Türkçe Dersi Kaynak Siteniz | MesutHayat.Com



2016 - 2017 Türkçe Dersi Yeni Kaynak Flash Diski Çıktı


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi
Türkçe Dersi Kaynak Siteniz | MesutHayat.Com Konu Bilgileri
Konu Başlığı : Desem Öldürürler, Demesem Öldüm
Yazar : Mesut Hayat Konuyu Paylaş :
Cevap Sayısı : 0 Görüntüleme : 548


Desem Öldürürler, Demesem Öldüm
Konu: 2,763
Mesaj: 4,490
Teşekkür: +17763
Cinsiyet: Bay
Katılış Tarihi: 17/07/2012

Desem Öldürürler, Demesem Öldüm
İsmet ÖZEL

165 Sayfa - Deneme





AYLAK ZARAFET



Nihayet “yazmaya” yeniden başlayabildim. Hanidir kendime sorup durur ve yani şu sualden başımı alamazdım: Ne sebeple, yeniden, yazı yazacaktım, şiir değil de düzyazı dedikleri şeye bir daha, biraz daha vakit harcayacak duruma neden düşecektim? Gün olmuş, sırası gelmiş ve yazma olgusunun bence ne demeğe geldiğini kendime de, okurlara da izah etmiştim. O günler geçmişti. Yazdıklarımın neye değdiğini başından beri biliyorum. Bunca tecrübeden sonra bilmediğim bir şey daha ortaya çıktı:


Okur tabakasının neye değdiğini bilhassa bilmediğimi fark ettim. Bu fark ediş, yani bilgisizliğimin kafama dank edişi yazan, yazmaktan başka işe yaramayan elimi, yazdığımı yayına ulaştıran kolumu bağladı. Kimler için yazacak, kimlerin göz gezdirdiği yayın organlarında (sanki böyle bir şeyi isteyen de varmış gibi) boy gösterecektim? Bu yazı sizler tarafından okunduğuna göre, şimdilerde bir yazma sebebi buldum galiba. Bulduğumu bir kendini kandırma sebebi saymayacak olursak. Ne sebeple yeniden yazıyor, yazma işinde ısrar ediyorum?


Kirden uzak durdukça gönlü rahatlayanların el atacakları bir metne varma zarureti sebebiyle yazmağa başlıyorum. Kirden uzak duranlar olduğunu farzediyorum. Onların gönlünün kirden uzak durdukça rahatladığını farzediyorum. Her birinin el atacak bir metne varma zarureti altında bulunduklarını farzediyorum. Hadisenin istediğim merkezde vukuunu ümid ediyorum. Allah’ın Türk milletine vaadi olduğunun anlaşılmasını ümid ettiğim gibi. O halde bu yazıya sualleri çoğaltarak devam edelim. Müteakip sual: Kir nedir?


Kirin ne olduğu sualini cevaplandırmaya kalkışırsak ilk ağızda zihnimiz bizi kirlenme fiili, kirletme faaliyeti gibi hallere teksif olmaya zorluyor. “İlk hâtır esastır”. Yani kir dediğimiz şeyi kirletme ve kirlenme fiilinden ayrı düşünemiyor, kirin kasıtla doğduğunu kabul ediyoruz.

Bu yaklaşım bizi ergenlik çağlarımızdan beri hep başımıza geldiği gibi kabahati kendimizden başkasında bulma kurnazlığımıza iliştiriveriyor. Temizlik elden gittiyse ve kir hakimiyet kurduysa bunu mutlaka bizden başkaları yapmıştır. Sizin hatırınızı kıracak değilim.

Tamam, kirleten “biz” değiliz; ve lâkin yine de kendimizi şu sualden berî kılamayız: Kirletmedik diye temiz kaldık mı? Kirletmeyişimiz kirlenmeyişimiz anlamına da geliyor mu? Hayır, maalesef, hayır. İşte bu yüzdendir ki, kimseden, kirden uzak durdukça gönlü rahatlayanların temizliğinden de emin olamıyoruz.

Pislik saydığımız her ne ise, o şey hususen kirletmenin sonucu olarak yayılmıyorsa, demek ki kirin halihazırdaki hakimiyetine sebep olan bilhassa atalet, yani temizlenmekten geri durmak veya temizlenmede geri kalmaktır. Bütün bu hususlarda zihin açıklığı istikametinde yol almamız gerekiyor.

Yazmamın, yazmaya devam etmemin bir gereklilik şekline bürünmesi, kiri olduğu yerden kaldırmadıkça, kiri sevdiklerinden uzaklaştırmadıkça, kirden şahsen uzak durmanın sahtekârlığa dönüştüğünü bizzat yaşamamdır. Gücüm yettiğince yazacağım.

Hesabıma göre sonunu getirmenin uzun zamana baliğ olacağı bir metinle bundan böyle temas halinde kalabilirsiniz. Bu akışı başlatan yazının alınlığı Arthur Rimbaud’dan mülhemdir. CHANSON DE LA PLUS HAUTE TOUR şiiri şöyle başlıyor:

“Oisive jeunesse
A tout asservie,
Par délicatesse
J’ai perdu ma vie.”

Yukarıdan iki kelimeyi yerlerinden koparıp kaptığım gibi alınlığa yapıştırdım. Pek güzel oldu. Ben bu günlere kadar altmış yedi yıl boyunca yükünü çektiğim ömrümü aylak bir zarafet içinde yaşadım. Hep aylaktım.

Şimdiye kadar “TOPLUMSAL KURUM” dedikleri ve bu ülkede yaşayan herkesi asıl şeklinden mahrum bırakan şeylerin hiçbirine sadakat göstermedim. Hep zariftim. Zarafetim gereği elimi asalet unvanımın beni dokunmaya icbar ettiği şeyden bir başkasına hiç değirmedim. Çarşıya pazara çıkmam, dostlar alış verişte görsün tedbirine hiç uymaz. Belki dost kazanamayışım böyle sonuçlandı.


Dünyaya gelen herkes birşey yaptı ve yapıyor.



Türkiye'nin En Kaliteli Türkçe Dersi Kaynak Sitesi
www.mesuthayat.com



Teşekkür Edenler: sahin_21 , semaberfin
Alıntı Yap
(En son düzenleme: 09/08/2012, 09:51 Mesut Hayat.) .

MesutHayat Kazandıran Kitaplar


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi

Türkiye
Powered by MyBB © 2002-2016 MyBB Group
Forum Destek Yetkilisi: Samed BAYRAM


Tasarım