Türkçe Dersi Kaynak Siteniz | MesutHayat.Com



2016 - 2017 Türkçe Dersi Yeni Kaynak Flash Diski Çıktı


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi
Türkçe Dersi Kaynak Siteniz | MesutHayat.Com Konu Bilgileri
Konu Başlığı : Şiir Bilgisi
Yazar : leyla34 Konuyu Paylaş :
Cevap Sayısı : 0 Görüntüleme : 1048


Şiir Bilgisi
Konu: 423
Mesaj: 788
Teşekkür: +1642
Cinsiyet: Bayan
Katılış Tarihi: 20/07/2012

Şiir Bilgisi

ÖLÇÜ (VEZİN) :Nazımda ahenk meydana getirmek amacıyla mısralardaki hece sayılarının ya da ses değerlerinin birbirine eşitlenmesine ölçü denir. Üçe ayrılır:



1-Hece Ölçüsü: Mısralardaki hece sayılarının birbirine eşit olmasına dayanan bir sistemdir. İlk mısrada kaç hece varsa, diğer mısralarda da ancak o sayıda hece bulunmalıdır. Hece ölçüsüyle yazılan şiirlerde bir mısrada, vurgu gayesiyle bir ya da iki kez durulur. Bu yerlere durak denir. Mesela 11’li hece vezninde duraklar 4+4+3=11 veya 6+5= 11 olabilir. Duraklar oluşturulurken sözcük bölünmez. Halk ed. Ürünlerinin tamamına yakını hece ölçüsüyle yazılmıştır. Türk Ed. da 5’li hece ölçüsünden 20’li hece ölçüsüne kadar her ölçü kullanılmıştır. Yaygın olanı 7’li, 8’li ve 11’lidir. Türk dilinin doğal ölçüsü hece ölçüsüdür. Eskiden, hece ölçüsüne vezn-i benan (parmak hesabı) denmiştir. Bunun sebebi bazı Divan şairleri, hece ölçüsünü, “parmak hesabı” diyerek küçümsemişlerdir.
Hece ölçüsü genellikle İslamiyet’ten önceki Türk Edb.’da ve Halk Edb.’da kulla-nılmıştır. Fakat 18. yy. Divan şairi Nedim’in hece ölçüsüyle yazılmış bir koşması vardır.



Hece Ölçüsünde Kalıpların Kullanılışı:

1. İkili, üçlü, dörtlü, beşli kalıplar genellikle atasözleri, deyimler, tekerlemeler, bilmeceler ve türkülerin kavuştak bölümlerinde kullanılır. Bazı ilahilerde de bu kalıp kullanılmıştır.

2. Altılı kalıp ilahi ve nefes türlerinde görü-lebilir.

3. Yedili kalıp genellikle manilerde kullanılmıştır.

4. Sekizli kalıp daha çok semai ve varsağılarda kullanılmıştır.

5. Dokuzlu kalıp atasözleri ve deyimlerde görülür.

6. Onlu kalıp da atasözleri ve deyimlerde görülür. Az da olsa türkülerde kullanılmıştır.

7. Onbirli kalıp en çok kullanılan kalıplar-dandır. Daha çok koşma ve destanlarda örülür. Cumhuriyet döneminde de kulla-nılmıştır.



2- Aruz Ölçüsü: Mısralardaki ses değerlerinin birbirine eşit olmasına dayanan bir ölçüdür. Ses değerlerini eşitleme işleminde, kısa (açık) ve uzun (kapalı) heceler hareket noktası olarak kabul edilir. Mısralardaki hecelerin ses değerleri simetrik olarak birbirine eşitlenir. Divan ed.da tüm nazım ürünleri bu ölçüyle yazılmıştır. Arap Ed.dan gelme bir ölçüdür. (Geniş bilgi için kaynaklara bk.)



3- Serbest Ölçü: Mısraların sıralanmasında hiç bir ölçüyü kullanmayan şekildir. Hiçbir kurala bağlı değildir. Serbest vezin Cumhuriyet sonrası şiirimizde; özellikle de Garip hareketleriyle birlikte çok kullanılır olmuştur.



Kafiye ve redif: Mısra sonlarında, farklı kelimelerdeki ses (harf) benzerliğine kafiye denir. Kafiyenin oluşabilmesi için mısra sonundaki kelimelerde şu özellikleri aramak gerekir:

a) Ses benzerliği olan kelimelerin farklı kelimeler olması gerekir.

b) Ses benzerliği olan kelimelerin yazımının aynı olması gerekir.

Altın da bir pula olur mu kabil

Ehli ile konuş olasın ehil

Cahille konuşma olursun cahil

Kişi ayarından düşer mi düşer

Yukarıdaki şiirde "il" seslerinde kafiye vardır. Ses benzerliğindeki seslerde, ses sayısının artmasına göre kafiye çeşitli kısımlara ayrılır:



a) Yarım Kafiye: Mısra sonlarında tek ses benzeşmesine dayanan kafiye türüdür. Aslında, bu benzeşmenin sessiz harflerde olması gerekir. Halk edebiyatında yarım kafiye çok kullanılmıştır.

Mehmed'im sevinin başlar yüksekte

Ölsek de sevinin eve dönsek de

b) Tam Kafiye: Mısra sonlarında iki sesin benzeşmesine dayanan kafiye türüdür.

Nasihatim sana: Herzeyle iştigali bırak

Adamlığın yolu nerdense bul da girmeye bak



c) Zengin Kafiye: Mısra sonlarında üç ve daha fazla sesin benzeşmesiyle meydana gelen kafiye çeşididir.

Her şey akar su, tarih, yıldız, insan ve fikir

Oluklar çift, birinden nur akar birinden kir


Not (1): Kafiye olan sesli harflerin üzerinde uzatma işareti "^" varsa, bu sesliler tek ses değil iki ses olarak kabul edilir ve buna göre de kafiye türü değişir.



Örneğin İstiklâl Marşı'nın yedinci kıtasındaki

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ

Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şühedâ

Cânı cananı bütün varımı alsın da Hüdâ



Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ



…"da" seslerinde tam değil, zengin kafiye vardır.


Not (2): Tunç kafiye olarak adlandırılan kafiye türünü bazı edebiyatçılar kabul ederken, bazıları da kabul etmez. Bu sebeple Tunç kafiye kimi kitaplarda anlatılırken kimi kitaplarda hiç değinilmez. Fakat çoğu edebiyatçı bunu farklı bir kafiye türü olarak kabul etmez ve Zengin kafiyeye dahil eder.Farklı bir kafiye türü olmadığını kabul etmemekle birlikte bu kafiyenin de tanımını bilmekte yarar var:



Tunç Kafiye: En az üç sesten oluşan bir ya da daha çok kelimenin diğer mısraların içinde geçmesiyle oluşan kafiye türü olarak tanımlanır.



İnsan bu, su misali kıvrım kıvrım akar ya

Bir yanda akan benim öbür yanda Sakarya

mısralarında bu özellik görülebilmekte ama zengin kafiyeden bir farkı olmadığı açık..



d) Cinaslı Kafiye: Okunuşları ve yazılışları aynı ancak anlamları farklı olan kelimelerle yapılan kafiye çeşididir. Tunç kafiye sesteş kelimelerle yapılır.

Niçin kondun a bülbül

Dalımdaki asmaya

Ben yârimden vazgeçmem

Götürseler asmaya

Yukarıdaki şiirde, ikinci mısrada asma kelimesi "üzüm veren bir bitki"; dördüncü mısrada ise "öldürmek" anlamında kullanılmıştır.



REDİF



Redifin tanımını yapmadan önce şunları bilmek gerekir:

* Redifler daima mısranın en sonunda bulunur, yani kafiyeden sonra gelir.

* Redifin olduğu her yerde mutlaka kafiye de vardır. Bu sebeple redifin bulunduğunu gördüğünüz her yerde kafiyeyi de bulmaya çalışınız.

Redif: Mısra sonlarında, görevleri aynı olan eklerin, ya da anlamları aynı olan kelimelerin tekrarlanmasına redif denir. Tanımdan da anlaşılacağı üzere iki tür redif vardır:

a) Ek Halindeki Redifler

b) Kelime Halindeki Redifler

a) Ek Halindeki Redifler:
Eş görevli eklerin tekrarlanmasıyla oluşan rediflerdir. Türkçe'deki yapım ve çekim eklerini kavramadan, ek halindeki redifleri kavramanız mümkün olamayacaktır. Eğer bu konularda bir eksiğiniz varsa, önce bunları tamamlamanız ve ondan sonra ek halindeki redifleri kavramak için çaba sarf etmeniz gerekir. Fakat ek halindeki rediflerin çoğu, kelimeye bağlanan ekler olduğundan bu konudaki genel kaide: "Keli-menin köklerinde kafiye, eklerinde ise redif vardır." şeklindedir. Bu kural bilinerek mısraa bakılırsa ek halindeki rediflerin yüzde doksanı mısrada tahmin edilebilir. Ancak bu kaide her zaman geçerli olmadığından yine de "ekler" konusunda bilgi sahibi olunması konunun kavranması açısından gereklidir.

Susuz değirmenlerin ne ile döner çarkı

Kerem etmeyen beyin fakirden nedir farkı

Yukarıdaki beyitte, "ı" sesleri, ismin -i hali olduğundan yani, her ikisinin de görevi aynı olduğundan rediftir. Kelimenin köklerinde ise "ark" sesleri benzeştiğinden bunlar da zengin kafiyeyi oluşturur. Bu beyite pratik yoldan yaklaşırsak: Beyitin birinci mısrasında, kafiyeye söz konusu olan kelimenin kökü "çark", ikinci mısrada ise kelimenin kökü "fark"tır. Dolayısıyla, "ı" seslerinin ek olduğu için redif olduğunu pratik yönden söyleyebiliriz. Kelimenin köklerinde kafiye bulunduğundan "ark" seslerinde de zengin kafiye vardır. Fakat bu pratik yol her zaman işlemeyebilir:

Kokuyor burnuma Sivr'alan köyü

Serindir dağları soğuktur suyu

Yâr mektup göndermiş yadigâr deyi

Gözünün yaşını sil deyi yazmış



Yukarıdaki dörtlükte, kelimelerin kökleri "köy", "su", "de" dir. Görüldüğü gibi kelimelerin köklerindeki sesler aynı değildir. Acaba burada "y" sesi kafiye olarak mı yoksa redif olarak mı alınacaktır? Oysa, çözüm çok basittir."y" sesi birinci mısrada kelimenin köküne dahil olurken, ikinci ve üçüncü mısralarda yardımcı ses (kaynaştırma ünsüzü)'tir. Yani "y" seslerinin görevi farklıdır. Bu durum da kafiye tanımına uygun olduğundan kafiye olarak kabul edilecektir. Aynı durum İstiklal Marşı'nın üçüncü kıtasında görülmektedir:

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım,

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım.

Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Yukarıdaki dörtlükte ise, kelimelerin kökleri:

"yaş", "şaş", "aş" ve "taş" kelimeleridir. Burada da kelimelerin köklerinden sonra gelen "a" sesleri kafiye olarak mı yoksa, redif olarak mı alınmalı sorusu akla takılmaktadır. O halde, bu köklere eklenen "a" sesinin görevinin ne olduğunu incelemek gerekir:



İlk mısrada: yaş - a - r - ı - m

İkinci mısrada: şaş - a - r - ı - m

Üçüncü mısrada: aş - a - r - ı - m

Dördüncü mısrada: taş- a - r - ı - m



Yukarıda da görüldüğü gibi ilk mısradaki "a" sesi ile diğer "a" seslerinin görevleri farklıdır. Bu özellik sebebiyle, "a" seslerinin kafiye olarak alınması gerekir.



b) Kelime Halindeki Redifler: Aynı anlam-daki kelimelerin tekrarlanmasıyla meydana gelen rediflerdir. Bu tür redifleri mısralarda görebilmek oldukça kolaydır:

Doğru söylerim halk razı değil

Eğri söylerim Hak razı değil.

Yukarıdaki beyitte "razı değil" kelimeleri redif, ondan önceki "k" sesleri ise yarım kafiyedir.

Bir başka örnek:

Zannetme ki şöyle böyle bir söz

Gel sen dahi söyle böyle bir söz

Yukarıdaki beyitte "böyle bir söz" kelimeleri redif, ondan önceki "öyle" sesleri ise zengin kafiyedir. Bir başka örnek:

Kimsesiz hiç kimse yok, var herkesin bir kimsesi

Kimsesiz kaldım meded, ey kimsesizler kimsesi

Yukarıdaki beyitte "kimsesi" kelimeleri redif, ondan önceki "r" sesleri ise zengin kafiyedir.



Son olarak şuna da dikkati çekmek gerekiyor:

Kelime halinde bulunan rediflerden hemen önce, ek halinde redif de bulunabilir. Böylece, ek halindeki redifle kelime halindeki redif arka arkaya gelebilir:

Elimi beş yerinden, dağladı beş parmağın,

Bağrımda yanmadık bir yer bırakmadan git

Bir yarın göçtüğünü, çöktüğünü bir dağın

Görmemek istiyorsan, ardına bakmadan git!



İkinci ve dördüncü mısralarda hem ek halinde redif, hem de kelime halinde redif bulunmaktadır. Yukarıdaki mısralarda "madan" ekleri "zarf-fiil"dir.


Kafiye Örgüsü (Düzeni)


Bir mısraın hangi mısra ile kafiyeli olduğunun gösterilmesine kafiye örgüsü denir. Kafiye düzeninde her mısra bir çizgiyle, kafiyeler de harflerle gösterilir. Çeşitleri şunlardır:


1)Düz Kafiye: aabb biçiminde gösterilir. Birinci mısra ile ikinci mısraın, üçüncü mısra ile dördüncü mısraın birbiriyle kafiyeli olmasına denir. aaab veya aaaa şeklinde de olur. Diğer adı mesnevi tarzı kafiyedir.


2)Çapraz Kafiye: Mısraların abab şeklinde kafiyeli olmasına denir. (abab, cdcd, efef, ghgh..) Genelde halk şiirinde görülür.


3)Sarmal Kafiye: Mısraların abba, cddc... şeklinde kafiyeli olmasına denir. İtalyan Edebiyatından gelen sonelerde görülür.


4)Mani Tarzı Kafiye: Dörtlükte birinci, ikinci ve dördüncü mısralar kafiyeli, üçüncü mısra serbesttir. Aaxa veya aaba


5)Koşma Tarzı Kafiye: Dörtlüklerin ilk üç dizeleri kendi içinde, dördüncü dizeleri de şiirin tümünde kafiyelidir. Bazen ilk dörtlükte çapraz kafiye kullanıldığı görülür.

Aaab, cccb, dddb, eeeb, fffb

Abab, cccb, dddb, eeeb, fffb...

Xaxa, bbba, ccca, ddda, eeea..



6)Örüşük Kafiye : İtalyan Edebiyatı’ndan gelen terzarimalarda görülür. Önceki üçlüğün ortasındaki dize ile, bir sonraki üçlüğün kenarındaki dizeler kafiyelidir.

Aba, bcb, cdc, ded...



Teşekkür Edenler:
Alıntı Yap
(En son düzenleme: 01/08/2012, 22:04 leyla34.) .

MesutHayat Kazandıran Kitaplar


Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Şiir Bilgisi Ders Notları borabay 3 1,638 19/04/2015, 17:51
Son Mesaj: doğanumut
  Konularına göre şiir türleri - mesuthayat Mesut Hayat 0 956 21/08/2012, 20:11
Son Mesaj: Mesut Hayat

Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi

Türkiye
Powered by MyBB © 2002-2016 MyBB Group
Forum Destek Yetkilisi: Samed BAYRAM


Tasarım