbirine bağlanır.
Bu anlatım biçimi, yukarıdaki edebî türlerde kullanıldığı gibi yemek tarifleri, problem çözümleri, deney anlatımları gibi bilgilendirme veya beceri kazandırmayı amaçlayan anlatımlarda da kullanılabilir. Hikâye etme, dört ana unsur üzerine kurulur:
(1) Olay (hâdise = vak'a)
(a) Giriş (serim)
(b) Gelişme (düğüm)
© Sonuç (çözüm)
(2) Kişiler
(3) Yer
(4) Zaman

Öyküleyici anlatım örneği:

Hacı Süleyman yürüye yürüye, dik bir kayalığın dibine vardı. Her yan keklik ötüşü kesilmişti. Ancak, binlerce kekliğin bir taneciği bile ortada yoktu. Hacı Süleyman köpeğine kızdı.: ‘’Senin burnun yok mu be? A it oğlu it!’’ diye çıkışarak köpeğe bir tekme attı. Köpek kuyruğunu ardına kıstı ve beş on adım öteye kaçtı. Hacı Süleyman’ ın gözlerini kan bürümüştü. Bu keklik bolluğunda üç beş çift olsun vurmasın ha? Elinden gelseydi, çifteyi güneşe tutup öldürücülük hırsını doyurmak için ateş edecek ve güneşi kör edecekti. Gözleriyle dört bir yanı arıyordu. İsterse keklik olmasın, canlı bir şey vurup öldürebilseydi, içi oldukça, rahat edecekti.
Halikarnas Balıkçısı – Ege’ den


2. AÇIKLAYICI ANLATIM
Açıklama, herhangi bir şey hakkında okuyucuya (veya dinleyiciye) ayrıntılı bilgi (veya haber) vermek, bir şeyi öğretmek gerektiği zaman kullanılan bir anlatım biçimidir. Okuyucu veya dinleyicinin zihninde beliren kim, ne, nasıl, niçin, ne zaman gibi soruların cevapları açıklama yoluyla verilerek üzerinde durulan konu açıklığa kavuşturulur. Açıklama biçimi atasözleri, öz deyişler, seçme mısralar gibi özlü sözlerin yorumunda daha çok kullanılır. Makale, deneme, sohbet, eleştiri vb. gibi edebî yazılarda da yeri geldikçe açıklama yoluna başvurulabilir. Konunun açıklanmasında tanımlama, karşılaştırma, örnekleme, sınıflandırma gibi yollardan da yararlanmak mümkündür.
Herhangi bir özlü sözü açıklamak gerektiği zaman önce, verilen sözdeki kelimelerin anlamları üzerinde durulur. Özlü sözlerde kelimeler, çoğunlukla gerçek anlamları dışında, (mecaz anlamlarıyla) kullanıldığı için bu anlamın doğru tespit edilmesi ve buna göre sözün doğru anlaşılması çok önemlidir. Konu bu şekilde belirlendikten sonra yukarıda anlatılan kompozisyon yazmada kullanılacak plâna göre düşünceler açıklanır.

Açıklama, öğretme amacıyla oluşturulan makale, deneme, fıkra, sohbet, eleştiri vb. edebî türlerde kullanılmaktadır. Her hangi bir konuyu geliştirmek ve anlaşılır duruma getirmek için açıklama türünü seçmek gerekir.
29 Ekim 1923 (Cumhuriyet'in ilânı) hakkında bir yazı yazmak gerektiğinde, bu anlatım türüne başvurulur. Burada, anlatımın açık ve kesin olması gerekir. Düşünce yazıları, bu anlatım türüyle yazılacağından kelimeler, sözlük anlamlarında kullanılmalı; süslü, sanatlı, mecazlı anlatışa yer verilmemelidir.
Açıklamalı anlatım türünde yazar, ele aldığı konuda okuyucusunu aydınlatmak, ona bilgi vermek amacını taşır.

Açıklayıcı anlatım örneği:

Eğitim, aslında kişinin ‘’yaşama’’ etkin biçimde uyumunu sağlayan bir etkinliktir. Bu dünya Kurulduğundan beri şu ya da bu biçimde süregelmiştir. Ailede ana ve babanın, okulda öğretmenin, toplumda yöneticilerin asıl ödevi, çocuğun günlük yaşama daha iyi uyum sağlayabilmesi için uygun ortamı sağlamaktır. Bu bakımdan eğitim, yaşama başarıyla uyum sağlayacak insan yetiştirme bilim ve sanatı olarak da düşünülebilir.
Eğitim Psikolojisi – Cavit BİNBAŞIOĞLU


3. BETİMLEYİCİ (TASVİR ETME) ANLATIM
Tasvir, Arapça bir kelime olup, herhangi bir varlığın rengini, kokusunu, tadını, görünüşünü, özelliklerini... anlatma ve canlandırma (bir anlamda yazıyla resmetme) demektir. Çevremizde bulunan hemen her şeyi, her olayı tasvir yoluyla anlatmak mümkündür.
Tasvir başlı başına bir edebî tür olmadığı hâlde roman ve hikâye gibi eserlerde olayların, varlıkların, mekânın anlatımında vazgeçilmez bir yoldur. Tasvirin başarısı yazanın iyi gözlem yapmasına, duyulardan olabildiğince yararlanmasına, kendinden bir şeyler katmasına ve plânlı olmasına bağlıdır. Eşyayı veya manzarayı sadece dış görünüşüyle, bir sıraya koymadan uzun uzadıya, gelişigüzel anlatmak okuyucuyu sıkar, bıktırır. Tasvir edilenler karşısında duyulan hislerin anlatıma dahil edilmesi, tasvire canlılık katar, ruh verir. Dış dünyayı beş duyusuyla algılayan yazar, tasvir ederken duyularından yararlanır, benzetmeler yapar, kendi hislerini, öznel değerlendirmelerini de tasvire katar; ama bunda aşırılığa gitmez. Yazıyı dağınıklıktan kurtarmak ve okuyucunun anlatılan yeri veya nesneyi zihninde daha kolay canlandırmasını sağlamak için, konunun özelliğine göre, anlatılanı (yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya, uzaktan yakına, yakından uzağa, soldan sağa, genelden özele, özelden genele, dışarıdan içeriye, içeriden dışarıya, büyükten küçüğe... gibi) bir sıraya koymak gereklidir.

Tasvir etme anlatım türü, belli bir konuda izlenim kazandırmak istendiği zaman kullanılır. Tasvir etme; varlıkların durumlarını, özelliklerini, kelimelerle resim çizer gibi anlatmadır ve okuyucunun gözleri önünde canlandırmadır. Yazar; ayrıntıların seçiminde çok dikkatli olmalı; varlıkları, birbirinden ayıran özellikleri bilinçli olarak saptamalıdır.


Portre
Bir kimseyi karakteristik özellikleriyle okuyucuya tanıtmak amacıyla yazılan edebî yazılara portre denir. Kişinin sadece dış görünüşünün (boyunun, yüzünün, giyinişinin, hareketlerinin...) anlatıldığı portreye fizikî portre; iç dünyasının, alışkanlıklarının, duygularının, fikirlerinin, zayıf taraflarının ... anlatıldığı portreye ruhî portre (tinsel, moral portre) denir. Çoğu zaman fizikî portre ile ruhî portre iç içe verilir.
Fizikî portre; kişiyi diğer insanlardan ayıran dış özellikleri iyi bir gözlemle belirlendikten sonra, uygun sıfatlar kullanılarak özgün bir şekilde yazılır.
İç dünyanın anlatıldığı ruhî portrede ise; kişinin ahlâkı, alışkanlıkları, düşünceleri ilginç bir üslûpla yazılır. Portreye konu kolan kişiye ait, düşünceleri ve anlayışları daha etkili olarak ortaya koymak için onun sözlerine de yer verilebilir.
Romanda olay kahramanları değişik bölümlerde (yeri geldikçe) gerek dış görünüşleriyle gerekse karakter özellikleriyle okuyucuya tanıtılır. Okuyucunun roman kahramanlarını hayâlinde canlandırması sağlanır. Bu yönüyle portre bölümlerine, romanlarda daha çok rastlanabileceği gibi bağımsız bir edebî tür olarak yazılmış portreler de vardır.

Portre örneği

ATATÜRK
Atatürk her şart içinde kendisini empoze edenlerdendi. Bakışında, jestlerinde, ellerinin hareketinde, kımıldanışlarında ve yüzünün çizgilerinde bütün bir dinamizm vardı. Bu dinamizm etrafını bir çeşit sessiz sarsıntı ile dolduruyordu. Öyle ki birkaç dakikalık bir konuşmadan sonra bu mütevazi ve rahat adamın, bu öğreticinin anında bir uçtan öbür uca geçebileceğini, meselâ en rahat ve kahkahalı bir sohbeti keserek en çetin bir kararı verebileceğini ve daha gücü bu kararı verdikten sonra yine aynı noktaya döneceğini düşünebilirsiniz. En iyisi istim üzerinde bir harp gemisi gibi çevik, harekete hazır bir dinamizm diyelim.
A. H. Tanpınar, Beş Şehir’den



Esas olarak, iki türlü tasvir vardır:
(1) İnsan Tasviri (Portre)
(a) Fizikî Portre : İnsanın dış görünüşünü ortaya koyan tasvirdir.
(b) Ruhî Portre : İnsanın ruh özelliğini ortaya koyan tasvirdir.
© Fizikî ve Ruhî Portre: İnsanın hem fizikî, hem de ruhî özelliğini veren tasvirdir.

(2) Eşya (Şeyler) Tasviri: İnsan dışındaki bütün canlı ve cansız varlıkların tasviridir:
Örnekler:
(a) Olay Tasviri
(b) Doğa Tasviri
© Hayvan Tasviri
(d) Bitki Tasviri
(e) Kültürel Değerlerin Tasviri
(f) Tarihî ve Mimarî Eserlerin Tasviri
(g) Yerleşim Merkezleri Tasviri (İl, ilçe, mahalle ve sokak) vb.

Tasvir yazıları, daha çok olaya dayalı (tahkiyeli) edebî türlerde bulunur. Örnek: Roman, hikâye, tiyatro eseri, film senaryosu vb.
Her hangi bir şeyi, etkili olarak tasvir edebilmek için özellikle gözlem yapmak gerekir. Tasvirde, tasviri yapılan olaylar, kişiler ve nesneler gerçeğe aykırı olmamalıdır. Ayrıca tasvirde, abartma (mübalağa), mecaz ve benzetme (teşbih) sanatlarına fazla yer verilmemelidir. Bu sanatlara yer verilmesi gerektiğinde gerçeklere uygunluk, ön plânda olmalıdır.


Tasvir örnekleri
"İğdelerin keskin bayıltıcı bir kokusu vardır. Antakya bahçelerindeki baygın kokuları aratmaz insana. Dallar arasında gizlenmiş, görünmeyen dudakların üflediği altın tozları gibi yüzümüze serpilir; gözümüzü, gönlümüzü doldurur.
...
İnsan, bu düş içinde zamanı unutur. İğde dallarından birini koparmış kokluyorsunuz, ama farkında mısınız? Kulağımıza uzaktan tatlı tatlı çıngırak sesleri gelir. Az önce yürüdüğümüz yollardan bir kervan geçer. Katırları, develeri, gül denkleriyle, ağır kumaşlarla, ipek halılarla mı gelir? Bu kervan, Hazar kıyılarından, Keşmir'den, Buhara'dan mı gelir? Bir zaman, kıtalar arası yollardan biri buralardan da bir kol vermiş. Bu çıngırak sesleri, sanki o çağdan gelir. Ama niçin bu kadar gecikmiş? Ta bu geceye kalmışlar?"
Selâhattin BATU, Ankara Geceleri

HOROZ
Sırtında sanki kanla, altınla işlenmiş ağır, parıl parıl bir manto! Başında vahşi ruhunun timsali gibi balta şeklinde kıpkırmızı tacı! Yerde hançer gibi keskin bir gaga! Sonra, ayaklarındaki mahmuz dediğimiz sivri süngüleri! Dikkat ederdim: Tavukların hiçbirini sevmezdi.
Yerde bir şey bulup “gıt gıt” diye çağırması, beni hiddetlendiren bir yalandı. Yiyecek bir şey buldu mu kendi yutardı. Yenmeyecek, yutulmayacak bir taş, bir kum parçası buldu mu hemen tavuğa ikram:
− Gıt, gıt, gıt!...
Ömer Seyfettin

KÖHNE KAMYON
Her yanı gıcırdayıp tangır tungur sallanan ve art borusundan bir lokomotif bacası gibi dumanlar çıkaran bu köhne, bu derme çatma taşıt müstehasesi, herhangi bir arızaya uğrayıp ikide bir, yol ortasında hareketsiz kalıyor; makinesi söyleniyor, homurdanıyor ve uzun müddet hep bulunduğu noktada hırçın hırçın tepiniyordu.
Y.K. Karaosmanoğlu

Evler hep ahşap ve iki katlı. Köhne çatılar, karşıdan karşıya birbirinin üzerine abanır gibi abanır gibi uzanmış eski zaman saçakları. Ortada baştan başa uzanan bir aralık kalmış olmasa sokak, üstü kemerli, karanlık bir geçit olacak. Doğuda, batıda bu aralık renkten renge giren bir ışık yolu olur. Fakat sokağın yanları her zaman serin ve loştur. Köşenin başında durup bakarsanız her pencerede kırmızı toprak toprak saksılar ve kararmış gaz sandıkları görürsünüz. Saksılarda al, beyaz, mor sardunya, küpe çiçeği, karanfil; gaz sandıkları da öbek öbek yeşil fesleğenle dolu.
Halide Edip Adıvar – Sinekli Bakkal




4) TARTIŞMACI ANLATIM
Tartışma, herhangi bir konuda, okuyucuyu (veya dinleyiciyi) kendi gibi düşünmeye yönlendirmek ve onların yanlış kanaatlerini değiştirmek isteyen yazarların başvurduğu anlatım biçimidir. Bu yöntem çok yaygın olarak kullanılan bir anlatım biçimi olmasına rağmen, genellikle açıklamayla birlikte kullanılır. Tartışmadan amaç yanlış anlayışları ortadan kaldırmaktır. Bu anlatım biçiminde önce, değiştirilmek istenen düşünce ele alınır, daha sonra örnekleme, açıklama, karşılaştırma gibi yollarla düşüncenin yanlışlığı bir anlamda ispatlanmaya çalışılır. Açık oturum, panel, forum, münazara, makale gibi türlerde tartışma biçimi daha çok kullanılır.
Doğruluğu herkesçe kabul edilen konular üzerinde tartışmak yersizdir. Farklı anlayışların bulunduğu, birbirine zıt konular tartışma için daha uygundur: Turizmin gelişmesinde doğal güzellikler mi önemlidir, tesisler mi önemlidir? Flört, kişiyi hayata hazırlar mı, hazırlamaz mı? Ekonomik gelişmede tasarruf tedbirleri işe yarar mı, yaramaz mı? gibi.
Tartışmada, savunulan konuyla ilgili ayrıntılı bilgi sahibi olunmalı, nesnel davranılmalı, konu saptırılmamalı ve amacından uzaklaştırılmamalıdır.

Tartışmacı anlatım örneği:

Bu memleket niçin bizim? Dört yüz atlıyla Orta Asya’ dan gelip fethettiğimiz için mi? Böyle diyenler gerçekten benimsemiyor, anayurt saymıyorlar bu memleketi. Gurbette biliyorlar ken-dilerini yaşadıkları yerde. Frigyalılar, Yunanlılar, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Moğollar’da fethetmişler Anadolu’ yu. Ne olmuş sonunda? Anadolu onların değil, onlar Anadolu’nun malı olmuş. Bu memleket bizim olduğu için bizim. Fethettiğimiz için değil.
Sabahattin EYÜBOĞLU – Mavi ve Kara



Türkiye'nin En Kaliteli Türkçe Dersi Kaynak Sitesi
www.mesuthayat.com



Teşekkür Edenler: slmn57
Alıntı Yap
.

MesutHayat Kazandıran Kitaplar


Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  ANLATIM ÖZELLİKLERİ Mesut Hayat 0 640 02/01/2015, 19:46
Son Mesaj: Mesut Hayat
  Anlatım Biçimleri-Düşünceyi Geliştirme Yolları Mesut Hayat 2 2,060 01/03/2013, 20:40
Son Mesaj: sahin_21

Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi

Türkiye
Powered by MyBB © 2002-2016 MyBB Group
Forum Destek Yetkilisi: Samed BAYRAM


Tasarım