Türkçe Dersi Kaynak Siteniz | MesutHayat.Com



2016 - 2017 Türkçe Dersi Yeni Kaynak Flash Diski Çıktı


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi
Türkçe Dersi Kaynak Siteniz | MesutHayat.Com Konu Bilgileri
Konu Başlığı : Muallim
Yazar : Mesut Hayat Konuyu Paylaş :
Cevap Sayısı : 1 Görüntüleme : 780


Muallim
Konu: 2,763
Mesaj: 4,490
Teşekkür: +17798
Cinsiyet: Bay
Katılış Tarihi: 17/07/2012

Muallim

Seni heykeltıraşa benzetenler yanıldı; bir taşa yaklaştığı gibi yaklaşabilseydin insana pekâlâ hiçbir düşünce çizgisi taşımayan yüzüne dokundurabilirdin keskini.

Para sayan elini kavradığın gibi çenesine yerleştirir, sopa yutmuş gibi dimdik, kayıtsızca yürüyen bedenini bir taşa oturtup eğebilirdin sırtını. Düşünmek bir parça eğilmek demektir çünkü. Heykeltıraşın taşı konuşturamadığına bakma, sen konuşturamadığın gibi susturamıyorsun da insanı. İnsan taştan yontulmamıştır muallim.

Seni mimara benzetenler yanıldı; temelden çatıya her milimetresini planladığı binayı bir kâğıt ruloya sığdıran o hesap sihirbazından uzak dur. Koltuğunda taşıyamazsın, çocukluğundan beri boyu ölçülüp durulan insanı. İrtifasıyla pek ilgilenilmeyen -irtifa eski kelime- veznine gelince, mizanı olmayanın vezninden söz etmek kolay mı! Kim bilir hafif olmak daha elverişlidir havalanmak için. Mimarın cetveliyle ölçmeye kalkma muallim. Bir şakul sallandırarak emin olamazsın doğruluğundan.

Seni ressama benzetenler yanıldı; ışık dolu bir bedene hayat vermek için onlarca karanlık eskiz çizen o hayalbazın fırçasına tutunarak yüzemezsin su alan gemilere. Ay ışığına bulanmış çaresiz yüzleri tüplerden çıkan renkli solucanlarla boyayamazsın. "Allah'ın boyası"ndan haberin var mı senin? Çığlıkları yeryüzünün bütün kıyılarından duyulsa da fırtınanın dinmesi için hayat boyu sessiz kalmaya razı o enkaz ahalisinden. Senin eskiz çizmeye vaktin yok muallim. Kurşun kalemini masaya bırak. Paletini geri ver ressama. Seyretme! Tuvalde kaynayan denize bir renk olarak katıl.

Seni bestekâra benzetenler yanıldı; udun tellerini titreten "Gülnihal" değildi bahçendeki gül fidanı. Açtığını görebilmek için ancak öldüğünde gözlerini kapatacağına söz ver. İnsan mevsimleri henüz keşfedilmedi, nefesini tutarak bekle rüzgârı. Bekle ki "Perdelerimi bilirmiş gibi davranıyorsunuz. Sırlarımı üfürmek istiyorsunuz yüreğimden; en yüksek en alçak sesleri çıkarmak istiyorsunuz benden. Oysa şu çalgıyı, içi güzelim seslerle dolu, şu ufacık çalgıyı, bilmem, beceremem diyorsunuz söyletmesini. Allah'tan korkun, bu düdükten daha mı kolay beni öttürmek! Dilediğiniz çalgıya benzetin beni, kırın koparın tellerimi perdelerimi, bir tek ses çıkaramazsınız benden!" diye isyan etmesin sahnede Hamlet.

Sen benzemezken kime benzettilerse seni, kimselere benzemeyen eşsiz Peygamber, kendini sana benzetti: "Ben bir muallimim, muallim olarak gönderildim." Hoca da deseler öğretmen de muallimdir o günden beri adın. Muallimin içinde ilim var; kazanılıp sarf edilen ilim. Muallimin içinde âlim var, âlimin içinde peygamber, peygamberin içinde muallim. Bu yüzden "Âlimler peygamberlerin mirasçılarıdır," dedi Muallim. Bu yüzden dönüştürücü bir cevher taşıyorsun göğsünde. Katillerden adalet, çobanlardan çoban yıldızları doğurtan cevher... Ne demişti yeryüzü yıldızlarından Cafer b. Ebî Talib, Habeşistan'a hicret ettiğinde Kral Necaşî'ye Muallim'den önceki hayatlarından söz ederken: "Biz kan içer, leş yer, zina eder, hırsızlık yapar, adam öldürür ve yağmacılıkla iştigal ederdik... Kuvvetli olan, zayıfı ezer ve insanlık adına utandırıcı daha neler neler yapardık..."

Seni bahçıvana benzetenler yanıldı; bahçıvan olsaydın verimsizdir diye kayalıklarda çırpınmazdın bağ yemişleri için. En verimli kişilerin en güç yetişenler arasından çıktığını bilmesen, bereketli topraklardan bir adım atmazdın dışarı.

Seni meşaleye benzetenler yanıldı; kimin elindeysen onun çevresini aydınlatırdın meşale olsan. Ele geçmezsin halbuki, ele avuca sığmazsın, bilirim. Nereye gitsen koşar yanına çocuklar.

Tıpkı muallim Reşat Nuri Güntekin'in, Anadolu Notları'nda anlattığı çocuk gibi: "Vilayetlerden birinde İstanbullu bir bildikte misafirim. Aralık kapıdan on dört on beş yaşlarında sevimli bir çocuğun bakıp bakıp çekildiğini görüyorum.

Ev sahibi bir aralık dışarı çıkıp girdikten sonra gülerek:

- Komşumuzun bir oğlu var, diyor. Zeki bir şey. Orta mektebe gidiyor. Kitap okumaya meraklı. Sizin de bir kitabınızı okumuş. Sizi yakından görmek istiyor. İzin verir misiniz?

Ben gülerek:

- Bu ne tekellüf! Gelsin, diyorum.

Fakat çocuk içeri gireceği yerde sokağa fırlıyor. Ben de ev sahibi de şaşırıyoruz. Biraz sonra bunun sebebi anlaşılıyor. Ortamektep talebesi çocuk, benim yanıma başı açık girmenin ayıp olacağını düşünmüş, evden şapkasını almaya gitmiş. Mektepte başı açık ders okuduğuna hiç şüphe olmayan çocuk, benim yanıma kulaklarına geçmiş bir kasketle giriyor ve karşımda oturuyor."

Ey muallim! Sana nasıl saygı göstermemiz gerektiğini de yine senden öğrenmemiz gerekiyor. Biz bir türlü benzetemesek de kimseye seni, sen kime benzediğini unutma!

A. Ali URAL



Türkiye'nin En Kaliteli Türkçe Dersi Kaynak Sitesi
www.mesuthayat.com



Teşekkür Edenler: sahin_21
Alıntı Yap
(En son düzenleme: 16/09/2012, 14:25 Mesut Hayat.) .
Konu: 134
Mesaj: 666
Teşekkür: +1047
Cinsiyet: Bay
Katılış Tarihi: 21/07/2012

Bu güzel paylaşım için teşekkürler...

Bilgi büyük adamı alçak gönüllü yapar, normal adamı şaşırtır, küçük adamı ise kibirlendirir.
Brigitte


Teşekkür Edenler:
Alıntı Yap
.

MesutHayat Kazandıran Kitaplar


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi

Türkiye
Powered by MyBB © 2002-2016 MyBB Group
Forum Destek Yetkilisi: Samed BAYRAM


Tasarım