Türkçe Dersi Kaynak Siteniz | MesutHayat.Com



Türkçe Dersi Kaynak Flash Disk


Konuyu Okuyanlar: 2 Ziyaretçi
Türkçe Dersi Kaynak Siteniz | MesutHayat.Com Konu Bilgileri
Konu Başlığı : Eğitici Tolstoy Kitap İncelemesi-Seminer Çalışması
Yazar : Mesut Hayat Konuyu Paylaş :
Cevap Sayısı : 3 Görüntüleme : 9700


Eğitici Tolstoy Kitap İncelemesi-Seminer Çalışması
Konu: 3,036
Mesaj: 4,818
Teşekkür: +28232
Cinsiyet: Bay
Katılış Tarihi: 17/07/2012

Eğitici Tolstoy Kitap İncelemesi-Seminer Çalışması Dainel Moulin tarafından yazılan kitabın eleştirel gözle incelenip tartışılması

35053472_10156331333307557_9035381077790...e=5BB76318







Tüm Üyelerimizin 24 Saat İçinde 10 Ek Dosya İndirme Hakkı Vardır (Özel Üyeler Hariç)
.zip   
  • Boyut: 34.47 KB
  • İndirme Sayısı: 1,028


  • Türkiye'nin En Kaliteli Türkçe Dersi Kaynak Sitesi



    Teşekkür Edenler: BY15 , efsa33 , yener75 , KVSRZTRK , meyyale , dora , OSMAN.1 , esma8255
    Alıntı Yap
    (Son Düzenleme: 09/06/2018, 19:50, Düzenleyen: Mesut Hayat.) .
    Konu: 3,036
    Mesaj: 4,818
    Teşekkür: +
    Cinsiyet: Bay
    Katılış Tarihi: 17/07/2012

    EĞİTİCİ TOLSTOY
    Çarlık Rusya Eğitim Bakanlığı’ndaki hükümet yetkililerinin Tolstoy’un eğitim uygulamaları ve yayınlarına gösterdiği düşmanlığa rağmen, Tolstoy muhteşem bir yenilikçiydi. Amerika ve başka yerlerdeki deneysel okullar, Tolstoy’un kendi deneyimlerini aktardığı raporlarından o günden bugüne oldukça yararlanmışlardır. Tolstoy’un pedagojik makaleleri, bu okulların düşünsel niteliklerini belirlemesinin yanı sıra Tolstoy’un ruhsal yeniden doğuşundan sonra denediği dini ve felsefik yazıların çok büyük bir kısmını biçimlendirir. Tolstoy, eğitim çalışmalarını edebî eserlerinin çok üstünde tutmuştur. Bundan dolayı da onun eğitime verdiği katkının bir kez daha değerlendirilmesi çok önemlidir.
    Eğitim-öğretim ve yetiştirme kavramı ilk kez ciddi olarak Tolstoy tarafından sorgulanır. Tolstoy insanın belirli klişelere göre biçimlendirilmesi anlamındaki eğitimi verimsiz ve olanaksız olarak nitelemiştir. Eğitim yerine kültür kavramını koymuş ve eğitim-kültür arasındaki farkı zorlama olarak belirtmiştir. Öğrenme eğitim değil, kültür süreci olmalıdır. Tolstoy düşüncelerini yaymak için çıkardığı Yaysana Polyana adlı dergide “Öğretimde tek bir ölçüt olduğunu kabul edelim: özgürlük” diyordu. Tolstoy okulun öğrencilerin özel ihtiyaçlarına uyarlanması ilkesine uygun olarak kendi okulunun başkaları için belki de en kötü örnek olabileceğini kabul etmeye hazırdı. Bu ilke “tek bir en iyi yoktur” ifadesiyle günümüzdeki alternatif eğitimin de temel ilkelerinden biridir. Tolstoy’un çocukların ihtiyaçlarını temel alan bu liberter yaklaşımı, 20. yy da “özgür okulların” gelişimini de büyük ölçüde etkilemiştir.

    Mustafa Rahmi Balaban (1935, Fikirler, sf. 15), Tolstoy’u, Rousseau gibi sosyal yalanlara karşı en gür bağıran, trajik şefkatli, yakıcı samimiyetli, iyiliğe karşı eşsiz ihtiraslı bir ahlakçı olarak değerlendirir. Kendi zamanındaki çirkinlikleri de ses çıkaran ve bunun tek ilacının ahlak olduğunu söyleyen samimi bir adamdır.

    Nafi Atuf Kansu,Tolstoy’un kişinin kendini ıslah etmeyi düşünmeyerek, önce yakınlarını ve çocuklarını yetiştirme sevdasına düştüğünde, eğitimin çok güç bir iş olduğu görüşünü vurgular. Eğitimci sözleri ile değil, hayatı ile örnek bir kişi olmalıdır.

    Tolstoy’un çocukluğundan itibaren yaşadığı eğitim ortamını Rusya eğitim sisteminin çıkmazları eşliğinde veriyor. Sorgulayan, gidişattan hoşnut olmayan bir Tolstoy portresi var karşımızda.
    Tolstoy’un eğitim ile ilgili ilk değerlendirmeleri yaşadığı dönemin eğitim anlayışını eleştirisi ile başlar. Nitekim Tolstoy bu doğrultuda üniversite öğrenimini kendisine bir şey kazandırmadığı gerekçesi ile yarıda bırakmıştır. Dönemin eğitim sistemi onun anlayışı işe örtüşmemişti. Dolayısıyla Tolstoy’un o yıllardan itibaren zihnini meşgul eden eğitim üzerine düşünmesini sağlayan sorular kendiliğinden belirivermişti. Eğitim nasıl olmalıydı? Bireyin ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir eğitimin amaçları ve içeriği nasıl belirlenmeliydi?
    Tolstoy eğitimin ücretsiz ve gönüllü olması gerektiğine inanırdı. Çocuklar öğrenmeye kendi rızalarıyla gelmeliydiler, zira eğer eğitim iyi bir şey ise, soludukları hava kadar gerekli görülmeliydi(Simmons,1968: 3)

    Tolstoy’un ilk yayınlanan kitabı Çocukluk. “Öğrenmenin duygusal bir deneyim olarak tasviri” anlatılıyor Çocukluk’ta. Tolstoy’un öğrencilerle iyi, arkadaşça kurulan bir ilişkinin önemine olan inancı, ezberci eğitimin bayağılığı gibi konulara evrensel bir bakış açısı var kitapta. Bir ömre uygulanması gereken düstur da yine Tolstoy’dan geliyor: “Önemli hayat dersleri, okuldaki derslerin dışında öğrenilir. Çocuğun, yetişkinlerle ve diğer çocuklarla olan ilişkileri, oyun oynayışı ve doğadaki deneyimleri bilhassa kıymetlidir.”
    Bireysel özgürlüğü yöntem olarak benimsedi ve eğitimde okulların değil, hayatın belirleyici olduğu sonucuna vardı. Bütün zorlayıcı yöntemleri kaldırdı ve öğrencilerin kendi yöntemlerini geliştirmelerine izin verdi. Okulu terk etmek ve okula kaydolmak tamamen serbestti. Sınavlar, ödüllendirme ve cezalandırma sistemi yoktu. Eğitimin başlıca görevi, çocuklara olabildiğince az şey öğretmek ve onların bütün insanların eşit ve kardeş olduğunu fark etmelerini sağlamaktı.

    Görüldüğü gibi Tolstoy’un düşünceleri sadece yaşadığı dönemin meselelerine seslenen bir kısırlığa sahip değil. Günümüz eğitim sorunları düşünüldüğünde eğitici Tolstoy’un merkeze aldığı her konu ve çözüm önerileri bugün için de geçerlidir.
    Tolstoy eğitime ise hem teorik eserleriyle, hem öğretmenlik çalışmalarıyla hem de yazdığı okul kitaplarıyla hizmet etmiştir. Halkı yaşadığı sefaletten kurtarmak için, köylülerin çocuklarına yönelik İ. Poliana köyünde Jasnaja Poljana adında bir okul kurdu. Açtığı okulda çocuklara ne öğreteceğini bilmediği için onları bütünüyle serbest bıraktı.

    Tolstoy; ilk önce kendi evinde, daha sonra projesi büyümeye başlayınca evinin yanındaki binalarda kurduğu okullar olan Yasyana Polyana’da öğretmenlik yapıyor.
    İdeallerini gerçekleştirmek istediği bir merkez kurmanın ardına düşüyor Tolstoy. Avrupa ülkelerine giderek oradaki eğitim sistemini araştırıyor. Birçoğunda da istediği idealleri bulamıyor. Kendi okulunda kendi sistemiyle öğrenci yetiştiriyor böylece.
    Hiç şüphesiz ki 1857 ve 1860’daki Avrupa gezilerinin ve okul ziyaretlerinin, O’nun görüş ufkunu açtığı söylenebilir. Bu gözlemleri sonucunda “Bir insanın eğitimindeki temel rol, okullar tarafından değil, hayat ya da sokak tarafından oynanmaktadır.” görüşü bugün de üzerinde düşünülmesi gereken bir görüştür. Jean Jacques Rousseau’nun 1762’de yazdığı ve çağdaş eğitimin manifestosu olarak kabul edilen Emile adlı eserin izlerini Tolstoy da görmek mümkündür.

    İzlenimlerini, düşünce ve deneyimlerini Yasyana Polyana dergisinde yazıyor. Moulin, kitabın ikinci bölümünde özellikle bu yazılara yoğunlaşıyor. Makalelerin Rusya’dan başlayan ve dünyaya yayılmasına arzulayan mesajlarına açıklık getiriyor. Tolstoy’un tedirginliğine de şahit oluyoruz bu yazılar aracılığı ile.
    Tolstoy “Ulusal Eğitim Üzerine” adlı makalesinde eğitimi, “eşitlik arzusuna ve bilgiyi artırmaya dair değişmez bir eğilime ya da dürtüye dayanan insan faaliyeti” olarak tanımlamıştır (Simmons, 1968: 4). Zira eğitimin temel anlamı, diye devam etmişti, belirli bir bilgiyi özümsemekte değil, çocuklarda bilgiye dair bir ilgi uyandırmaktadır (Simmons, 1968: 9).
    Ortaya konan düşüncelerin evrenselliği tartışılmaz. Örneğin Tolstoy ne diyor 1800’lü yılların sonundan günümüze uzanan mesajında: “Çocuk, doğal bir şekilde öğrenmesi için kendi haline bırakılmalı. Bir çocuğun tecrübe ettiği istemler, o çocuğun gelişimi için gerekli olan şeyle örtüşür.”

    Üniversiteler hakkında da kendi yaşantısını ortaya koyarak tespitleri var Tolstoy’un. Önce Doğu dilleri ve hukuk okumak için üniversiteye giren Tolstoy, mezun olmadan ayrıldığı üniversitelerin durumunu öyle ifadelerle anlatır ki aradan geçen uzun yıllara rağmen birçok şeyin değişmediğini görmek ne hazin bir tablo.
    “Bu tapınaktan biraz bilgi sahibi, faydalı insanlar olarak çıkacağımızı… farz etmeye hakkınız yok. Aslında bu üniversiteden ne alıp götürüyoruz, neye hazırlanıyoruz?” diye soruyor Tolstoy. Gerçekleştirilmek istenen özgür düşüncelerin üniversite hocaları tarafından engellenmesi sorunu, aslında sadece geçmiş dönemin gelenekçi kafası ile ilgili bir sorun değil. Tolstoy, Gençlik adlı eserinde üniversite eğitimi üzerinde duruyor. Sınav sisteminden başlayıp müfredatlara kadar uzanan bir çizgide yapıyor değerlendirmelerini.
    Kitabın 3. bölümü sonuç bağlamında. Tolstoy’un eğitsel düşüncesinin sonuçları anlatılıyor. Gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki burada ortaya konan düşünceleri okullarımızda toplu olarak olmasa da bireysel olarak bile uygulamaya çalışsak birçok yanlışın önüne geçmiş oluruz.
    Tolstoy’un eğitsel düşüncesinin temelini oluşturan iki kavramı akıllardan çıkarmamak gerek: “Ne öğreteceğimi nasıl bileceğim ve nasıl öğreteceğim?” Eğitim camiasının içinde yer alan herkes bu sözü sürekli dillendirerek hayatına uygulamaya başlasa, sorun denen birçok çıkmazdan da kolaylıkla kurtulmuş olacağız. Ezberci eğitimi hem öğrenci için hem de öğretmen için bir çıkmaz olarak gören Tolstoy’un ne kadar haklı olduğunu yaşayarak görüyoruz.
    Tolstoy, eğitim ve kültür kavramlarının ilişkisini irdelemiştir. Eğitim bir toplumda o toplumun kültür özelliklerini taşıyan ve belirli niteliklere sahip bir birey yetiştirmek midir? Yoksa bireyi belirli bir muhakeme seviyesine ulaştırarak önüne seçenekleri sunmak ve bu doğrultuda karar verme, kendini tanımlama fırsatı sunmak mıdır? Aslında bu sorular eğitim dünyasının önemli ikilemlerinden birini oluşturmaktadır. Bu ikileme Tolstoy’un yaklaşımı ise eğitim ve kültür kavramlarının içeriğini değerlendirerek yeniden tanımlamak olmuştur. Tolstoy eğitim kavramının yerine kültür kavramını koyarak meseleyi çözdü. Kültür, eğitim, öğrenim ve öğretim kavramları arasında açık bir ayrım yapılması gerektiğini ileri sürdü. Kültür, bireyin karakterini biçimlendiren tüm toplumsal güçlerin toplamı olarak tanımlanıyordu. Eğitim insanlara özel bir karakter tipi ve alışkanlık vermeye yönelik bilinçli bir girişimdi. Tolstoy’un sözleriyle: “Eğitim bir insanın başka birini aynı kendi gibi yapma eğilimidir.” Eğitim ile kültür arasındaki fark zorlama idi. “Eğitim kısıtlama altındaki kültürdür. Kültür özgürdür.” Tolstoy öğrenim ve öğretimin hem eğitime hem kültüre bağlı olduğunu ileri sürüyordu. Öğrenim bir kişinin bilgisinin başka birine iletilmesiydi; öğretim ise fiziksel becerilerin öğrenimi idi. Tolstoy öğretim ve öğrenimin özgür olduklarında kültür araçları olduklarını söylüyordu. “Öğretim öğrenciye mecbur edildiğinde ve öğrenim belirli sınırlar çerçevesinde gerçekleştirildiğinde, yani sadece eğitimcinin gerekli gördüğü konular öğretildiğinde” eğitimin aracıydılar (Spring,1991: 36).
    …………………………………………………………………………………….

    Türkiye'nin En Kaliteli Türkçe Dersi Kaynak Sitesi



    Teşekkür Edenler: suna264
    Alıntı Yap
    .
    Konu: 0
    Mesaj: 1
    Teşekkür: +1
    Cinsiyet: Bayan
    Katılış Tarihi: 12/06/2018

    (09/06/2018, 20:27)Mesut Hayat Adlı Kullanıcıdan Alıntı: Öğretmen Tolstoy'u Tanıyalım
    Daniel Moulin’in, romanları ve hikâyeleri ile tanıdığımız dünya edebiyatının en önemli isimlerinden Tolstoy’un eğitimci yanını anlattığı 'Eğitici Tolstoy' adlı kitabı üzerine bir yazı…
    Dünya edebiyatında roman dendiğinde ilk sıralarda sayılır Tolstoy’un adı. Acılarla ve gizemlerle dolu bir ömür ve her biri başyapıt olan eserlerin sahibinin, yazarlık dışında belki de ön planda tutulması gereken bir özelliği de eğitimci yanıdır. Eserlerinde eğitime verdiği önemi, bakış açısını hissettirse de Tolstoy’un eğitimci yanı edebiyatçı yönü ile aynı seviyede desem abartmış olmam.
    Daniel Moulin, Tolstoy’un eğitimci yönü üzerine yoğun araştırmaları ve çalışmaları olan bir akademisyen. Tolstoy’un “eğitsel düşünce biçiminin kapsamlı bir açıklamasını yapmayı ve bunu, onun edebi ve diğer yazılarıyla ilişkilendirmeyi” hedefleyerek “Eğitici Tolstoy” kitabını yazıyor.
    İlk kitabında başlıyor eğiticilik yönü
    Özgün bir biyografi ile başlıyor kitap. Moulin, okuyuculara Tolstoy’un çocukluğundan itibaren yaşadığı eğitim ortamını Rusya eğitim sisteminin çıkmazları eşliğinde veriyor. Sorgulayan, gidişattan hoşnut olmayan bir Tolstoy portresi var karşımızda.
    Tolstoy’un ilk yayınlanan kitabı Çocukluk. Otobiyografik bir eserdir bu. “Öğrenmenin duygusal bir deneyim olarak tasviri” anlatılıyor Çocukluk’ta. Tolstoy’un öğrencilerle iyi, arkadaşça kurulan bir ilişkinin önemine olan inancı, ezberci eğitimin bayağılığı gibi konulara evrensel bir bakış açısı var kitapta. Bir ömre uygulanması gereken düstur da yine Tolstoy’dan geliyor: “Önemli hayat dersleri, okuldaki derslerin dışında öğrenilir. Çocuğun, yetişkinlerle ve diğer çocuklarla olan ilişkileri, oyun oynayışı ve doğadaki deneyimleri bilhassa kıymetlidir.”
    Görüldüğü gibi Tolstoy’un düşünceleri sadece yaşadığı dönemin meselelerine seslenen bir kısırlığa sahip değil. Günümüz eğitim sorunları düşünüldüğünde eğitici Tolstoy’un merkeze aldığı her konu ve çözüm önerileri bugün için de geçerlidir.
    Polyana’dan dünyaya mesajlar
    Tolstoy; ilk önce kendi evinde, daha sonra projesi büyümeye başlayınca evinin yanındaki binalarda kurduğu okullar olan Yasyana Polyana’da öğretmenlik yapıyor. Bu okulun açılış gününü bir hikâye formatında tasvir ediyor yazar. Gözümüzün önünde canlanıyor o muhteşem sahne. Bahçeli bir ev, yirmi iki çiftçi çocuğu en güzel kıyafetleri ile okulun bahçesinde toplanıyor. Çocukların arasında dolaşıyor Tolstoy. Çocuklara okumayı isteyip istemediklerini sorarak dolaşan büyük yazar ve öğretmen Tolstoy. Ertesi gün ilk derse giriyor ve çocuklara Rus alfabesi çalıştırıyor.
    Körü körüne bir öğretmenlik arzusu değil onunki. İçinde uKde olan bir mesleği yaşatma derdinde de değil. İdeallerini gerçekleştirmek istediği bir merkez kurmanın ardına düşüyor Tolstoy. Avrupa ülkelerine giderek oradaki eğitim sistemini araştırıyor. Birçoğunda da istediği idealleri bulamıyor. Kendi okulunda kendi sistemiyle öğrenci yetiştiriyor böylece.
    İzlenimlerini, düşünce ve deneyimlerini Yasyana Polyana dergisinde yazıyor. Moulin, kitabın ikinci bölümünde özellikle bu yazılara yoğunlaşıyor. Makalelerin Rusya’dan başlayan ve dünyaya yayılmasına arzulayan mesajlarına açıklık getiriyor. Tolstoy’un tedirginliğine de şahit oluyoruz bu yazılar aracılığı ile. Tolstoy’un derginin ilk sayısında yer alan yazısından bir alıntı: “Benim için yeni bir alana girerken, kendimden ve yıllarca üzerine çalıştığım ve doğru olduğunu kabul ettiğim düşüncelerden endişe ediyorum. Çoğunun yanlış çıkacağına peşinen kanaat getirdim.” Tolstoy’u böylesine karamsarlığa sürükleyen durumun özeti derginin son sayısında çıkıyor karşımıza: “Hiç kimseyi ikna etmeden bu alanda çok fazla şey söylemek çok kolay.”
    Ortaya konan düşüncelerin evrenselliği tartışılmaz. Bu düşüncelerin Tolstoy gibi bir edebiyat dahisi tarafından ifade edilmesi konuyu daha ilgi çekici hale getiriyor. Örneğin Tolstoy ne diyor 1800’lü yılların sonundan günümüze uzanan mesajında: “Çocuk, doğal bir şekilde öğrenmesi için kendi haline bırakılmalı. Bir çocuğun tecrübe ettiği istemler, o çocuğun gelişimi için gerekli olan şeyle örtüşür.”
    Üniversite sistemi ne yetiştirir?
    Üniversiteler hakkında da kendi yaşantısını ortaya koyarak tespitleri var Tolstoy’un. Önce Doğu dilleri ve hukuk okumak için üniversiteye giren Tolstoy, mezun olmadan ayrıldığı üniversitelerin durumunu öyle ifadelerle anlatır ki aradan geçen uzun yıllara rağmen birçok şeyin değişmediğini görmek ne hazin bir tablo.
    “Bu tapınaktan biraz bilgi sahibi, faydalı insanlar olarak çıkacağımızı… farz etmeye hakkınız yok. Aslında bu üniversiteden ne alıp götürüyoruz, neye hazırlanıyoruz?” diye soruyor Tolstoy. Gerçekleştirilmek istenen özgür düşüncelerin üniversite hocaları tarafından engellenmesi sorunu, aslında sadece geçmiş dönemin gelenekçi kafası ile ilgili bir sorun değil. Tolstoy, Gençlik adlı eserinde üniversite eğitimi üzerinde duruyor. Sınav sisteminden başlayıp müfredatlara kadar uzanan bir çizgide yapıyor değerlendirmelerini.
    Kitabın 3. bölümü sonuç bağlamında. Tolstoy’un eğitsel düşüncesinin sonuçları anlatılıyor. Gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki burada ortaya konan düşünceleri okullarımızda toplu olarak olmasa da bireysel olarak bile uygulamaya çalışsak birçok yanlışın önüne geçmiş oluruz.
    Tolstoy’un eğitsel düşüncesinin temelini oluşturan iki kavramı akıllardan çıkarmamak gerek: “Ne öğreteceğimi nasıl bileceğim ve nasıl öğreteceğim?” Eğitim camiasının içinde yer alan herkes bu sözü sürekli dillendirerek hayatına uygulamaya başlasa, sorun denen birçok çıkmazdan da kolaylıkla kurtulmuş olacağız. Ezberci eğitimi hem öğrenci için hem de öğretmen için bir çıkmaz olarak gören Tolstoy’un ne kadar haklı olduğunu yaşayarak görüyoruz.
    Her eğitimcinin ve her anne-babanın mutlaka okunacaklar listesine alması gereken bir kitap Eğitici Tolstoy. Roman ve hikâyeleri ile tanınan bir yazarın öğretmen yönüne hassas bir dokunuş olan bu kitapta ,Tolstoy’un öğretmenlik günleri için “Ne mutlu zamandı! O işi nasıl da seviyordum!” haykırışını bulacaksınız.



    Teşekkür Edenler: zeynepcelik
    Alıntı Yap
    .
    Konu: 6
    Mesaj: 14
    Teşekkür: +8
    Cinsiyet: Bay
    Katılış Tarihi: 27/12/2012

    Emeklerinize sağlık,paylaşımınız için teşekkür ederim.Dönem boyunca sitenizden yararlandım.hakkınızı helal edin Sayın Hocam.

    Teşekkür Edenler: Mesut Hayat , ermis , Ankedaa
    Alıntı Yap
    .



    Konu ile Alakalı Benzer Konular
    Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
      Johntatto Eğitim Bir Kitle İmha Silahı Kitap Özeti Seminer Çalışması Mesut Hayat 1 2,951 05/09/2018, 18:26
    Son Yorum: okulum
      Fuat Sezgin'in Bilim Tarihi Sohbetleri Kitabı Seminer Çalışması Mesut Hayat 0 2,015 02/09/2018, 13:40
    Son Yorum: Mesut Hayat
      Eylül Seminer Çalışması: Buz Kırma Etkinlikleri Mesut Hayat 0 2,849 02/09/2018, 13:31
    Son Yorum: Mesut Hayat
      Örnek Kitap Listesi Okunan Kitaplar Yaz Dönemi Seminer Çalışması Mesut Hayat 1 1,549 11/06/2018, 21:42
    Son Yorum: tugba50
      2018 Seminer Milli Eğitim Dergisi Makale Sunusu 216 Mesut Hayat 1 2,165 11/06/2018, 13:42
    Son Yorum: SİBEL68
      Eğitimde İyi Örnekler Seminer Çalışması Mesut Hayat 0 1,168 10/06/2018, 01:05
    Son Yorum: Mesut Hayat
      Bilinçli İnternet Kullanımı Seminer Raporu Mesut Hayat 0 1,177 09/06/2018, 21:10
    Son Yorum: Mesut Hayat
      Çocuk İhmal ve İstismarı Seminer Sunusu Mesut Hayat 0 1,032 09/06/2018, 21:08
    Son Yorum: Mesut Hayat
      Özel Eğitim Uygulamaları Evde Eğitim Seminer Çalışması Mesut Hayat 0 869 09/06/2018, 21:05
    Son Yorum: Mesut Hayat
      Richard Louv Doğadaki Son Çocuk Kitabı Seminer Sunumu Mesut Hayat 2 3,516 09/06/2018, 20:29
    Son Yorum: Mesut Hayat

    Hızlı Menü:


    Konuyu Okuyanlar: 2 Ziyaretçi

    Türkiye
    Powered by MyBB © 2002-2018 MyBB Group
    Forum Destek Yetkilisi: Samed BAYRAM


    Tasarım