Türkçe Dersi Kaynak Siteniz | MesutHayat.Com



2016 - 2017 Türkçe Dersi Yeni Kaynak Flash Diski Çıktı


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi
Türkçe Dersi Kaynak Siteniz | MesutHayat.Com Konu Bilgileri
Konu Başlığı : İDARE-ÖĞRETMEN İLİŞKİLERİ NASIL OLMALI?
Yazar : Mesut Hayat Konuyu Paylaş :
Cevap Sayısı : 0 Görüntüleme : 380


İDARE-ÖĞRETMEN İLİŞKİLERİ NASIL OLMALI?
Konu: 2,756
Mesaj: 4,483
Teşekkür: +17584
Cinsiyet: Bay
Katılış Tarihi: 17/07/2012

İDARE-ÖĞRETMEN İLİŞKİLERİ NASIL OLMALI?



Okul yönetimin görevi, okulu amaçlarına uygun olarak yönetmektir. Türkiye’de özellikle de ilimizde idare-öğretmen, öğretmen-öğrenci, öğretmen-veli ve öğretmen-diğer personel arasındaki ilişkilerin problemli olduğu görülmektedir. Bazı feodal yapı ve ataerkil aile yapının etkisinde olan okul yöneticileri, okulları bir aile reisi, bir patron gibi bir despot yönetim anlayışıyla etkilerini sürdürmektedirler.

Oysa yöneticilerin, öğretmenlerin, hizmetlilerin ve diğer personelin okulda bulunmalarının tek bir amacı vardır. O da öğrencilere iyi bir eğitim-öğretim vererek topluma tertemiz bireyler kazandırmaktır. Bu hedefi yakalamak için yönetim anlayışımızda sevgi, paylaşım ve istişare esas alınmalıdır. Aksi takdirde hiçbir personelin okulda olmanın bir anlamı yoktur.

İdare ile öğretmenler arasındaki ilişkiler çok uyumlu olmalıdır. Bu ilişkileri bir zincir halkasına benzetebiliriz. Halkalardan biri koparsa diğer halkaların da bir önemi kalmaz. Önemli olan, daha halka kopma noktasına varmadan gereken onarımın yapılması gerekir. İşte idareciler de öğretmenlerin amirleri değil arkadaşları olmaları, açıklarını arayan değil açıklarına çareler bulmaları, koltuk sevdalıları değil kutsal mesleklerinin sevdalıları olmaları gerekir. Daha öteye gidecek olursak bir yönetici evvela kendine güvenmeli, ekip ruhu taşımalı, personelini tüm yönleriyle tanımalı, ön yargılı olmamalı, yıkıcı değil yapıcı olmalı, odasının kapısını her personele açmalı ve personelini siyasi düşüncesiyle değil yaptığı işle değerlendirilmelidir.

Bugün gördüğüm kadarıyla öğretmenlerimiz en çok motivasyon eksikliğinden dert yanıyorlar. İdarecilerin amacı, eğitim kalitesini yükseltmek ise öğretmenlerinin motivasyonlarını mutlaka sağlamalıdır. Bir güler yüz bile öğretmen için bir motivasyondur. Öğretmenleri, onurlarını rencide edici söz ve davranışlardan uzak durulmalıdır. Maalesef, bazı yöneticiler öğretmenlerine karşı olumsuz davranışlardan bulunarak onurlarını kırma cüretlerinde bulunabiliyorlar. Bu da öğretmenin en az bir hafta kendine gelmemesine neden olabiliyor.

İdareciler, özel hayatında üzücü bir durumla karşılaştıkları zaman bunu resmi görevine taşımamalıdır. Aksi takdirde olumsuz davranışlar ortaya çıkabilir. Örneğin; ailevi problemi olan bir yönetici, okulda hıncını ya öğretmenden ya da hizmetliden çıkarmaya çalışır. Bir diğer önemli şey ise yönetici, personellerinden kendi düşüncelerine yakın olanları daha çok kollamaktadır. Bu da ayrımcılık olduğu gibi etik te değildir. Yine kendilerine yatkın olan yardımcıları veya öğretmenleri severler. Bu durumda olan yardımcıları işini yapmaz, başıboş gezer. Öğretmen ise derse girmez. Çalışanları da enayi(!) yerine koyar. Hiç takdir etme gereğini bile duymaz. Hatta bazen çalışanlardan hakkını arayanların ayağını bile kaydırmağa çalışır. Mevzuatı iyi bilen çok iyi yönetici profilini taşıyan kimseler de yok değildir. Böyle yöneticiler ise kapılarını herkese sonuna kadar açık tutar. Öğretmenlerin sınıflarına girerek sıkıntılarını, dertlerini dinleyerek ortak olurlar. Öğretmenin eksiğini görse bile nezaketli bir dille ifade etmeye çalışır. İşte biz otoriteyi kurabilen,bilgisi ve deneyimi yeterli olan yöneticiler tarafından yönetilmeye laik bir milletiyiz.”Dövene elsiz,sövene dilsiz gerek.”sözünü unutmamak gerekir.

Tabi burada öğretmenlerimize düşen görevlerde vardır. Sadece her şeyi idareden beklemek te yanlış. Öğretmenlerde görevinin bilincinde olmak şartıyla idareci arkadaşlarını zor durumda bırakacak faaliyetlerden uzak durmalıdır. Bilindiği gibi, öğretmenlik mesleği, insan yetiştirme ve insan kazandırma mesleğidir. Nasıl ki bir doktor hastasına yanlış teşhis koyarsa bir insan ölür. Bir öğretmen de yanlış bilgi verirse bir toplum ölür.

Oysa bugün okullarda şiddet olayları gün geçtikçe artmakta ve gelecekte karşımıza bir potansiyel tehlike olarak çıkabilir.Şiddet olayları artık ilköğretim okullarında görülmektedir.Bıçaklama,yaralanma,öğretmene sarkıntılık, balli çekme,gasp,…Artık her okulun önünde “Bıçaklar 1YTL” ye sergiye çıkmış gibi satılmaktadır.Bu nedenle ölüm vakaları kaçınılmaz olur.

Bunun için öğretmen, öğrencisine Allah’ın en büyük emaneti olan gözü gibi bakmalı, onu yetiştirmek için her türlü fedakârlıktan kaçınmamalıdır.

Unutmamalıyız ki, görevini layıkıyla yerine getirmeyen, yapmayan bir öğretmen, hem toplum gözünde hem de Allah nazarında ağır mes’uliyet taşıyacaktır. En basiti okullarımızdaki nöbet konusunda hep idare-öğretmen arasında sıkıntı çıkmaktadır. Giriş-çıkışlarda sorun oluyor. Kendimizi o noktaya getirmemeye çalışalım. Mümkün mertebe birbirimize yardımcı olalım. İdare de eğitimin içinde olmalı, görev paylaşımını iyi yapmalıdır.

Biliyoruz ki, öğretmenlik bir sevgi mesleğidir. Sevgi de, paylaşım, hoşgörü ve güçtür. Öyleyse seven, sevilen ve sevdiren bir öğretmen modeli olmaya çalışalım. Bu modele ülkemizin değil, tüm dünyanın ihtiyacı vardır. Öğretmen, öğrencilere kendilerini sevdirmeli, çocuklarla sürekli iletişim kurarak çocuğun ruhuna, beynine, bütününe inebilmelidir. Bu da sevgiye dayalı bir metotla olmalıdır.

Urfamızın kenar mahallelerindeki okullarımızın öğrencileri genelde, sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan yoksun olduğunu düşünürsek bu çocuklara yaşama hazırlamanın bir yolu da bizim fedakârlığımızla, ilgimizle onun bir değer olduğunu hissettirmemizle olacaktır. Zaten anne, baba ve çevrenin şartları malumdur. Okulun bir işlevi de bu olmalıdır bence. Burada da okulun eğitimin önemi ortaya çıkmaktadır.

Başta biz olmak üzere hepimizin yetişme şartları, kültürel durumumuz bir değildir. Ama hepimizin ortak buluşmamız gereken düşünce, vazife ve hedef olması gerekmektedir. Bunu hem kendimizde hem de öğrencilerimizde aşılamalıyız. Ki yetişen bu çocuklarımızı topluma kazandıralım. Yani öğrenci, veli ve çevrenin gözünde biz modern olmalıyız.

Evet, zaman zaman idarenin olumsuz yaklaşımı öğretmenlerimizin idealist tutumlarından dolayı soğumasına neden olabilir. Fakat öğretmenin yanlış tutumu, hem öğrencilerimize, hem de vizyonumuza zarar verebilir. Gerek idare, gerek öğretmen ve diğer personel ilişkilerini yeniden gözden geçirerek düzeltme yoluna gitmelidir. Şunu bilmeliyiz ki, ektiğimiz her fidanın kalıcılığı ve kalitesi sonraki süreçlerde (zaman) ortaya çıkacaktır. Ne ekersek onu biçeriz. O halde;
Şikâyet eden bir toplum değil, çözüm üreten bir toplumun öncüleri biz olmalıyız


Türkiye'nin En Kaliteli Türkçe Dersi Kaynak Sitesi
www.mesuthayat.com



Teşekkür Edenler:
Alıntı Yap
(En son düzenleme: 16/06/2015, 14:59 Mesut Hayat.) .

MesutHayat Kazandıran Kitaplar


Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Örnek Olay ve Uygulamalarından Yola Çıkarak Öğretmen Deneyimleri Mesut Hayat 0 598 10/09/2015, 15:21
Son Mesaj: Mesut Hayat
  Öğretmen ve öğrenci diyaloğunu artırmak için hangi çalışmalar yapılabilir? Mesut Hayat 0 362 01/09/2015, 22:21
Son Mesaj: Mesut Hayat
  İyi Bir Öğretmenin Özellikleri (Öğrenci nasıl bir öğretmen istiyor?) Mesut Hayat 0 302 01/09/2015, 21:01
Son Mesaj: Mesut Hayat
  Bir Konunun Derste Nasıl İşlendiği, Elde Edilen Verimli Sonuçlar Sunumu Mesut Hayat 0 204 22/06/2015, 11:56
Son Mesaj: Mesut Hayat

Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi

Türkiye
Powered by MyBB © 2002-2016 MyBB Group
Forum Destek Yetkilisi: Samed BAYRAM


Tasarım