Başarılı Bir Çocuğunuz Olsun İstiyorsanız Türkçe Dersine ve Kitap Okumaya Önem Verin

Başarılı Bir Çocuğunuz Olsun İstiyorsanız Türkçe Dersine ve Kitap Okumaya Önem Verin

 

(Biraz uzunca bir yazı yazdım, zahmet edip okursanız inşallah istifade edersiniz. Bütün yaş grubu öğrenci velileri için genel bir bilgilendirme amaçlı yazdım)

Son yıllarda yapılan sınavlarda Türkçe sorularının ayırt ediciliğinin yükseldiğini, soruların her geçen yıl zorlaştığını görüyoruz. “Aman Türkçe kolay, iki paragraf çözer, hallederiz.” mantığıyla Türkçe dersinin ihmal edilecek ve son yıla bırakılacak bir ders olmadığını inşallah öğrenciler de veliler de idrak ediyordur.

Çok sık duyuyorsunuzdur: “Bol bol kitap okumalıyız.” reçetesini. Malum herkes bu reçeteyi veriyor ama asıl mesele “Ne okumalı, nasıl okumalıyız? “Es geçtiğimiz nokta burası. Bu noktada ortaokul 5.sınıfta bile geç kalındığını görüyorum. Ortaokula gelirken belirli bir sözel birikimle gelen öğrencinin avantajlı olduğunu görüyoruz. Tabi ki çok çalışıp üstüne düşerek bir nebze olsun bu arayı kapatmanın mümkün olduğunu müşahede ediyoruz. Peki, 5. sınıfa dek ve ortaokul sürecinde öğrencilerimizin sözel becerilerini geliştirecek neler yapabiliriz? (Gözlem, araştırma ve okumalarımdan yola çıkarak belirtiyorum.)
Tabi ki de “çocuğum kitap oku, kitap oku… ” demeyle bu iş olmayacak.

  1. Çocuğunuzla okul öncesi dönemde bol bol konuşmalısınız, mümkünse uzun cümleler kurmalısınız, anlamaz nasılsa deyip sözleri her seferinde basitleştirmemeli, özellikle kelime ve deyimlerle ilgili “bu ne demek?” sorularına iyi cevap vermelisiniz, veremiyorsanız sözlükten bakıp anlayacağı seviyede izah edebilirsiniz.
  2. Kitap okuma alışkanlığı çocuğunuzda yerleşsin istiyorsanız kitap okumanın yemek içmek gibi ailenizin doğal bir eylemi olduğu fikrini çocukta uyandırmalısınız. Çocuğunuza siz, çok küçük yaşlarda düzenli kitap okumalı, onun kitapla tanışmasını sağlamalısınız, okurken ona sorular sormalı, bazen de onun sorduğu soruları yanıtlamalı, hayal gücüyle kitaptan keyif almasını sağlayacak etkinliklerle süreci yaymalısınız. Kendi okumaya başladığında kitap hakkında konuşmasını sağlayabilir, en beğendiği yeri sorabilir hatta bazen gönüllü dinleyicisi olabilirsiniz. Bu hem konuşma ve ifade becerisini hem düzgün okuma ve telaffuz becerisini geliştirir. Bir zahmet televizyon ve telefondan kafamızı azcık kaldırmalıyız, çocuklarımızın eğitimi için biraz keyfimizden ödün vermeyi bilmeliyiz. Her gün belirli bir saatte ailecek okuma saati yapabilirsiniz, hele ki siz karı koca okuduklarınızla ilgili konuşup diyalektik yaparsanız çocuğunuza da kitap hakkında doğal bir konuşma imkânı verirseniz, tadından yenmez. Kitap okumak elbette çok önemli ama daha önemlisi kitabı okuduktan sonra özetleme, çıkarım yapma, yorumlama, ilişkilendirme gibi yetenekleri geliştirmeliyiz. Bunun için etkinlikler düzenlemeliyiz.

Çocuklar kitap okurken analizli düşünme yapamadıkları için kitap okumak yeterli olmuyor. Bunun yanında küçük yaşlardan itibaren paragraf ve sözel mantık soruları çözmeliler ki doğru çıkarımda bulunmayı öğrenebilsinler.
LGS ‘de başarılı olabilmek için de ilkokuldan itibaren bu konu üzerine eğilmeliyiz.

Çocuklar, gençler; hayatı yaşamalı ki farklı alanlarda bilgi sahibi olmalı. Sorgulayıp araştırmalı. Bilimsel, kültürel ya da ilgisine göre yayınları takip etmeli. Bunlardan sonra kitap okumalı, okuduğunu hazmetmeli ve sınav için gerekli çalışmayı planlı ve hayattan kopmadan isteyerek yapmalı, diyorum.

Anne babada kitap okuma alışkanlığı yoksa kitap okumayı alışkanlık yapabilmek çok zor. Zorunlu olduğu için değil sınav için değil sevdiği için okumalı kitabı. Hayatına bu alışkanlığı katabilmek amacımız olmalı diye düşünüyorum. Kitap okumayı sevdirebilmek için epey kafa yoruyorum.

3.Kaç yıldır gözlemlediğim ve bu eksikliği kapatmak için deliler gibi çırpındığım bir konu da “deyim, atasözü ve özdeyiş” konusu. Öğrencilerimize ilkokul öğretmenlerinin derslerde bu konuda elinden geleni verdiğine eminim ama bu konu biraz da ailenin kelime ve düşünce dağarcığıyla ilgili, nesillerin sohbet birikimi ile de ilgili sanırım. Benim gerçekten dedemlerden, ninemlerden anne babamdan çok sık duyduğum deyim ve atasözlerini çocukların hiç duymamış olmasına her seferinde şaşırıyorum. İpucu verirken mesela işte anneniz şunu şunu demiştir diyorum örnek bir olayla, “Yoo, hiç duymadık.” diyorlar, sahiden de duymamış olabilirler. Çünkü o kadar az kelimeyle konuşuyoruz ki bir de büyüklerimizle yaşamayı bıraktık, onlardan kıssa dinlemeyi, onların sohbetlerinde geçen güzel atasözü ve deyimleri duyamıyoruz artık. O yüzden sizler bildiğiniz deyim ve atasözlerini yeri geldikçe kullanın, kulak aşinalığı bari olsun.

4.Sözlük, sözlük, sözlük… Lütfen çocuklara sözlük alırken TDK onaylı mümkünse hacimli adamakıllı bir sözlük alalım, bilemediği kelimelerin anlamını öğrenmesi için destek olalım, bizler koca koca büyükler bir kitapta bir yerde duyup da bilmediğimiz kelime olursa “Aa bunun anlamı neymiş?” deyip bir zahmet örnek olarak göstere göstere sözlüğe bakalım. Sözlüğe bakmak zor mu geldi, telefondan TDK sitesinden bakıverelim iki dakika (www.tdk.gov.tr) Sözlük yarışmaları yapabilirsiniz arada ailece mesela, normal sözlük, deyim ve atasözleri sözlüğünü kullanarak bu tarz yarışmalar yapabilirsiniz. Sözel becerileri geliştirmek kelime dağarcığını kuvvetlendirmek için tabu, kelimelik gibi kelime oyunları da oynayabilirsiniz.

5.Son yıllarda sözel mantık ağırlıklı soruların önem kazandığını görüyoruz. O yüzden günlük hayatta çocuklarımızın analiz becerilerini geliştirmeliyiz. Bir filmi izliyorsak ailece, o film hakkında çocuğun çıkarımlar yapmasını sağlamalıyız. Okuduğu bir kitaptaki karakteri olayı analiz etmesini sağlamalıyız. Görsel okuma ve grafik yorumlama becerisinin temellerini ilkokulda sağlam bir şekilde aldığından emin olmalıyız. Kendimiz de yeri geldikçe günlük hayat işlerinde çocuğumuza sınıflama, analiz etme becerilerini geliştirecek işler yaptırmalıyız. Basit mantık sorularıyla çocuğumuzu çok erken yaşta tanıştırmalıyız. (Örneğin elimde kırmızı, mavi, beyaz tişört ve aynı renklerde pantolon var ikisi üst üste aynı renk denk gelmeyecek şekilde kaç farklı kombinasyon yapabilirsin… Gibi gibi…) Sözel mantıkla ilgili becerilerini geliştirmek için 5,6,7 ve 8. sınıflar için Çanta Yayınlarından çıkan MANTALİTE kitaplarını alıp çözdürebilirsiniz.

6.Çocuğumuzla konuşurken onunla bir etkinlik yaparken, oyun oynarken anahtar sorunuz “Neden?” olsun. Çocuğumuza sorgulamayı sorgulatmayı, nedensellik bağıyla zekâ gelişimini güçlendirmeyi istiyorsak “Neden?” sorusu bizim için çok önemli. Örneğin “Sence kitaptaki A kahramanı neden/niye öyle davrandı? ” “Yıldızlar gündüzler neden görünmez?” Bazen bilemediklerini araştırmaları için imkân vermelisiniz.
Neden sonuç ilişkisini iyi kavrayan çocukların zekâ gelişiminin iyi olduğu araştırmalar sonucu görülmektedir.

7.Çıkan sorulara baktığımızda; hep deneme, gezi yazısı, makale gibi düşünce yazısı ağırlıklı metinlerden yoğun anlamlı paragraf soruları sorulduğunu görüyoruz. Çocuklarımızın çocuk dergileri, bilim kitapları, felsefe, tarih, coğrafya, din alanında çocuklara yönelik yayınları okumalarını şiddetle tavsiye ediyorum. Özellikle çocuk dergilerinde bilgi verici metinlerle öğretici metinleri sevmesi sağlanabilir. Piyasada çok çok güzel kitaplar var, araştırılarak gerekirse önce kendiniz okuyarak çocuğunuza iyi yayınları okutmalısınız. (Tavsiye kitap listelerine www.mesuthayat.com sitesinden ulaşabilirsiniz.) Dili özenli olmayan, ana fikir olarak çocuğa hiçbir şey katmayan, içerik bakımından dokuz pembe diziye taş basan gayriahlaki kitapları lütfen “Okusun yeter ki ne okursa okusun.” diyerek ellerine vermeyin. Şimdiki ergen gençlikte öyle kötü kitaplar görüyorum ki içim parçalanıyor. Özellikle internet üzerinden yazılan(wattpad), marketlerde ve kitapçılarda maalesef çok satanlar listesinde yer alan, içinde her türlü pisliğin olduğu bazı kitaplara dikkat edelim. Bir milyon tane kötü örnek olacak davranış bulunduran, dili desen laçka, günlük dil üzerine kurulan, kalın ama içi boş kitapları almayın, okutmayın.
Geçenlerde bir kitapçıda 5.sınıf bir öğrencinin, annesiyle kitap seçerken “Kötü Çocuk” diye bir kitabı almaya yeltendiğini gördüm. Annesi de kararsız kalmış ” Bilemedim ki!” diyordu. Hemen yardım etmeyi teklif ettim. Sonra da o kitabın içeriğinin onun yaşına uygun olmadığından bahsettim. Birlikte başka kitaplara baktık ve yaşına uygun kitap seçtik. Arkadaşı okuyormuş da o da merak etmiş. Zihinleri mahveden bu kitapları bence belirli bir yaş üstü bile okumamalı. Ne katıyor Allah aşkına ne veriyor, televizyondan bile zararlı çünkü daha fazla tesir uyandırabiliyor kişide. Lütfen aman ha, çocuğunuzun ne okuduğunu bilin.

8.Tabii ki çocuğunuz test çözsün, test çözme alışkanlığı olsun ama yanlışlarına bakarak, yanlışların üstünde durarak ilerlemeyi ilke edinin.

Artık toplum olarak nicelik değil niteliğe önem vermemiz gerektiğini öğrenmeliyiz. Kaç kelime okuduğu değil nasıl okuduğu ve ne kadar anladığı önemli. Kaç kitap bitirdiği değil, kitapları sevmesi ve anlaması önemli, kaç soru çözdüğü değil yanlışlarından bir şey öğrenip öğrenmediği önemli. Bir kitaptaki kelime seçimi kadar kelimelerin verdiği duygu ana fikir, etki de önemli. Sadece sınav için ödev için araştırmak değil merak ettiği için çalışmak ve araştırmak önemli. Puanların önemli olduğu ülkemizde maalesef sonuç odaklı her şey ama süreç ve emek de çok önemli. Bunu önce biz bilelim olur mu?

Emine SUBAŞI
Türkçe Öğretmeni

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Powered by Scott Ajans Logo Scott Ajans