Türkçe Dersi Kaynak Siteniz | MesutHayat.Com



2016 - 2017 Türkçe Dersi Yeni Kaynak Flash Diski Çıktı


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi
Türkçe Dersi Kaynak Siteniz | MesutHayat.Com Konu Bilgileri
Konu Başlığı : Sadık Yalsızuçanlar ile Söyleşi
Yazar : sahin_21 Konuyu Paylaş :
Cevap Sayısı : 2 Görüntüleme : 804


Sadık Yalsızuçanlar ile Söyleşi
Konu: 134
Mesaj: 666
Teşekkür: +1042
Cinsiyet: Bay
Katılış Tarihi: 21/07/2012

Yazar Sadık Yalsızuçanlar ile söyleşi


Aramakla bulunmaz, bulanlar ancak arayanlardır

Yıllardan beri edebiyatın içindesiniz. Bu süre içerisinde sağlam bir okur kitlesi edindiniz. Sadık Yalsızuçanlar’ın okur kitlesini nasıl tanımlarsınız?

Çok zor. İmza günlerinden, bana ulaşanlardan, ileti, mektup yazanlardan, yüzyüze görüşmelerden görebildiğim, bilebildiğim kadarıyla farklı ‘kesim’lerden okurlarım var. Gençlerden var, orta yaşlılardan, yaşlılardan, çeşitli meslek mensuplarından, farklı siyasal eğilimi olanlardan, ‘dünyayı görüş biçimi’ farklı olanlardan… Bu yüzden tanımlayabilmek güç…

Sizin için modern zaman dervişi diyorlar. Bu yorumlara sizin bakış açınız nedir? Siz Türk edebiyatındaki yerinizi nerde görüyorsunuz?

Keşke derviş olabilsem… Keşke demem, derviş olamadığımın bir göstergesi… Derviş keşke demez, derler. Bu tabir birkaç yazıda yayımlandı, öyle yayıldı. Doğrusu utanıyorum. Böylesine değerli bir halin, kimliğin adımla birlikte kullanılması beni çok düşündürüyor. Dua olsun diyeyim. Kendimi, Türk edebiyatının neresinde görüyorum? Bu soruda benim açımdan cevaplandırılması güç bir soru. Zaman gösterecektir.

Yazmak için nasıl bir ortam tercih ediyorsunuz?

Evimde yazabiliyorum. Çalışma odamda… Şükür kendime ait bir oda var. Orada yazabiliyorum. Geçerken, dolaşırken, ne bileyim bir kahvede-cafe’de, trende, parkta, kütüphanelerde yazamıyorum. Hatta size tuhaf gelecek, başka bir bilgisayarda da (eskiden daktilo idi) yazamıyorum. Şimdi siz sorunca fark ettim. Daha önce de söz olmuştu; ama şimdi daha çok fark ediyorum, bir saplantı olabilir, ama böyle.

Çok üretken bir yazarsınız. Siz nelerden besleniyorsunuz?

Çocukluğum kalabalık ve ilginç bir aile, mahalle ortamında geçti. Başta babam olmak üzere, dayılarım, teyzelerim, komşularımız, aile dostlarımız arasında şimdi dönüp baktığımda beni besleyen çok güzel insanlar tanımışım, dinlemişim, gözlemişim. Üniversiteye değin pek okumadım. Ortaokuldaki Türkçe öğretmenim Turan Gültekin’in okuttuğu bazı kitaplar dışında…Evimizde kitap yoktu. Babam düzenli olarak gazete okurdu. Üniversitede obur bir biçimde okumaya başladım. O açığı kapatmıştım; ama hızımı alamamışım. Hakikaten çok okudum. Üniversiteden sonra hızı azaldı; ama sürdü. Sonradan daha da azaldı. Demek ki daha çok kitaplardan beslenmişim. Ardından durum değişti. Şair diyor ya, ‘yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var.’

Birdenbire gerçek bir ‘derviş’in öyküsü

Aynı zamanda bir televizyoncu olarak, son dönemde edebiyattan uyarlanan Türk dizileri hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Bu sizce romanlarımıza verilen değeri mi gösteriyor, yoksa senaristlerin tıkanma noktasına ulaştığını mı?


Aslında televizyon seyrediyorum. Hatta çok seyrettiğimi bile söyleyebilirim. Fakat son dönemdeki uyarlamaların hiçbirini seyredemedim. Aşk-ı Memnu örneğin. Biraz Hanımın Çiftliği’ne baktım. Ama diğerlerini hiç seyretmedim. En son seyrettiğim uyarlama, Anayurt Oteli idi, film olarak. TRT’deki Aşk-ı Memnu’yu seyretmiştim. Diğerlerini de… Küçük Ağa ve diğerlerini… Bu durumda düşünce serdetmem doğru olmaz. Ama diziler üzerinden bazı genel şeyler söyleyebilirim. ‘Dizi sektörü’, malum Türkiye’de çok güçlü.

Bir sektör olarak, dünyanın pek çok ülkesinde bizdeki büyüklükte, hacimde değil. Bu, tabii bir zamanlar tıkanmış olan sinema sektörümüz için bir sektörel açılma idi. Yani endüstriyel altyapının büyümesi açısından… Olacağı vardı ki oldu. Tabii yapay talepler de oluşturulur bu alanda. Bu işin mali ve teknik yanı… Uyarlama, biliyorsunuz tartışmalı bir alan. Romanın dili ile filmin dili, grameri farklı. Uyarlama –kural bozmayan istisnaları dışında- bir yorumdur. Bir esinlenmedir. Burada ‘başarı’nın ölçütü, yönetmenlere göre değişiyor. Yazıya, harfe dayalı bir dilden, görüntüye dayalı bir dile yani başka bir dile tercüme söz konusu.

S[b]on romanınız Birdenbire ile okurlarınızla yeniden buluştunuz. Birdenbire’nin derdi neydi? Bu kitapla ne anlatmak istediniz?[/b]
Dervişlikten söz ettiniz, Birdenbire gerçek bir ‘derviş’in öyküsü… Günümüzde yaşayan, kanlı-canlı, yaşamın içinde, kravatlı bir dervişi anlattım. Karısının, işyerindeki oda arkadaşının dahi dünyasının sırlarına tam olarak vakıf olmadığı birini…

Yıllardır böyle bir hikaye yazmak istiyordum, sonunda nasib oldu. Hikaye büyük oranda gerçek; ama yeniden kurdum. Anlatılabildiği ölçüde anlattım. Kendi öykümün içinden anlattım. O ünlü sözü hatırlayalım: ‘Aramakla bulunmaz, bulanlar ancak arayanlardır.’ Birdenbire bunun öyküsü…

Birdenbire’ye ilgi nasıl?

Çok… Okuyanlar çok etkileniyor. Şimdiye kadar yazdığım kitaplarda Birdenbire’deki kadar tepki almadım. Hani şair diyor ya, yazanın neresinden çıkarsa okuyanın orasına ulaşır. Yürekten yakalıyor. Tabii öyküyü layıkıyla anlatabildiğimi söyleyemeyeceğim. Ama yazarken bitmesini istemediğim bir öykü oldu.

Yayınlanan kitaplarınıza baktığınızda sıklıkla yayınevi değiştirdiğinizi görüyoruz. Bunun özel bir sebebi var mı?

Bazı kitapları bazı yayınevleri yayınlamıyor. Tek nedeni bu aslında. Başka bir yayınevi yayınlıyor. Yoksa kitaplarım bir ara Yapı Kredi’de, Sel Yayıncılık’ta, Kapı’da yayımlanıyordu. Şimdilerde daha çok Timaş yayımlıyor. Arada Granada gibi yayınevlerine de dosya veriyorum.

Ankara’yı çok seviyorum.

Kitaplarınızda sık sık Ankara’daki mekanları kullanıyorsunuz. Ankaralı bir yazar olarak, bu durum Ankara’ya olan bağlılığınızın bir göstergesi midir?

Ankara’da okuyanlar, bu şehri sever, biliyorsunuz. Hatta Ankara’da üniversiteyi okuyup da başka şehri özellikle seçenler azdır.

Ben Ankara’yı çok seviyorum. İstanbul’u da çok severim. Ama Ankara’yı bazıları sevmez, ben seviyorum.

Burada kendimi huzurlu ve güvende hissediyorum. Tabi Hacı Bayram’ın şehri olmasının da payı var bunda.

Kitaplarınızın hazırlık sürecinde neler yapıyorsunuz?

Bazen notlar devşiririm ama genellikle içte oluştuysa oturup yazarım. Özel bir hazırlık yapmam.

Her yeni kitabınızla okuyucu kitlenizi daha da arttırıyorsunuz. Peki, onlarla iletişiminiz nasıl?

İyi sayılır.

Edebiyattan sinemaya ve tasavvufa hayatın birçok alanında karşımıza çıkıyorsunuz. Bu da sizin çok yönlü yapınızı ortaya koyuyor. Bu yoğunluk içinde kendinize zaman ayırabiliyor musunuz? Hayatın yoğunluğunda biraz olsun durup dinlenmek için neler yaparsınız?

Hani derler ya, çalışarak dinleniyorum. Böyle bir şey varmış gerçekten. Ama kendime kıyarcasına yaşadığımı yaşlandıkça, yoruldukça daha çok fark etmeye başladım.

(Röportaj: Özlem Aytekin)
Kitapbiti.com


Bilgi büyük adamı alçak gönüllü yapar, normal adamı şaşırtır, küçük adamı ise kibirlendirir.
Brigitte


Teşekkür Edenler: sacede , Mesut Hayat
Alıntı Yap
(En son düzenleme: 25/09/2012, 22:51 sahin_21.) .
Konu: 2,763
Mesaj: 4,490
Teşekkür: +17738
Cinsiyet: Bay
Katılış Tarihi: 17/07/2012

Teşekkürler dostum. İkimizin Sadık Beyle beraber çay içip sohbet ettiğimiz o güzel günü hatırladım birden.



Türkiye'nin En Kaliteli Türkçe Dersi Kaynak Sitesi
www.mesuthayat.com



Teşekkür Edenler:
Alıntı Yap
.
Konu: 134
Mesaj: 666
Teşekkür: +
Cinsiyet: Bay
Katılış Tarihi: 21/07/2012

(25/09/2012, 23:02)mesuthayat demiş ki: Teşekkürler dostum. İkimizin Sadık Beyle beraber çay içip sohbet ettiğimiz o güzel günü hatırladım birden.



Ben de...Smile Gerçekten Sadık Bey oldukça mütevazi ve aynı zamanda büyük bir yazar...


Bilgi büyük adamı alçak gönüllü yapar, normal adamı şaşırtır, küçük adamı ise kibirlendirir.
Brigitte


Teşekkür Edenler: Mesut Hayat
Alıntı Yap
.

MesutHayat Kazandıran Kitaplar


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi

Türkiye
Powered by MyBB © 2002-2016 MyBB Group
Forum Destek Yetkilisi: Samed BAYRAM


Tasarım