Görüşme Metni Cevapları Sayfa 168-169-170-171-172-173-174-175-176
Görüşme Metni Cevapları Sayfa 168-169-170-171-172-173-174-175-176
HAZIRLIK ÇALIŞMALARI
- Ziyaret ettiğiniz bir hasta karşısında nasıl davranırsınız? Anlatınız.
Hasta ziyareti, moral ve destek sağlama açısından çok önemlidir. Ziyaret ettiğim bir hastaya karşı şu şekilde davranırım:
- Nazik ve kibar bir şekilde selam veririm. Gülümseyerek ve göz teması kurarak rahat hissetmesini sağlamaya çalışırım.
- Hasta kendini ifade edinceye kadar çok fazla konuşmam. Rahat ve sakin bir şekilde dinlerim ve sorular sorarım.
- Hastanın ruh halini ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundururum. Çok fazla gürültü yapmam veya onu yoracak konulardan bahsetmem.
- Hastanın iyileşmesi için dileklerimi sunarım. Pozitif ve umutlu bir dil kullanarak moral vermeye çalışırım.
- Uzun süre kalmamaya özen gösteririm. Hastanın yorulmaması ve dinlenebilmesi için ziyaretimi kısa tutarım.
- Ayrılırken tekrar geçmiş olsun dileklerimi sunarım.
- Hasta olduğunuzda sizi ziyarete gelenlerin davranışları karşısında neler hissedersiniz. Açıklayınız.
Hasta olduğumda beni ziyarete gelenlerin davranışları beni çok mutlu eder. Bu durum, yalnız olmadığımı ve sevdiklerimin beni düşündüğünü gösterir. Ziyaretçilerimin sevgi ve şefkat dolu davranışları bana moral verir ve iyileşme sürecimi hızlandırır.
Ziyaretçilerimin şu şekilde davranması beni mutlu eder:
- Yanımda oturup beni dinlemeleri. Bu sayede kendimi daha iyi hisseder ve yalnız olmadığımı anlarım.
- Geçmiş olsun dileklerini sunmaları ve beni neşelendirmeye çalışmaları. Bu sayede moralim düzelir ve umutlanırım.
- Bana yiyecek ve içecek getirmeleri. Bu sayede daha iyi beslenebilirim ve gücümü toplayabilirim.
- Hasta ziyaretinde hastalara hangi sözler söylenir? Niçin? Sınıfta beyin fırtınası yapınız.
Hasta ziyaretinde hastalara moral ve destek verici sözler söylenir. Bu sözlerin amacı, hastayı mutlu etmek, umutlandırmak ve iyileşme sürecini hızlandırmaktır. Hastalara söylenebilecek bazı sözler şunlardır:
- Geçmiş olsun. Bu söz, hastaya sempati ve destek göstermenin en basit yoludur.
- Çok üzüldüm. Bu söz, hastaya sempati ve anlayış gösterir.
- Umarım çabuk iyileşirsin. Bu söz, hastaya umut ve moral verir.
- Her şey yoluna girecek. Bu söz, hastaya güven ve cesaret verir.
- Bir şeye ihtiyacın olursa bana haber ver. Bu söz, hastaya yardımsever olduğunuzu ve onu önemsediğinizi gösterir.
GÖRÜŞME
Ufak cinsinden beş altı portakallık kese kâğıdını, kadın elinden hastanın başucundaki sehpanın alt gözüne usulca bırakıp doğruldu.
Dört kişilik koğuşta, kadının geldiğini gören öbür üç hasta, koğuşun balkon kapısından çıkıp ikisini yalnız bıraktılar.
Kadın çevresine bakındı. Sandalye göremedi. Sonra yine usulca hastanın karyolasına yandan ilişerek oturdu.
Hasta, ayaklarını örtünün altında yana çekerek:
— Rahat otur, dedi. Nasılsın?
Kadın kapıdan girdiği andan beri belli etmek istemiyordu ama bir ikidir anlamasından çekinerek gördü, anladı mı diye hastaya bakıyordu. Yine öyle kaçamak, ölçer bir bakış attı hastaya. Sonra gözlerini ne yapacağını bilemeyip kucağında kenetlediği ellerine eğdi. Gülmeye çalıştı.
— Nasıl olacağım ben? Omuzlarını silkti; öyleyim işte. Bildiğin gibi. Gözleri erkeğin bakışları ile bir daha karşılaştı: Toplamışsın…
Erkek, kadından yana olan sol kolunu uzattı. Zayıflamış elini kadının elleri üstüne koydu. Sonra kadının sağ elini alıp rahat rahat avucu altında tutabileceği kadar yakınına bıraktı.
— Kilo aldım bu hafta, dedi. Bir kilo aldım.
Kadının gözlerinin içi güldü:
— Belli, dedi. Yanakların dolmuş.
— Öksürüğüm de hafifledi.
Kadının bütün yüzü ışıdı:
— Belli, dedi, yine. Belli iyisin.
— İyiyim ya, daha iyiyim. İştahım da iyi.
— Çok iyisin. Girer girmez anladım. Rengin gelmiş!..
Kısa bir an sustular. Kadın yine gülümsemeye çalıştı. Sonra başını önüne eğdi.
Erkek:
— Ben iyiyim, diye yineledi, merak edilecek bir yanım yok. Bakılıyorum. Yemekler bol. Doktorlar iyi. Sizi düşünüyorum ben. Siz ne yapıyorsunuz?
Kadın telaşsız bir sesle karşı çıktı:
— Ne yapacağız biz? İyiyiz işte!.. Bildiğin gibi…
— Biliyorum, yattığım yerden biliyorum.
— Neyi biliyorsun?
— Senin nasıl dokuz parça olduğunu biliyorum. Düşünmeden edemiyorum.
Kadın, erkeğe doğru eğildi. Boşta olan sol elini erkeğin elinin üstüne koydu:
— Bizden yana üzülme sen, dedi. Bizi düşünme. Biz nasıl olsa oluruz.
— Elimde değil.
— Sen şimdi iyileşmene bak.
— Olmuyor ki!
— Olur. İstersen olur. Bizden yana hiç üzüntün olmasın.
— Uyuyamıyorum. Bütün gece uyuyamıyorum.
Kadın üzüntüsünü açığa vuran bir sesle:
— Yapma n’olursun, dedi. Ölümü öp yapma! İlaç al, aklına başka şeyler getir. Ne bileyim? Şarıl şarıl akan bir dere kenarı getir. Tok karnına dere kenarına uzandığını getir, ne yaparsan yap, uyu.
Erkek başını salladı. Sözü değiştirdi:
— Erol nasıl?
Kadın yatıştı:
— Topaç gibi. Komşulara bıraktım. Komşunun çocuklarıyla arası iyi. Bir arada yuvarlanıp gidiyorlar.
Erkek bu sefer iki eliyle kadının ellerini ellerine aldı. Sonra elleri kadının bileklerine doğru ilerledi. Kadın ellerini çekmek istediğini saklayan bir hareketle hafif mırıldandı:
— Erol’u görme, diye devam etti. Durduğu yok. Odanın içinde bir baştan bir başa koşup da minderin önünde, senin resminin altına gelince kendini “Baba!” diye bir mindere atışı var, bayılırsın.
Erkek başparmaklarıyla sırtlarından okşayarak kadının ellerini yine bileklerine yakın yerinden avuçladı. Başparmakları gittikçe kadının bileklerinden yukarı kayıyordu. Kadın uzanıp erkeğin arkasındaki yastığı düzeltmek bahanesiyle ellerini bir daha erkekten kurtardı. Sonra ellerini yerine getirirken entarisinin yenlerini belirsiz bir hareketle sırtına doğru kaydırdı.
Erkek hareketsiz bekledi. Sonra eski hareketini tekrarladı. Kadının ellerini bu defa daha bilekleri yakınından kavradı. Başparmaklarıyla kadının bileklerini hafif yokladı. Sonra kadının gözlerinin içine bakarak:
— İstemezdim, dedi.
Kadın saklamaya lüzum görmedi:
— Senin ne kabahatin var bunda?
— İstemezdim. Bileziklerin kolundan çıksın istemezdim.
— Laf, çocuk olma, sen iyi ol da bilezik ne zaman olsa yerine konur!
Adam sustu. Karısının hamarat, güleç hâliyle evin içinde öteberiyi toplarken bilezikli kolunu şöyle bir yukarı kaldırışı vardı ki severdi.
Kadın yine:
— Çocuk olma, dedi. Kolumda boşu boşuna sallanıp duruyorlardı. Bilezik için üzülmenin sırası mı şimdi?
— Olsun! Sallansınlar. Çok değildi ki sana!
— Ben bileziksiz de olurum!
Erkek mırıldandı:
— Ben, dedi, sana… Aklından bir sürü şey geçiriyordu. Bırak beni, gençsin, güzelsin, bana bel bağlama. Buna benzer bir sürü şey geçiyordu. Ama karısı gibi bir kadına bunları demenin saçmalamak, ağız yapmak gibi bir şey olacağını da apaçık biliyordu. Karısı durgun bir sesle: Haftaya mağazalar açılıyor, diyordu başucunda. Erol’u komşulara bırakacağım. Haftada on yedi lira. Yeter bize. Sen iyileşmene bak. Hepsi geçer…
İçinde sıcak, soluğunu daraltan bir şeyler koptuğunu duydu.
— Ben, dedi tekrar, bilirsin dil dökemem!
Kadının gözlerinden ışıklar geçti.
— Dökme, daha iyi.
— Üç yıldır evliyiz, sana daha tatlı bir söz bile demedim.
Kadın eliyle erkeğin elinin sırtına hafifçe vurdu.
— Ben anlarım, demesen de anlarım!
— Okumuş olsaydım…
— Ben anlarım. Değişmezdi. Dudağın kımıldasa, yüzüme baksan anlarım.
Erkeğin bütün yüzü güldü. Soluğunu daraltan o sıkıntı sanki içinden çıktı.
— İyi, öyleyse, dedi. İyi…
Gözleri önce parıldadı. Sonra nereden çıktığı belli olmayan bir ıslaklık kaplayıverdi gözlerini. Başını, gözlerini saklamak için yanı başındaki sehpanın altına doğru eğdi. Portakalları kastederek,
— Niye zahmet ettin bunları, dedi.
Meret hastalık! Biraz duygulanmasın insan, gözleri öyle çabuk yaşarıyor ki…
Necati CUMALI
Necati Cumalı: Hayatı ve Edebi Kişiliği
Hayatı:
Necati Cumalı, asıl adıyla Ahmet Necati Acar, 13 Ocak 1921’de Yunanistan’ın Florina şehrinde doğdu. 1922’de Türkiye’ye göç eden ailesiyle birlikte İzmir’e yerleşti. Ortaöğrenimini İzmir Atatürk Lisesi’nde tamamladıktan sonra, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi. 1941 yılında mezun olduktan sonra çeşitli mesleklerde çalıştı.
Cumalı, edebiyat hayatına 1939 yılında şiirler yazarak başladı. İlk şiir kitabı “Kızılçullu Yolu” 1943 yılında yayımlandı. Daha sonra “Harbe Gidenin Şarkıları” (1945), “Yağmurlu Deniz” (1957), “Bütün Şiirleri I” (1984) gibi şiir kitapları yayımladı.
Cumalı, şiirinin yanı sıra hikâye, roman ve tiyatro eserleri de kaleme aldı. Hikayeleri “Değişik Gözle” (1957), “İlk Defa Gördüğüm Şeyler” (1960), “Bu Toprağın İnsanları” (1964) gibi kitaplarda toplandı. “Tarlalar” (1953), “Susuz Yaz” (1957), “Hırsız Gelmedi” (1960) gibi romanları da oldukça ilgi gördü. Tiyatro eserleri arasında ise “Abdülhamit Döneminde Bir İşkence” (1971), “Son Oyun” (1972), “Yalan Dünya” (1973) sayılabilir.
Cumalı, edebiyat dünyasında Garip Akımı’nın önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilir. Şiirlerinde sade bir dil kullanmış, günlük yaşamdan ve doğadan izler taşımıştır. Hikaye ve romanlarında ise Anadolu insanının sorunlarını ve duygularını gerçekçi bir şekilde yansıtmıştır.
Cumalı, birçok ödüle layık görülmüştür. Bunlardan bazıları şunlardır:
- Saik Faik Hikâye Armağanı (1957)
- Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü (1969)
- Yeditepe Şiir Ödülü (1984)
Necati Cumalı, 10 Ocak 2001 tarihinde İstanbul’da vefat etti.
Edebi Kişiliği:
Necati Cumalı, Türk edebiyatının en önemli şairlerinden, romancılarından ve öykücülerinden biridir. Eserlerinde sade bir dil ve yalın bir üslup kullanmıştır. Şiirlerinde günlük yaşamdan ve doğadan izler taşırken, hikâye ve romanlarında Anadolu insanının sorunlarını ve duygularını gerçekçi bir şekilde yansıtmıştır.
Cumalı, Garip Akımı’nın önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilir. Bu akımın sade dil ve yalın üslup anlayışını eserlerinde benimsemiştir. Şiirlerinde duygusal yoğunluk ve imgelerden yararlanarak, okuru düşünmeye ve hissetmeye teşvik etmiştir.
Hikâye ve romanlarında ise Anadolu insanının zorlu yaşam koşullarını, umutlarını ve hayallerini anlatmıştır. Eserlerinde kullandığı dil ve üslup, okurun hikayenin içine girmesini ve karakterlerle empati kurmasını sağlamıştır.
Cumalı, Türk edebiyatına önemli katkılarda bulunmuş bir yazardır. Sade dili, yalın üslubu ve gerçekçi bakış açısıyla eserleri günümüzde de ilgi görmeye devam etmektedir.
Necati Cumalı’nın Bazı Önemli Eserleri:
- Şiir: Kızılçullu Yolu (1943), Harbe Gidenin Şarkıları (1945), Yağmurlu Deniz (1957), Bütün Şiirleri I (1984)
- Hikâye: Değişik Gözle (1957), İlk Defa Gördüğüm Şeyler (1960), Bu Toprağın İnsanları (1964)
- Roman: Tarlalar (1953), Susuz Yaz (1957), Hırsız Gelmedi (1960)
- Tiyatro: Abdülhamit Döneminde Bir İşkence (1971), Son


- ETKİNLİK
Okuduğunuz metnin içeriğini yorumlayarak nesnel bir özetini yapınız.
Metin, bir hastaneye kocasını ziyarete gelen bir kadının hikayesini anlatıyor. Kadın, kocasının durumunu merak ediyor ve ona moral vermeye çalışıyor. Adam da karısına iyi bakıldığını söylüyor. Adam karısının zorluklar yaşadığını biliyor ve ona üzülmemesi gerektiğini söylüyor. Kadın ise kocasının iyileşmesinin tek isteği olduğunu söylüyor. Adam, karısına vaktiyle güzel sözler söyleyip onu mutlu etmediği için pişmanlık duyuyor. Kadın ise ona sözle söylemesen de onu anladığını söylüyor. Adam karısına fark ettirmeden ağlıyor.
- ETKİNLİK
Okuduğunuz metnin içeriğine yönelik dört soru yazıp cevaplayınız.
Soru 1: Hikâyedeki kişiler kimler?
Cevap: Hikâyede hastanede yatan bir erkek, onu ziyarete gelen karısı ve oğulları Erol yer alıyor.
Soru 2: Kadın, kocasına ne haberler getiriyor?
Cevap: Kadın, kocasına oğullarının komşularla iyi anlaştığını, Erol’un babasının resminin önünde “Baba!” diye kendini mindere attığını ve haftada on yedi liraya Erol’u komşulara bırakabileceklerini söylüyor.
Soru 3: Erkek hangi konuda endişeli?
Cevap: Erkek, karısının zor durumda kaldığını ve ona maddi olarak yeterince destek sağlayamadığını düşünüyor.
Soru 4: Hikâyenin sonunda neler oluyor?
Cevap: Erkek ve kadın duygulanıyorlar. Erkek gözyaşlarını saklamak için başını sehpanın altına eğiyor ve karısına neden portakal getirdiğini soruyor.

- ETKİNLİK
Okuduğunuz “Görüşme” adlı hikâye ile önceden okuduğunuz “Sağlık” adlı şiiri verdikleri mesajlar yönünden karşılaştırınız.
“Sağlık” adlı şiir sağlığın önemi ve sağlıklı olmak için yapılması gerekenler anlatılmaktaktaydı. “Görüşme” adlı hikâyede ise hastalığa rağmen birbirlerine sahip çıkan, tek isteği karşısındakinin iyiliği olan karı kocanın durumu anlatılmaktadır. Ve bu yolla sağlıklı olmanın önemi dolaylı yoldan verilmiştir.
- ETKİNLİK
Okuduğunuz metinden gerçek ve kurgulanmış unsurlara örnekler bulup söyleyiniz. Bu unsurları; neden-sonuç, amaç-sonuç, koşul, karşılaştırma, benzetme, örneklendirme, duygu belirten ifadeler ve abartma yönlerinden değerlendirip metinle ilgili çıkarımlarda bulununuz.
Adamın hastalanması, karısının onu ziyarete gitmesi, adamla kadının konuşmaları gerçektir.
Kadının, kocasına uyuyabilmesi için aklına başka şeyler getir, şarıl şarıl akan bir dere kenarı getir demesi de kurgulanmış unsurdur.
– “Kadın uzanıp erkeğin arkasındaki yastığı düzeltmek bahanesiyle ellerini bir kez daha erkekten kurtardı.” ve “Başını, gözlerini saklamak içi yanı başındaki sehpanın altına doğru eğdi.” cümlelerinde amaç ilgisi vardır.


- ETKİNLİK
Hasta olduğunuzu düşünerek ziyaretinize gelenlerle aranızda geçen duygusal ortamı anlatan bir hikâye yazınız.
Son birkaç gündür grip olmuştum. Burnum akıyor, boğazım ağrıyordu ve öksürük nöbetleri beni perişan ediyordu. Yatağımdan kalkmak bile zorlaşmıştı. Bir an kendimi çok yalnız ve çaresiz hissettim. Tam o sırada kapı çaldı. Kapıyı açtığımda karşımda en yakın arkadaşlarım Ece ve Deniz’i gördüm.
Ece ve Deniz, beni ziyarete gelmişlerdi. Ellerinde çorba, meyve ve kitap getirmişlerdi. Beni görünce üzüldüler ve hemen ilgilenmeye başladılar. Yatağıma oturttular, bana çorba ikram ettiler ve halimi sordular. Ben de onlara kendimi nasıl hissettiğimi anlattım.
Ece ve Deniz beni dinlerken çok anlayışlı ve şefkatli davrandılar. Bana moral veren sözler söylediler ve şaka yaptılar. Beni güldürdüler ve bir an için hastalığımı unutmamı sağladılar. Onların yanındayken kendimi çok daha iyi hissettim.
Bir süre sonra Ece bana kitap okumaya başladı. Deniz de bana oyun oynamayı teklif etti. Ben de kitap dinlemeyi ve oyun oynamayı kabul ettim. Zaman çabucak geçti ve Ece ve Deniz’in ayrılma vakti geldi. Onları uğurlarken kendimi çok şanslı hissediyordum. Böyle harika arkadaşlarım olduğu için çok minnettardım.
Ece ve Deniz gittikten sonra kendimi daha iyi hissediyordum. Artık yalnız ve çaresiz değildim. Sevdiklerimin desteği ve ilgisi bana moral vermişti. Biliyordum ki bu hastalığı da atlatacaktım.
Bu deneyim bana hastalıkta bile sevdiklerimin yanında olmanın ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Onların desteği ve ilgisi bana şifa gibi gelmişti.

