Türkçe Dersi Kaynak Siteniz | MesutHayat.Com



2016 - 2017 Türkçe Dersi Yeni Kaynak Flash Diski Çıktı


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi
Türkçe Dersi Kaynak Siteniz | MesutHayat.Com Konu Bilgileri
Konu Başlığı : Seksen yılda harcıalem
Yazar : Mesut Hayat Konuyu Paylaş :
Cevap Sayısı : 0 Görüntüleme : 399


Seksen yılda harcıalem
Konu: 2,762
Mesaj: 4,489
Teşekkür: +17635
Cinsiyet: Bay
Katılış Tarihi: 17/07/2012

Seksen yılda harcıalem

Acaba insanlar kollarına saat takmadan önce zamana daha mı önem veriyorlardı? Gözleriyle izleyip güneşi; sabah, öğle, ikindi, akşam eşsiz zamanlar mı yakalıyorlardı? Biten her seneyle birlikte hüzün mü çökerdi üstlerine; bir dahaki seneye çıkamama, günleri birbirine denk olup da "ziyanda olma" korkusuyla? Yoksa, buz satan adamın "Sermayesi eriyen adama yardım edin!" bağırışını işitince düşüp bayılan insanlar onlar mıydı? Mademki eriyordu ömür, tükeniyordu; bir şeyler yapmalıydı sınırlı hayattan sınırsız hayata geçmeden önce. Böyleleri ne derlerdi güler görünce, insanları yıllarının ardından?

İşte ölüm meleği, Azrail Aleyhisselam, soruyor binlerce yıl önce Hz. Nuh'a:

- Ey peygamberlerin en uzun ömürlüsü, dünyayı ve lezzetlerini nasıl buldun?

Cevap veriyor Nuh Aleyhisselam:

- İki kapılı bir eve giren, evin ortasında biraz konuşan, sonra diğer kapıdan çıkıp giden bir insan gibi... (Şevkânî, Fethu'l-Kadîr, c. 4, s. 199)

Bu cevabı, 950 yıl yaşamış bir peygamber veriyor. Yüzlerce yıl milletini uyaran bir peygamber veriyor. Kur'ân-ı Kerîm'in hakkında: "And olsun ki, Nuh'u milletine gönderdik; aralarında dokuz yüz elli yıl kaldı. Sonunda onlar zulmederken, tufan onları yakalayıverdi." (el-Ankebut, 14) dediği bir peygamber veriyor bu cevabı.

Bu soruyla karşılaşırsanız siz ne cevap verirdiniz? Dünyayı nasıl buluyorsunuz siz? Bir süre önce gazete sayfalarını dolduran reklam spotunu hatırlıyor musunuz? "Dünyada hayat bulundu!" Uzayda hayat bulunan yeni bir gezegenden söz eder gibi dikkatlerimizi üzerine çeken bu dilin altındaki bakla çok geçmeden çıkmış ve biz dünyada bulunan "hayat"ın yüz milyarlarca değer biçilen satılık lüks daireler olduğunu anlamıştık. Bir süre sonra da bu pahalı konutların peynir ekmek gibi satılıp bittiğine şahit olmuştuk. Hayat eşittir konforlu yaşamdı ve dünyada bulunan "hayat" devasa bir mıknatıs gibi çekmişti insanları...

Oysa milat ya da hicret, hangi noktadan başlatırsak başlatalım müthiş bir hızla akıyordu zaman. Şairin "Hayatın eksiği var, Hayat eksik hayatta" dediği bir hayat yaşanıyordu üstelik. Kuleleri, masaları, istasyonları, bekleme salonlarını ve milyonlarca kolu süsleyen saatler, fotosentez yapan ağaçlar gibi karbondioksit alıp oksijen veriyor, her "ân" yeni bir hareket noktası olarak fırsat tanıyordu insana.

Kur'ân-ı Kerim "Güneşi ışıklı ve ayı nurlu yapan; yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için, aya konak yerleri düzenleyen O'dur. Allah bunları ancak gerçeğe göre yaratmıştır; bilen milletlere âyetleri uzun uzadıya açıklıyor." (Yunus, 5) âyetiyle zamanın farkında olmaya davet ediyordu insanı.

* * *

"Bay Philear Fogg, her işini saati saatine, dakikası dakikasına, saniyesi saniyesine yapan bir adamdı. Her gün saat on bir buçukta evinden çıkar, Yenilikler Derneği'ne giderdi. Her işi gibi bu da hesaplıydı: Beş yüz yetmiş beş adım atar, beş yüz yetmiş altıncı adımda dernekten içeri girer, o günkü gazetelere bir göz gezdirir, yemek odasına geçerdi. Lokmalarını sayan olmazdı belki ama Bay Fogg, herhalde gene belirli sayıda lokma çiğner, belirli yudum su içerdi. Yemekten sonra salona döner, gazetelerde ilginç bulduğu haberleri okurdu. Akşam yemeğini yer, arkadaşlarıyla briç oynar, sonra da beş yüz yetmiş beş adımda evine dönerdi. Evli değildi. Çoluğu çocuğu, kimi kimsesi yoktu. Evinde bir tek uşağı vardı. Ondan da her işi dakikası dakikasına yapmasını beklerdi."

Jules Verne'in, "Seksen Günde Devrialem" kitabının Bay Fogg'unu hafızanızın tozlu raflarından indirip silkeleyin bir. Hayatını milimi milimine planlayan bu adamı çocukluk hayallerinizin içinden çıkarıp masa saatinizin yanına yerleştirin. Zamanın işleyişini size fark ettirecek bu kahramanla beraber uzun bir seyahate çıkmadan önce siz de gazeteleri karıştırıp ilginç haberlerden birini seçin: "Almanya'da yapılan bir araştırma, insanın ömrü boyunca hangi işe kaç saatini ayırdığını ortaya çıkardı. Uzmanların Almanya'da 78 yaş olan ortalama yaşam süresini göz önüne alarak yaptıkları araştırma sonunda, bir insanın bu süre zarfında uykuya; 24 yıl dört ay, işe; 7 yıl, televizyon seyretmeye; 5,5 yıl, yeme içmeye; 5 yıl, bulaşık ve ütüye; 9 ay, cinsel ilişkiye; altı hafta ayırıyor. Araştırmaya göre Almanlar ömürlerinin altı ayını trafikte geçirirken, ibadete sadece iki hafta vakit ayırıyorlar."

Aynı araştırma ülkemizde yapılsa sonuç ne olurdu bilemem. Mesela trafikte ömrümüz boyunca kaç ay kalırdık? Kaç saat uyur, kaç yılımızı yeme içmeye ayırırdık? Televizyonun karşısında kaç yılımızı geçirir, kaç yılımızı işe harcardık? Ya ibadetlerimiz? Almanların iki haftasına mukabil, ne kadar zaman ayırırdık Rabb'e yönelmeye? "Ben cinleri de insanları da ancak bana kulluk etsinler diye yarattım" (ez-Zariyat 56) buyuran o yüce Mevla'nın kulları olarak.


A. Ali Ural
Resimde Görünmeyen
Sayfa-85



Türkiye'nin En Kaliteli Türkçe Dersi Kaynak Sitesi
www.mesuthayat.com



Teşekkür Edenler:
Alıntı Yap
.

MesutHayat Kazandıran Kitaplar


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi

Türkiye
Powered by MyBB © 2002-2016 MyBB Group
Forum Destek Yetkilisi: Samed BAYRAM


Tasarım