Okumak Metni Cevapları Sayfa 178-179-180-181
Okumak Metni Cevapları Sayfa 178-179-180-181
HAZIRLIK ÇALIŞMALARI
- Hasan Âli Yücel ile ilgili edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.
Hasan Âli Yücel, 1897 yılında İstanbul’da doğmuştur. Öğretmenlik, yazarlık ve siyaset gibi birçok alanda önemli başarılar elde etmiştir. Fakat en çok, 1938-1946 yılları arasında Millî Eğitim Bakanlığı yaptığı dönemdeki çalışmalarıyla tanınmaktadır.
Yücel, bakanlığı döneminde Türkiye’de eğitim sisteminde köklü reformlar gerçekleştirmiştir. Köy Enstitüleri’ni kurarak, eğitim imkanlarını köy çocuklarına ulaştırmıştır. Ayrıca, öğretmenlik mesleğinin saygınlığını ve gelir seviyesini yükseltmek için önemli adımlar atmıştır.
Yücel, sadece eğitim alanında değil, kültür ve sanat alanında da önemli katkılar sunmuştur. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nı kurarak, birçok önemli eserin basılmasını sağlamıştır. Ayrıca, Halkevleri’nin kurulmasına öncülük ederek, halka yönelik kültürel ve sanatsal faaliyetlerin gelişmesine katkıda bulunmuştur.
Yücel’in eğitim ve kültür alanındaki çalışmaları, Türkiye Cumhuriyeti’nin modernleşmesi ve kalkınması için büyük önem taşımaktadır. O, Cumhuriyet ideallerinin en önemli savunucularından biri olarak kabul edilmektedir.
- Okumanın insan hayatına etkisi nedir? Düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
Bence okumak, insan hayatını birçok açıdan zenginleştiren ve güzelleştiren bir eylemdir. Okumak sayesinde, yeni bilgi ve beceriler ediniriz. Farklı kültürleri ve bakış açılarını tanırız. Hayal gücümüzü ve yaratıcılığımızı geliştiririz. Eleştirel düşünme ve problem çözme becerilerimizi geliştiririz.
Okuma ayrıca, stresimizi azaltmamıza ve zihnimizi rahatlatmamıza yardımcı olur. Yalnızlık duygusunu hafifletir ve bize dostluk ve keyifli vakit geçirme imkânı sunar.
OKUMAK
Kültürü çok geniş değerli bir dostum geçen gün bana diyordu ki:
— Artık benim için yeryüzünde tek bir eğlence kaldı: okumak. Hiçbir şeyden tatlı bir duygu alamıyorum. İnsanlardan kaçan yabani bir mahluk oldum.
(…)
Öyle ise okumak nedir, nasıl bir iştir ki böyle sürekli ve kolay ölmeyen bir tadı var?
(…)
İyi bilmeliyiz ki okuduğumuz her satır, kafamızın içinde, yeni bir düşünce âlemi yaratır. Ya eski düşüncelerimizi yerinden oynatarak onları canlandırır ya yeni bir düşünce ile varımızı artırır. Kitap, en gerçek bir dosttur. Dalgınlığa vurmadan okunan güzel bir kitaptan sonra, tıpkı çok sevdiğimiz bir arkadaşla konuşmaktan aldığımız tadı duyarız. Ona her an davetli gibiyizdir. Çağırmasına gitmezsek bile o yine darılmaz, bıkmadan usanmadan bizi bekler. Biz yanına gidinceye kadar gözleri gözlerimize tatlı tatlı güler, açmaya ve çevirmeye başladığımız beyaz yaprakları sevinçten ellerimizi okşar.
Okunacak şeyin ne değerde olduğunu kitapsız, gazetesiz kaldığımız zaman çok iyi anlarız. Hele yalnızlıkta… Mütareke içinde İngilizlerin Malta’ya sürdükleri yurttaşların pek çoğu gazetesizlik ve kitapsızlığı yiyecek ve içeceksiz kalmak kadar acı bulmuşlardır.
Bir an kendinizi tek başınıza bir odaya kapatılmış olarak düşünün. Biraz ekmek ve su bulduktan sonra ilk arayacağınız şey dilinizden anlayan, konuşacak bir insandır, değil mi? Bu his, içinde yaşadığınız cemiyetten uzak kalmanın verdiği manevi açlığınızın giderilmesini istemekten ve başka insanlarla olan bağınızın koparılması kaygısından başka ne ifade eder?
Yalnızlıkta, dost ve arkadaş yokluğunun yerini ancak kitap tutabilir. Bulabildiğiniz kitabı yazan, sizin bu tek başına kaldığınız anda konuşabileceğiniz tek arkadaş değil midir?
Yazık okumaya alışmamış, onun tadını almamış olanlara. Onlar, ıssız bir âlemde, yapayalnız yaşayan mahkûmlardır.
Hasan Âli YÜCEL
(Kısaltılmıştır.)
Hasan Ali Yücel: Hayatı ve Edebi Kişiliği
Hayatı:
- 1897 yılında İstanbul’da doğdu.
- Galatasaray Lisesi’ni ve İstanbul Üniversitesi’ni bitirdi.
- Felsefe, mantık ve edebiyat alanlarında çalışmalar yaptı.
- Millî Eğitim Bakanlığı’nda müfettişlik ve genel müdürlük görevlerinde bulundu.
- 1933-1938 yılları arasında Milli Eğitim Bakanı olarak görev yaptı.
- Bu dönemde Türk eğitim sisteminde önemli reformlar gerçekleştirdi.
- Köy Enstitüleri’nin kurulmasını sağladı.
- Harf Devrimi’ni hayata geçirdi.
- Eğitimde birlik ve beraberliği sağladı.
- 1961 yılında vefat etti.
Edebi Kişiliği:
- Şiir, deneme, eleştiri ve biyografi türlerinde eserler verdi.
- Milli edebiyat akımının önde gelen temsilcilerinden biridir.
- Eserlerinde sade bir dil kullanmıştır.
- Toplumsal ve milli konulara ilgi duymuştur.
- Halkın sesini eserlerine yansıtmıştır.
- Önemli eserleri arasında Çamlıca Tepesi, İnkılap ve Kadın, Hasret Türküsü ve Halk Şarkıları yer alır.
Hasan Ali Yücel, Türk eğitim tarihi ve edebiyatının önemli isimlerinden biridir. Eğitimde gerçekleştirdiği reformlar ile Türk eğitim sisteminin modernleşmesine katkıda bulunmuştur. Eserleriyle de Türk edebiyatına değerli katkılarda bulunmuştur.

- ETKİNLİK
Metinden hareketle aşağıdaki soruları yanıtlayınız.
- Sizce yazarın arkadaşı neden okumaktan başka bir şeyden zevk almıyor olabilir?
Yazarın arkadaşı zorlayıcı bir dönemden geçiyor olabilir. Savaş, sürgün veya kişisel bir travma gibi zorluklar yaşamış olması muhtemeldir. Bu tür zorluklar, insanları duygusal olarak yıpranmış ve diğer zevklerden uzaklaşmış hissettirebilir. Bu durumda, kitaplar ona bir kaçış ve teselli kaynağı sunmuş olabilir.
- Yazarın, kitaptan bir dost gibi bahsettiğini hangi cümlelerinden anlıyorsunuz?
Yazar, kitaplardan “en gerçek bir dost” ve “çok sevdiğimiz bir arkadaşla konuşmaktan aldığımız tadı” veren varlıklar olarak bahsediyor. Ayrıca “Çağırmasına gitmezsek bile o yine darılmaz, bıkmadan usanmadan bizi bekler” ve “gözleri gözlerimize tatlı tatlı güler” gibi ifadeler kullanıyor. Bu benzetmeler, yazarın kitapları yakın ve samimi birer dost olarak gördüğünü açıkça gösteriyor.
- Sizce sürgün edilen insanlar kitapsızlığı neden yiyecek ve içeceksiz kalmak kadar acı bulmuşlardır?
Sürgün edilen insanlar için kitaplar, sadece bilgi ve eğlence kaynağı değil, aynı zamanda bağlantı ve aidiyet duygusu da sağlamıştır. Sürgündeyken evlerinden, sevdiklerinden ve alışkanlıklarından koparılan bu insanlar, kitaplar sayesinde kendilerini yalnız hissetmemiş, farklı dünyalara seyahat etmiş ve yeni fikirler edinmiş olabilirler. Bu nedenle, kitap eksikliği onlar için sadece maddi bir mahrumiyet değil, aynı zamanda manevi bir yoksunluk da anlamına gelmiştir.
- Yazar, okumanın tadını almamış insanları kimlere benzetiyor? Yazarın bu düşüncesine katılıp katılmadığınızı nedenleriyle açıklayınız.
Yazar, okumanın tadını almamış insanları ıssız bir âlemde yapayalnız yaşayan mahkûmlara benzetiyor. Yazarın benzetmesini kısmen haklı buluyorum. Okumak, insanlara farklı bakış açıları kazandırarak zihinlerini genişletir ve yalnızlık duygusunu hafifletebilir. Ayrıca, kitaplar aracılığıyla farklı kültürler ve deneyimler hakkında bilgi edinerek kendimizi daha iyi tanıyabiliriz. Bu açıdan bakıldığında, okuma alışkanlığı olmayan kişiler, potansiyellerini tam olarak kullanamayan ve kendilerini sınırlayan insanlar olarak görülebilir.
Ancak benzetmenin biraz abartılı olduğunu da düşünüyorum. Herkesin farklı ilgi alanları ve zevkleri olduğunu unutmamak gerekir. Bazı insanlar kitap okumaktan hoşlanmayabilir, ancak bu durum onları daha az değerli veya zeki yapmaz. Önemli olan, kişinin kendini geliştirmek ve tatmin edici bir hayat sürmek için farklı yollar bulabilmesidir.
- Size göre kitap gerçekten bir dost mudur? Kitap okurken hissettiklerinizden yola çıkarak düşüncelerinizi açıklayınız.
Ben, kitapların dostluk kurabileceğimize inananlardanım. Kitaplar bize farklı dünyaları keşfetme, yeni fikirler edinme ve kendimizi geliştirme imkânı sunar. Ayrıca, kitap okurken yalnız olmadığımızı, yazarla ve diğer okuyucularla bir bağ kurduğumuzu hissederiz. Bu da bize yalnızlık duygusundan kurtulmamıza ve kendimizi daha iyi hissetmemize yardımcı olur.
- ETKİNLİK
Metnin konusunu boş bırakılan yere yazınız.
Kitapların insan hayatındaki yeri ve önemi
- ETKİNLİK
Metinde geçen öznel ve nesnel ifadeleri tespit ederek yazınız.
Öznel İfadeler:
“Artık benim için yeryüzünde tek bir eğlence kaldı: okumak. Hiçbir şeyden tatlı bir duygu alamıyorum.”
Bu cümlede geçen “tek”, “tatlı” ve “alamıyorum” kelimeleri öznel ifadelerdir. Bu kelimeler, yazarın arkadaşının kişisel görüşlerini ve duygularını yansıtır.
“Kitap, en gerçek bir dosttur.”
Bu cümlede geçen “en gerçek” ifadesi öznel bir ifadedir. Bu ifade, yazarın kitaplara bakış açısını ve onlara yüklediği değeri gösterir.
“Yalnızlıkta dost ve arkadaş yokluğunun yerini ancak kitap tutabilir.”
Bu cümlede geçen “yalnızlıkta”, “dost”, “arkadaş”, “yerini ancak”, “tutabilir” kelimeleri öznel ifadelerdir. Bu kelimeler, yazarın yalnızlık ve dostluk hakkındaki kişisel görüşlerini yansıtır.
Nesnel İfadeler:
“Yazarın arkadaşı Malta’ya sürgün edilmişti.”
Bu cümlede geçen “Malta’ya” ve “sürgün edilmişti” kelimeleri nesnel ifadelerdir. Bu kelimeler, yazarın arkadaşının başına gelen gerçek bir olayı ifade eder.


- ETKİNLİK
Okuma oranının yüksek olduğu toplumların özellikleri nelerdir? Düşüncelerinizi yazınız.
Okuyan Toplumlar, Gelişen Toplumlar
İnsanlık tarihi boyunca bilgi ve iletişimin temeli olan okuma, bireysel ve toplumsal gelişmenin anahtarı olmuştur. Okumanın yaygınlaştığı toplumlar, bilgiye erişim, eleştirel düşünme, yaratıcılık ve hoşgörü gibi alanlarda ilerleme kaydederek daha gelişmiş ve müreffeh bir yaşam düzeyi yakalamıştır. Bu sebeple, okuma oranının yüksek olduğu toplumların temel özellikleri ve bu özelliklerin sağladığı faydaları incelemek hem bireysel hem de toplumsal kalkınma için oldukça önemlidir.
Okuma oranının yüksek olduğu toplumlarda göze çarpan ilk özellik, eğitim sistemine verilen önemdir. Bu toplumlarda eğitim, sadece temel okuryazarlık becerilerini kazandırmakla kalmaz, aynı zamanda eleştirel düşünme, problem çözme ve yaratıcı düşünme gibi becerilerin de geliştirilmesine odaklanır. Ayrıca, eğitim her bireye eşit şekilde sunulmaya çalışılır ve okumaya teşvik edilir. Bu sayede, toplumdaki her bireyin bilgiye erişimi sağlanır ve potansiyellerini tam olarak kullanmaları için gerekli zemin hazırlanır.
Bilgiye erişimin kolay olması da okuma oranının yüksek olduğu toplumların temel bir özelliğidir. Kitaplar, gazeteler, dergiler ve diğer yazılı kaynaklar bu toplumlarda bolca bulunur ve halka açık kütüphaneler yaygındır. Ayrıca, internet ve diğer teknolojik araçlar da bilgiye erişimi kolaylaştırır. Bu sayede, bireyler ilgi alanlarına ve ihtiyaçlarına uygun bilgiye kolayca ulaşabilir ve kendilerini geliştirmeye devam edebilirler.
Okuma oranının yüksek olduğu toplumlarda okumak bir yaşam tarzı olarak kabul edilir. Bu toplumlarda insanlar, boş zamanlarında kitap okumayı severler ve kitap okumak ailenin ve toplumun önemli bir parçasıdır. Ayrıca, kitap kulüpleri, edebiyat etkinlikleri ve diğer okumaya teşvik eden faaliyetler yaygındır. Bu sayede, okuma alışkanlığı nesilden nesile aktarılır ve toplumda okuma kültürü gelişir.
Okuma, insanların eleştirel düşünme becerilerini geliştirmelerine de yardımcı olur. Okuma sayesinde insanlar, okudukları bilgileri sorgulamayı, farklı bakış açılarını değerlendirmeyi ve kendi fikirlerini oluşturmayı öğrenirler. Bu beceriler, bireylerin daha bilinçli ve sorumlu karar vermelerine ve toplumda aktif rol almalarına olanak tanır.
Yaratıcılık da okuma ile yakından ilişkilidir. Okuma, insanların hayal gücünü ve yaratıcılığını geliştirmeye yardımcı olur. Okuma oranının yüksek olduğu toplumlarda insanlar, yeni fikirlere daha açık ve yenilikçi çözümler üretmeye daha yatkın olurlar. Bu sayede, toplumda bilim, sanat ve teknoloji gibi alanlarda ilerleme sağlanır.
Ekonomik kalkınma da okuma oranı ile bağlantılıdır. Okuma oranının yüksek olduğu toplumlar, genellikle daha gelişmiş ekonomilere sahiptir. Bu toplumlarda insanlar, daha eğitimli ve beceriklidir ve bu da daha yüksek verimliliğe ve daha fazla üretkenliğe yol açar. Ayrıca, okuyan bireyler daha bilinçli tüketiciler olur ve girişimcilik ruhu taşırlar. Bu durum da ekonomik kalkınmaya katkıda bulunur.
Sosyal gelişme de okuma ile yakından ilişkilidir. Okuma, insanların farklı kültürleri ve bakış açılarını anlamalarına yardımcı olur. Bu da hoşgörü ve saygıyı teşvik eder ve sosyal gelişmeye katkıda bulunur. Okuma oranının yüksek olduğu toplumlarda insanlar, daha önyargısız ve daha anlayışlı olurlar. Bu durum da toplumda daha barışçıl ve adil bir ortam oluşmasına yardımcı olur.
Sonuç olarak, okuma oranının yüksek olması bir toplum için birçok fayda sağlar. Bu nedenle, okumanın teşvik edilmesi ve okuma kültürünün geliştirilmesi, her toplum için önemli bir hedef olmalıdır. Okuma, bireylerin ve toplumların gelişmesi için en önemli araçlardan biridir. Bu aracın potansiyelini tam olarak kullanabilmemiz için, okumaya ve bilgiye erişime her türlü imkanı sağlamalıyız.
Okuma alışkanlığının geliştirilmesi ve okuma kültürünün yaygınlaştırılması için ailelere, okullara, sivil toplum kuruluşlarına ve hükümetlere önemli görevler düşmektedir.
