Şımarık Fil Metni Cevapları Sayfa 68-69-70-71-72-73-74

Şımarık Fil Metni Cevapları Sayfa 68-69-70-71-72-73-74

  1. “Bencillik” sizce ne anlama gelmektedir?

Bencillik, kendi çıkarlarını başkalarının çıkarlarından üstün tutmak, başkalarının çıkarlarını düşünmeden davranmak anlamına gelir. Bencil insanlar, kendi ihtiyaçlarını ve isteklerini karşılamak için başkalarını kullanmaktan çekinmezler. Bencillik, bireysel ve toplumsal olarak birçok olumsuz sonucu olan bir davranıştır.

  1. Yaşadığınız toplumda hangi hak ve özgürlüklere sahipsiniz?

Yaşadığım toplumda sahip olduğum hak ve özgürlükler şunlardır:

  • Yaşama hakkı
  • Özgürlük hakkı
  • Eşitlik hakkı
  • Eğitim hakkı
  • Sağlık hakkı
  • Çalışma hakkı
  • Din ve vicdan özgürlüğü
  • Toplanma ve gösteri yapma özgürlüğü
  • Düşünce ve ifade özgürlüğü

Bu haklar ve özgürlükler, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda ve uluslararası sözleşmelerde güvence altına alınmıştır.

  1. “Birlikten kuvvet doğar.” atasözünün anlamı nedir?

“Birlikten kuvvet doğar.” atasözü, birlikte hareket eden insanların daha güçlü olacağını ifade eder. Bu atasözünün anlamı, bireysel çabaların, birliktelik ve dayanışma ile daha büyük başarılara ulaşabileceğidir.

Birlikten kuvvet doğması, sadece fiziksel güç açısından değil, aynı zamanda zihinsel ve duygusal güç açısından da geçerlidir. Birlikte çalışan insanlar, birbirlerinden destek ve cesaret alarak daha zorlayıcı hedeflere ulaşabilirler.

Bu atasözünün günümüz dünyasında da geçerliliğini koruduğunu söyleyebiliriz. Küreselleşmenin ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte, dünyanın giderek daha birbirine bağlı hale geldiği bir dönemde yaşıyoruz. Bu durumda, birlikte hareket etmek ve ortak hedefler için çalışmak, daha da önem kazanıyor.

ŞIMARIK FİL

Bir varmış bir yokmuş. Kocaman bir orman varmış. Bu ormanda ağaçlar, çiçekler ve hayvanlar bir arada yaşarlarmış.

Bu ormanda bir de yavru fil varmış. Henüz küçük olmasına rağmen arkadaşı fareden, tavşandan, aslandan, zebradan çok büyükmüş. Gün geçtikçe bütün yavru hayvanlar büyüyormuş. Ama küçük fil her zaman onlardan çok kocamanmış. Bu yüzden kendini çok beğenmeye başlamış. (…) “Ben herkesten büyüğüm!” diye böbürleniyormuş. Büyük olduğu için de kendisini herkesten güçlü, herkesten akıllı ve üstün görüyormuş.

Bir gün, “Kimse benim içtiğim yerden su içemez!” diye bağırmış. “Bu göl benim gölüm! Herkes kendine başka bir göl bulsun!”

O güne kadar su içmek için o gölü kullanmayan hayvanlar bu sözlere hiç aldırmamışlar. Ama o gölden su içenler bu işe çok şaşırmışlar. Şaşırmışlar ama ne yapsınlar? Bir fil ile tek başlarına tartışamazlarmış ki! Fil onları hortumuyla bir fırlatışta öte yana atabilirmiş.

Çaresiz, onlar da su içmek için kendi göllerini bırakıp başka göl aramışlar. (…)

Fil bakmış, herkes onun dediğini yapıyor. “Tabii, benden çok korktular.” diye düşünmüş. “Ben çok orkuncum. Bu ormanda ben ne dersem o olur!”

Başka bir gün, “Gölün çevresindeki bütün ağaçlar benim!” diye bağırmış. “Benim ağaçlarımda kimse oturamaz, yapraklarını yiyemez, yuva kuramaz! Herkes başka ağaca gitsin!”

Göl kıyısındaki ağaçlarda yaşamayan hayvanlar bu sözlere hiç aldırmamışlar. Kıyıdaki ağaçların dallarında yuva yapmış olan kuşlar, ağaç kovuklarında oturan sincaplar, kabukların arasında yaşayan tırtıllar, böcekler, kelebekler ne yapsınlar? File tek başlarına nasıl karşı gelsinler? Fil onları bir adımda ezebilirmiş. Hemen evlerini başka ağaçlara taşımışlar. (…) Fil iyice şımarmış. “Bu orman benim!” diye gürlemiş bir gün. “Herkes başka ormana gitsin. Bütün bu ağaçlar, bu meyveler, bütün bu çiçekler, topraklar… Hepsi, hepsi benim!”

Hayvanlar çok şaşırmışlar. Şimdi ne yapsınlar? Fil ile hiçbiri başa çıkamazmış ki! Fil çok güçlüymüş.

Hepsini birer birer yere serermiş. Çaresiz, evlerini toplayıp ormandan ayrılmışlar.

Kendilerine yeni bir ev bulmuşlar. Ama hiçbiri yeni evinden memnun değilmiş. Herkes kendi eski evini ve ormanını özlüyormuş. (…)

Bir gün bütün hayvanlar toplanmış. “Ne yapsak, ne etsek de eski evimize, ormanımıza dönsek?” diye çare arıyorlarmış. Biri demiş ki: “Zürafayı gönderelim. Onun boyu filden uzun. Belki fili korkutabilir.”

“Olur mu hiç öyle şey?” demiş başka biri. “Asıl aslanı göndermeliyiz. Onun sesi filinkinden korkunç. Fili korkutup kaçırabilir.” “Saçmalamayın!” demiş bir diğeri. “En doğrusu gergedanı göndermek. O, filden güçlüdür. Bir vuruşta fili yere serebilir.” (…)

Hayvanlar aralarında tartışırken birden çok yakınlarından bir gülme sesi gelmiş kulaklarına. Bir de bakmışlar ki bir çocuk! Kayanın ardına gizlenmiş, onları izlerken katıla katıla gülüyor. “Neden gülüyorsun?” diye sormuşlar çocuğa. “Siz hep kendinizi file karşı tek başına düşünüyorsunuz.” demiş çocuk.

“Bakın, şimdi bile aranızdan birini seçip göndermek için tartışıyorsunuz oysa hepiniz birlikte, filden yüzlerce kez güçlü değil misiniz?”

Hayvanlar çok utanmış. Çocuk haklıymış. Birlik olmak yerine, kendi çıkarlarına dokunmadığı sürece filin istediği şımarıklığı yapmasına göz yummamışlar mıydı? (…)

Bütün hayvanlar el ele verip eski ormanlarına doğru yürümeye başlamışlar. Fil onları görünce korkup şımarıklıktan vazgeçer mi dersiniz? Evet mi? Evet, gerçekten de şımarıklıktan hemen vazgeçmiş. Hayvanlar evlerine dönmüşler. O günden sonra hep beraber mutlu mutlu yaşamışlar.

Aytül AKAL

(Kısaltılmıştır.)

 

AYTÜL AKAL KİMDİR?

İzmir’de doğdu. Çocukluk ve gençlik yılları İzmir’de geçti. 1971’de Amerikan Kız Kolejini bitirdi. Uzaktan eğitimle Washington International University’den mezun oldu. Yine aynı üniversitede uzaktan eğitimle ‘eğitim’ dalında yüksek lisans yaptı. Edebiyat hayatına 1973’te Hayat mecmuasında yazdığı “Aklınızda Bulunsun” köşesiyle başladı. Yazar bugüne kadar 2-15 yaş grubundaki çocuklar için yüzden fazla kitap yazdı. Gazete ve dergilerde çocuk edebiyatı ve okuma kültürüne yönelik eleştiri yazıları kaleme aldı. Bazı eserleri Türkçe ders kitaplarında yer almıştır. Eserleri farklı dillere çevrildi. “The Wuarrelsome Trees” (Kavgacı Ağaçlar) adlı öyküsü, Lines In The Sand adlı antolojiye seçilerek İngiltere’de yayımlandı ve Amerika’da 5. sınıf ders kitabında yer aldı. Matrak Canavarlar dizisinin iki kitabı Almancaya çevrilerek Edition Orient tarafından 2008 yayın programına alındı. 2010 yılında Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği tarafından ALMA ödülüne Türkiye’den aday gösterildi. 2012 yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesinde “Çocuk ve Gençlik Edebiyatında Aytül Akal Sempozyumu” düzenlendi. TEDA projesi kapsamında pek çok eseri farklı dillere çevrilerek yurt dışında da geniş bir okuyucu kitlesine ulaşan yazar, çocuklar için yazmayı sürdürmektedir.

Aytül Uncu Akal, çocuk kitaplarının yanı sıra yaptığı söyleşiler, gazete ve dergilerde yazdığı eleştiri yazıları ile de öne çıkmaktadır. Eserlerinde eğitselliği ön planda tutarak milli değerleri yansıtmayı amaçlar. Uçan NineOğlum Ben ÇocukkenBabam DuymasınCanım Babamın Doğum GünüTonton Dedemin Doğum GünüKızım Nerdesin vb. eserlerde, ele alınan konuların yanı sıra milli değerlerden olan aile ve akrabalık kavramlarının vurgulandığı görülür. “Eserlerinde toplumsal kaygıları ve bireysel duyarlılıkları ön plana çıkarmaya çalışan Akal, çocukların ve toplumun genel sorunlarını yansıtan eserler vermiştir. Tüketim toplumu, dengesiz beslenme, savurganlık, çevre kirlenmesi gibi ‘toplumsal dayanışmayı’ gerektiren konular çözüm önerileri ile ve hep oyunsu dilde idealize edilmiştir” (Adıgüzel 1999: 143). Yazar, çocuk edebiyatı alanında eserler vererek aralıksız bir şekilde yayın hayatını devam ettirmektedir.

 

mr3irp7

2.ETKİNLİK 

Metinle ilgili aşağıdaki soruları cevaplayınız.

  1. Şımarık fil neden kendisini herkesten akıllı ve üstün görmektedir?

Şımarık fil, ormandaki en büyük ve en güçlü hayvandır. Bu nedenle, kendisini herkesten akıllı ve üstün görmektedir. Kendisini diğer hayvanlardan ayıran bu fiziksel özellikleri, onun bencil ve kibirli bir şekilde davranmasına neden olmaktadır.

  1. Ormandaki hayvanlar evlerini niçin terk etmek zorunda kalmışlar?

Şımarık fil, ormandaki diğer hayvanları tehdit etmeye ve onlara eziyet etmeye başlamıştır. Her istediğini yaptırmaya çalışan fil, ormandaki hayvanların yaşamını çekilmez hale getirmiştir. Bu nedenle, ormandaki hayvanlar, evlerini terk etmek zorunda kalmışlardır.

  1. Şımarık filin ormandaki gücü neden giderek artmıştır?

Şımarık fil, ormandaki diğer hayvanların boyun eğmesiyle birlikte, gücünü ve etkisini giderek artırmıştır. Her istediği yapılan fil, daha da kibirli ve bencil bir şekilde davranmaya başlamıştır. Bu da onun ormandaki gücünü daha da artırmıştır.

  1. Ormandaki diğer hayvanlar evlerine geri dönebilmek için ne gibi çareler düşünmüşlerdir?

Ormandaki diğer hayvanlar, evlerine geri dönebilmek için çeşitli çareler düşünmüşlerdir. Kimileri, zürafayı boyundan dolayı, kimileri de aslanı gücünden dolayı filin üzerine yollamayı düşünmüştür. Oysa, bu çözümler aslında gerçekçi değildir. Zira zürafa, filin gücü karşısında bir şey yapamaz. Aslan ise, filin boyutu karşısında onu yenemez.

Gerçek çözüm, Şımarık filin bencilliğini ve kibrini yenmektir. Bunun için, ormandaki diğer hayvanların birlikte hareket etmesi ve ona karşı birlik olması gerekmektedir.

Sonunda, ormandaki hayvanlar birlikte hareket ederek Şımarık fili yenmeyi başarmışlardır. Şımarık fil, artık diğer hayvanların üstün olmadığını anlamış ve onlarla birlikte yaşamaya başlamıştır. Böylece, ormandaki huzur ve barış yeniden sağlanmıştır.

3. ETKİNLİK 

Okuduğunuz metnin hikâye haritasını belirleyip aşağıdaki uygun yerlere yazınız.

Konu: Şımarık fil karşısında ormanda yaşayan canlıların verdikleri mücadele
Olayın Geçtiği Zaman: Bilinmeyen zaman
Olayın Geçtiği Yer: Olay ormanda geçmektedir.
Ana Düşünce: Birlik olunursa her türlü zorluğun üstesinden gelinebilir.

4.ETKİNLİK 

Hayvanların ormanda yaşadığı sorun nedir? Bu sorunun çözümü için neler önerebilirsiniz?

Şımarık fil metninde hayvanların ormanda yaşadığı sorun, filin bencilliği ve kibirlidir. Fil, kendisini diğer hayvanlardan üstün görerek, onlara eziyet etmeye başlar. Hayvanlar, filin baskısından kurtulmak için evlerini terk etmek zorunda kalırlar.

Bu sorunun çözümü için, hayvanların birlikte hareket etmesi gerekir. Birlikte hareket ederek, filin bencilliğini ve kibirini yenebilirler. Bunun için, hayvanların aşağıdakileri yapması gerekir:

  • Birbirlerinin farklılıklarına saygı duymalılar.
  • Birbirlerine güvenmeliler.
  • Birbirlerine yardım etmeliler.

Birlikte hareket eden hayvanlar, filden çok daha güçlü olurlar. Bu nedenle, filin baskısından kurtulabilir ve ormanlarına geri dönebilirler.

ebj3iad

 

6. ETKİNLİK

Bazen tek bir isim bir varlığı anlatmaya yetmez. O varlığı, ait olduğu varlıkla ya da ayırt edici bir özelliğiyle birlikte söylemeye ihtiyaç duyarız. Bu ihtiyaç sonucunda ortaya tamlamalar çıkar. Türkçede sıfat ve isim tamlaması olmak üzere iki tür tamlama vardır.

a.Aşağıda metinden alınmış ve eksik bırakılmış olan cümleler vardır. Bu cümlelerde eksik olan kelimeleri okuduğunuz metinden bulunuz ve isim tamlamalarını oluşturunuz. Cümlelerin anlamlarında bir değişiklik oldu mu? Sınıf arkadaşlarınız ve öğretmeninizle düşüncelerinizi paylaşınız.

  • Gölün çevresindeki bütün ağaçlar benim.
  • Gölün kıyısındaki ağaçlarda yaşamayan hayvanlar bu sözlere hiç aldırmamışlar.
  • Hayvanlar aralarında tartışırken birden çok yakınlarından bir çocuk sesi gelmiş kulaklarına.

Anlamlarında değişiklik oldu bunlar biraz isim tamlamasıdır.

b.Siz de isim tamlaması oluşturunuz ve öğrendiklerinizi uygulayınız.

evin kapısı, ağacın dalları, annemin evi

 

Aşağıdaki görsellerden yararlanarak isim tamlamaları oluşturunuz, oluşturduğunuz tamlamayı ilgili görselin altına yazınız.

h8pc8so

 

1si9fe8

7sdgd14

 

9.ETKİNLİK 

Masaldaki bazı cümlelerin yazı karakterlerinin farklı olmasının nedenini yazınız.

Masallarda genellikle bir anlatıcı bulunur. Bu anlatıcı, masalı kendi ağzından anlatır. Masalın farklı yerlerinde farklı anlatıcılara yer verilmesi durumunda bu anlatıcılara ait cümlelerin yazı karakterleri farklı olabilir.

 

10. ETKİNLİK 

Şımarık Fil fablından çıkarımlarınızı, beden dilinizi etkili ve cümle geçişlerinizde uygun bağlaçlar kullanarak sınıf arkadaşlarınıza anlatınız.

Merhaba sınıf arkadaşlarım, bugün sizlerle Şımarık Fil fablından çıkarımlarımızı paylaşmak istiyorum.

Fablımızda ormanda yaşayan büyük ve güçlü bir fil vardır. Fil, kendisini herkesten üstün görür ve bu nedenle bencil ve kibirli davranır. Diğer hayvanlara eziyet eder ve onlara istediği her şeyi yaptırmaya çalışır.

Hayvanlar, filin baskısından kurtulmak için evlerini terk etmek zorunda kalırlar. Ancak, uzun süre sonra evlerini özlerler ve geri dönmeye karar verirler.

Hayvanlar, filin karşısına çıktıklarında onu tek başlarına yenebileceklerini düşünmezler. Bu nedenle, birlikte hareket etmeye karar verirler.

Hayvanlar, birlikte hareket ederek filin gücünü yenerler. Fil, bencilliğini ve kibrini bırakır ve hayvanlarla birlikte barış içinde yaşamaya başlar.

Bu fabldan çıkarabileceğimiz birçok ders var. Bu derslerden bazıları şunlardır:

  • Bencillik ve kibir, yıkıcı sonuçlara yol açabilir.
  • Birlik beraberlik, güçlülüğün ve başarının temelidir.
  • Farklılıklara saygı duymak ve birbirimize yardım etmek gerekir.

Özellikle günümüzde, bencilliğin ve kibrin giderek arttığı bir dönemde yaşıyoruz. Bu durumun, toplumda huzur ve barışın bozulmasına neden olabileceğini unutmamak gerekir. Bu nedenle, birlik ve beraberliğimizi korumak için çaba göstermeliyiz.

Bencillik ve kibir, sadece bireysel ilişkilerde değil, toplumsal ilişkilerde de yıkıcı sonuçlara yol açabilir. Bir toplumda bencil ve kibirli insanlar varsa, bu toplumda huzur ve barış olmaz.

Bu nedenle, bencillikten ve kibirden uzak durmalıyız. Birbirimize saygı duymalı ve birbirimize yardım etmeliyiz. Böylece, daha huzurlu ve barış içinde bir toplum oluşturabiliriz.

Sonuç olarak, Şımarık Fil fablından çıkarabileceğimiz dersler, hem bireysel hem de toplumsal ilişkilerimizde önemli derslerdir. Bu dersleri hayatımıza uygulayarak, daha huzurlu ve barış içinde bir dünya oluşturabiliriz.

Teşekkür ederim.

11. ETKİNLİK

  • Serim, düğüm, çözüm bölümlerine dikkat ediniz.
  • Olayları oluş sırasına göre yazınız.
  • Olaylar arasında neden-sonuç bağı kurunuz.
  • Açık ve anlaşılır bir dil kullanınız.
  • Yazım ve noktalama kurallarına dikkat ediniz.
  • Fablın konu ve ana düşüncesine uygun bir başlık bulunuz. 

Aceleci Arı

Bir varmış bir yokmuş, ormanın derinliklerinde bir arı kovanı varmış. Bu kovanın içinde, Aceleci Arı adında bir arı varmış. Aceleci Arı, her zaman çok aceleci ve sabırsızmış.

Bir gün, Aceleci Arı, kovanın dışına bal toplamaya çıkmış. Aceleci Arı, çiçeklerden bal toplarken, çok hızlı hareket ediyormuş. Bu yüzden, dikkatli davranamıyor ve bazen çiçeklere zarar veriyormuş.

Bir çiçeğin üzerinde bal toplarken, Aceleci Arı, yanlışlıkla çiçeğin yapraklarını koparmış. Çiçek, Aceleci Arı’dan çok kızmış ve ona şöyle demiş:

“Aceleci Arı, çok aceleci ve sabırsızsın. Bu yüzden, dikkatli davranamıyorsun. Çiçeklere zarar veriyorsun. Lütfen, daha dikkatli ol.”

Aceleci Arı, çiçeğin sözlerini duyunca çok utanmış. Kendi kendine şöyle demiş:

“Haklısın. Çok aceleci ve sabırsızım. Bu yüzden, dikkatli davranamıyorum. Bundan sonra, daha dikkatli olacağım.”

Aceleci Arı, çiçeğin sözlerini dinlemiş ve bundan sonra daha dikkatli olmaya çalışmış. Çiçeklere zarar vermemeye dikkat etmiş. Aceleci Arı, yavaş yavaş yavaşlamış ve daha dikkatli hareket etmeye başlamış.

Bir gün, Aceleci Arı, kovanın dışına bal toplamaya çıkmış. Bu sefer, çok dikkatli davranmış. Çiçeklere zarar vermeden, bol bol bal toplamış.

Aceleci Arı, kovana döndüğünde, diğer arılar onu çok takdir etmişler. Aceleci Arı, artık çok aceleci ve sabırsız değilmiş. Daha dikkatli ve özenli bir arı olmuş.

 

Sonraki Metne Hazırlık

Küçük Prens romanının konusunu öğreniniz

Küçük Prens, Fransız yazar Antoine de Saint-Exupéry tarafından yazılmış, 1943 yılında yayımlanmış bir novella (Novella, romandan kısa, hikâyeden uzun bir edebi türdür. Genellikle 10.000 ile 30.000 kelime arasındadır. Novellalar, genellikle tek bir olay örgüsüne sahiptir ve az sayıda karaktere sahiptir.) dır. Eser, yeryüzünden uzaklaşmış bir gezgin pilotun, çölde düştüğü sırada tanıştığı Küçük Prens adlı bir çocuğun hikâyesini anlatır. Küçük Prens, kendi gezegeninde yaşayan, sevimli ve meraklı bir çocuktur. Gezegeninde tek başına yaşamaktadır. Bir gün, gezegenini terk eder ve uzayda yolculuğa çıkar. Yolculuğu sırasında farklı gezegenleri ziyaret eder. Bu gezegenlerde, farklı karakterlere sahip insanlarla tanışır.

Küçük Prens, yeryüzüne geldiğinde, pilotun çölde düştüğü uçağı bulur. Pilotla tanışır ve onunla vakit geçirmeye başlar. Pilot, Küçük Prens’in hikâyesini dinler. Küçük Prens, gezegeninde yaşadıklarını, gezdiği gezegenleri ve tanıştığı insanları anlatır. Pilot, Küçük Prens’in hikâyesinden çok etkilenir.

Küçük Prens, yeryüzünde bir süre yaşar. Ancak, sonunda kendi gezegenine dönmeye karar verir. Pilot, Küçük Prens’i kendi gezegenine götürmek için bir plan yapar. Pilotun planı başarılı olur ve Küçük Prens, kendi gezegenine döner.

Küçük Prens, evrensel bir temaya sahiptir. Eser, insanlığın anlam arayışını, sevginin önemini ve yaşamdaki önemli şeyleri vurgulamaktadır. Eser, yayımlandığı tarihten bu yana milyonlarca kişi tarafından okunmuş ve sevilmiştir.

Küçük Prens‘in ana temaları şunlardır:

  • Aşk: Küçük Prens, Rose’a olan aşkını her şeyin üzerinde tutar. Rose, Küçük Prens’in hayatındaki en önemli şeydir.
  • Anlam arayışı: Küçük Prens, yaşamın anlamını aramaktadır. Bu arayış onu, uzayda yolculuğa çıkartır.
  • Önemli şeyler: Küçük Prens, yaşamın önemli şeylerini, basit şeylerde bulur. Örneğin, sevgi, dostluk ve hayal gücü onun için çok önemlidir.

Küçük Prens, evrensel bir dil ile yazılmış bir eserdir. Bu nedenle, tüm yaş gruplarından okuyucu tarafından anlaşılabilir. Eser, hem çocuklar hem de yetişkinler için ilgi çekicidir.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Scott AjansScott Ajans tarafından ❤️ ile tasarlanmıştır