Türkçe Dersi Kaynak Siteniz | MesutHayat.Com



2016 - 2017 Türkçe Dersi Yeni Kaynak Flash Diski Çıktı


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi
Türkçe Dersi Kaynak Siteniz | MesutHayat.Com Konu Bilgileri
Konu Başlığı : Halikarnas Balıkçısı Tünek Ahmet Özeti
Yazar : leyla34 Konuyu Paylaş :
Cevap Sayısı : 0 Görüntüleme : 3402


Halikarnas Balıkçısı Tünek Ahmet Özeti
Konu: 423
Mesaj: 788
Teşekkür: +1639
Cinsiyet: Bayan
Katılış Tarihi: 20/07/2012

Halikarnas Balıkçısı Tünek Ahmet Özet



Halikarnas Balıkçısı Tünek Ahmet Kitap Özeti


Halikarnas Balıkçısı Tünek Ahmet Özeti


Durmayan bir geçit resmi, dinmeyen, dinlenmeyen bir gürültü. Durup dinlenmeye vakit yok. Tramvay çanı, otomobil gürültüsü, benzin gürültüsü, benzin kokusu, dudak boyası... Göçüm saati çalıncaya kadar geçim derdi ya da geçmece yarışı. Bir sele yakalanmışsınız, konu komşuyu düşünecek, sevecek vakit henüz yok. Çünkü postunuz elden gidecek, deriniz yüzülecek. Boğulmamak için başınızı suyu üstünde tutmanız gerekli. Bunun için de sağdaki soldaki komşu başlarına elinizle dayanacak ve onları boğarak, kendiniz boğulmaktan kurtulacaksınız. Bütün enerjiniz bu işe harcanacak. Gücünüz ne dünyaya yeni bir şey eklemede kullanılacak, ne de varolana...Bıkmadan, durmadan, görmeden, duymadan; mezara kadar kör ve sağır bir gidiş...

Ahmet, bu kent havasını tam altı ay solumaya uğraştı. Havaya çıkarılan balık, suya batırılan bir kuş gibi az kalsın boğulacaktı. Hava değişimi için mezara bile girmeye razı olacak bir duruma gelmişti artık. Sonunda yine eski denizine döndü. Onun, pek sivrilmiş, incelmiş gözü ve duygusu vardı. Ayna ile denizin dibine bir baktı mıydı; değil ahtapotun kendisini, kumların, yosunların, çakılların duruşundan, ahtapotun nereden geçtiğini, nereye gizlendiğini anlardı.

Bu süngerin orada olduğunu nasıl gördün" dedim. "Yahu görmedin mi, bütün yosunların boyu birdi. Yalnız süngerin bulunduğu yerde iki tel yosun ötekilerden bir iki parmak daha yüksekti. İkisi biri mi var, sünger işte o yosunların arasındaydı" diye karşılık verdi. Suyu sıkıldıktan sonra sünger ancak iki kilo ağırlığında kaldı.Denizle, tuzla kavrulmuş derin çizgili yüzünü bir rüzgara tutmasın, sankirüzgar bütün sırrını kulağına fısıldamış olurdu.

Bir gün bana;

Kırlangıçlar alçak uçuyorlar bu kurak devam edecek" dedi. Kendisine Peki ne olacaka? der gibi bön bön baktım. Havada duyulur duyulmaz bir çıt oldu. Bir serçe yavrusunun çalılar arasından cik etmesi gibi. Ahmet başını hızla kaldırdı.

Haydi çabuk savuşalım dedi. Ne oluyoruz? Bu üç oluyor. Samiye kadın, yine benim kuyudan su çalıyor. Üç kova aldı. Herhalde çıkrığı buradan duyacağımı bilir. İsteseydi, parmağına yağ sürer, çıkrığı yağlardı. O zaman duymamış olurdum. Mağrur kadın ! Bu kurakta gelip su istemeye utanıyor ya da gururuna yediremiyor. Çıkrığın cık edişi bana "Anlıyorsun ya !" demesidir.Zavallının çocukları var. Uzaklaşalım da, kadın rahat rahat, istediği kadar su alsın" dedi. Uzaklaştık...

Adam neredeyse akşamüzeri vadilerde yürüyen gölgelerin yürüyüşünü kulağı ile duyacaktı. Bir gün yine kayalıktaydık. Durduğu yerde bakışları uzar gibi oldu.

Hey Yanisadadaları" dedi. Nereden nereye diye sordum. Bana harıl harıl bir şeyler anlattı. Anlattıkları hatırımda değil, fakat şunu anladım ki; rüzgar bu adamın yüzüne serin serin estiği zaman, sağnak, geçtiği göklerin uzaklıklarını, mavilerini okşadığı kıyıların, dalgaların seslerini, kokularını hep bu adama getiriyor. Öyle ki, o rüzgarları solumak bu adam için uzun geziler yapmak demek oluyor. Bu gezi dolayısı ile gönlünün çevresi her sınırın ötelerine enginleniyordu...

Günlerden bir gün bir borç senedine üç pul yapıştıracağı zaman, malmüdürü ona; "Bre yontulmamış ayı, iki pulun üçüncüyle arasında bir mecidiye sığacak kadar boşluk bırakılması gerektiğini bilmiyor musun? Sana nasıl insan deriz bre herif" diye çıkışmıştı. Ahmet susmuştu. Ama nasıl bir susuş ! Sanki malmüdürünün önünde ölüvermişti. İncelmiş, incelmiş de malmüdürünü kimsesiz bir sessizlik içinde , kendi sözleri ile yüzyüze bırakıvermişti.Ne var ki her yılın ilkbaharına doğru Ahmet, yalnız başına kayığına biner, ne yapacağını, ne ettiğini kimseye söylemeden ortadan kaybolurdu. Herkes merak ederdi. Kurnazlar fiskos eder, onbir ayın bereketini getiren bir ramazan gibi, Ahmet'inde bir ay kaçakçılıkla onbir ayın geçimini sağladığını söylerlerdi...

Kuşlar dünyası, ışık ve türkü dünyasıdır. Hepsi güneşle yaşarve güneşi arar. Birçokları güneş ışınlarını kanatlarına takınırlar. Işığı içlerine alarak onu türküye çevirirler. Güneşi şafakta türkülerle karşılarlar. Öğleyi türkülerle selamlarlar, akşamları türkülerle uğurlarlar. Kendileri mavi özgürlüklerde uçan birer türküdürler. Yeryüzünü kanatlanmış türkülerle donatırlar. Güneş ve ışık peşinde gurbetten gurbete, ülkeden ülkeye uçup giden, uçup gelen kanatlı türküler... En sevdikleri yer, güneşin ve portakal ağaçlarının Güney Anadolu'sudur. Portakal, limon çiçekleri açar ve kokularının tütsüsünü, kuşların türküsüne dolaya dolaya, mavilere verir.

Her yılın ilkbaharında , Bingazi'deki Derne'den yirmi mil ötede bulunan Resihilal burnundan, leylekler Girit adasına geçerler. Girit'de Sidero Burnu'ndan kalkarlar, Adalar Denizi'nin bir adasından öteki adasına uça uça Anadolu'ya gelirler. Kiklad Adaları'nı arkada bıraktıktan sonra en büyük aşmaları; İkareyn denizini aşarak Asya Sporad Adaları ile noktalanmış olan asıl Ege'ye varmaktır. Bütün ilk çağ tanrıları ya Afrodit gibi denizden doğmuşlar, ya da bu denizlerden Anadolu kıyılarından Avrupa'ya geçmişlerdir. Kuşlar da aynı yolu izliyorlardı.Leyleklere eşlik eden kırlangıç gibi küçük kuşlar yoruldukça her nekadar leyleklerin ve turnaların üzerine konuyorlarsa da, fazla yorgun olanları gece karanlığında gözleri karararak denize düşüp boğuluyorlardı. Kuşların ilk rastladıkları yer, Sporadların ıssız, kuş uçmaz kervan geçmez serpintileriydi. Oraya vardıktan sonra, kuşların Anadolu'ya geçişi kolay olurdu.

Bir gün kahve evinde oturuyorduk. Poyraz Hasan kafayı tütsülemişti. Dili çözülmüştü. Kahvedekiler, Ahtapot Ahmet'ten söz ediyorlardı. Poyraz Hasan, "Ahmet'in nereye gittiğini ben size anlatıvereyim dedi.

Ahmet de dalmış uykuya. Battaniyesinin yarısı üzerinde yarısı denizde, güverteye uzanıp uyumuş. Göğsüne,başına,ayaklarına,kollarına kuşlar konmuş. Adamı uyandırdık. Utandı. Fakat ne bileyim, o bizden utandığı için biz daha beter utandık. Laf olsun diye suyumuz olmadığı için geldiğimiz söyledik. Teknedeki varilin suyunu denize boşaltıp Ahmet'ten su aldık. Ahmet bize bir kıtır attı; Seferdeyken ters rüzgarın kendisini bu yaban yere attığını söyledi. Adalardaki fenerlerin her bir göz kırparak, ışıklarıyla Ahmet'in dediklerini tatlı tatlı yalanlıyorlardı. Böyle yalanın ışığı güneşi bile donuk ve sönük bırakır...

Ahmet'in üstünkörü yalanına hepimiz sevindik, inanmış gibi yaptık. Meğer herif her yıl oraya gider ve boğulacak olan kuşlara gönlünü, kurtarıcı tünek edermiş. Pertavsızın ışığı bir noktada toplaması gibi, Ahmet de görmüş olduğu güzellikleri iç edip, kuşların imdadına koşuyordu...

Poyraz Hasan'ın anlattıklarına göre, kuşların güneş ışığından türkü yapmaları gibi, Ahmet de, kuşların türkülerinden ve güneş ışığından, kuşlara tünek yapmıştı. O günden sonra Ahtapot Ahmet, "Tünek Ahmet" diye anılır oldu...

Cevat Şakir Kabaağaçlı Halikarnas Balıkçısı


Teşekkür Edenler:
Alıntı Yap
.

MesutHayat Kazandıran Kitaplar


Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  1 Değil 10 Değil 100 Hiç Değil Tam 1000 Adet Yerli-Yabancı Kitap Özeti fera 6 2,129 10/10/2014, 23:32
Son Mesaj: beraslan
  Ayşe Kulin Veda Romanının Özeti Kısa leyla34 1 995 07/04/2013, 01:12
Son Mesaj: lovatic
  Tutunamayanlar Kitap Özeti Oğuz Atay leyla34 1 931 14/11/2012, 20:55
Son Mesaj: gizli özne
  Suzanne Collins Alaycı Kuş Kitap Özeti leyla34 0 1,574 12/11/2012, 14:08
Son Mesaj: leyla34
  Yaban kitabının özeti leyla34 0 1,365 12/11/2012, 00:15
Son Mesaj: leyla34
  Uzun Hikaye Kitabının Özeti leyla34 0 2,887 12/11/2012, 00:13
Son Mesaj: leyla34
  Huzur Sokağı Kitap Özeti leyla34 0 985 12/11/2012, 00:12
Son Mesaj: leyla34

Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi

Türkiye
Powered by MyBB © 2002-2016 MyBB Group
Forum Destek Yetkilisi: Samed BAYRAM


Tasarım