Birey-Toplumsallık Metni Cevapları Sayfa 176-177-178-179-180-181-182-183

Birey-Toplumsallık Metni Cevapları Sayfa 176-177-178-179-180-181-182-183

 

HAZIRLIK ÇALIŞMASI

Sınıfınızda birey toplum ilişkisi konusunda bir tartışma ortamı oluşturunuz.

Tartışma sonucunda ulaşılan sonuçların doğru olduğunu düşünüyor musunuz?

Nedenleriyle açıklayınız.

Birey, kendi düşüncelerine, duygularına ve deneyimlerine sahip olan, özgün bir varlıktır. Toplum ise, ortak değerler, normlar ve kurallar etrafında bir araya gelen insanların bir bütünüdür.

Birey ve toplum arasındaki ilişki, tarih boyunca birçok filozof ve sosyolog tarafından tartışılmıştır. Bu ilişkinin nasıl olması gerektiği konusunda farklı görüşler mevcuttur.

Tartışmak istediğimiz bazı sorular şunlardır:

  • Birey ve toplum arasındaki ilişki nedir?
  • Birey ve toplumun birbirine karşı sorumlulukları nelerdir?
  • Bireysel özgürlük ve toplumsal refah arasında nasıl bir denge kurulabilir?
  • Modern toplumda bireyin rolü nedir?
  • Teknoloji, birey ve toplum ilişkisini nasıl etkilemektedir?

 

Birey-Toplumsallık

Birey denilince varlığının bilincinde olan insandan söz edildiğini düşünürüm. Nereden geldiğimizi, nerede olduğumuzu; yakın geleceğimizi, sonumuzu, sorgulamakla başlamıştır belki de bu bilinçlenme. Sürekli değiştiğimizi ama bu değişimin temelinde bir şeylerin hiç değişmeden büyüyüp geliştiğini kanıtlayabiliyorsak kendi kendimize; çocukluğumuza, gençliğimize pek de benzemeyen aynadaki görüntümüz kuşkuya düşürmez bizi… Hani Koca

Yunus’un, “Bir ben vardır bende, benden içeri…” dediğini kendimiz için de diyebiliriz.

Bir rastlantıyla uçakla üstünden geçerken ıssız bir adada, bir başına yaşayan birini gördüğümüzü varsayalım. Adını, sanını bilemeyiz bu uçakla üstünden geçerken gördüğümüz kişinin. “Issız adada yaşayan adam…” Hepsi o. Bizim için başka bir gerçekliği olamaz bu kişinin. Adını öğrendiğimiz birinin; nerede doğduğunu, nerede büyüdüğünü, kimlerden olduğunu, ne iş yaptığını, yetmezse evli olup olmadığını, kaç yaşında olduğunu sorarız da gerçekliğini pekiştirmeye, bireyselleştirmeye çalışırız onu indimizde. Demek ki ad, uğraş, öğrenim, ilgililik (mensubiyet), ilişkinlik (değginlik, aidiyet) gibi tanıtlamalar, bireyi birey yapan ögelerdir hem kendisi için hem de uzaktan yakından kendisini tanımak isteyenler için.

Bireyi, olumlu anlamda birey kimliğine kavuşturmaya yetmese de…

Olumlu anlamda birey kimliğine kavuşmak deyince kuşkusuz, özgürlüğünden söz etmek gerekir insanın. Bilinen bütün genişliğiyle özgürlüğü yaşam biçiminin karakteri sayan kişiden başka biri olabilir mi bireyselleşmek isteyen kişi? Ekonomik özgürlük, düşünce özgürlüğü, inanç özgürlüğü, gezme, dolaşma, konuşma özgürlüğü, iş seçme özgürlüğü… Saymakla bitmez insanın bireyselleşme yolundaki özlemleri.

Ama bunların içinde, bireyselleşmeye götüren en gerçekçi özlemi insanın, kanımca ona üretken olabilme onurunu verebilecek, onu üretken kılabilecek, eğitimi, öğrenimi elde edebilme özlemi, özgürlüğü olması gerekir. Öyle diyor Sokrates: “Kişi, başkalarından iyi bildiği, başkalarından iyi yapabildiği şeyle özgürdür. O özgürlüğü kimse elinden alamaz onun. Tam tersine ona bağımlı olurlar, saygı duyarlar.” Şölen’in bir bölümünde bunları söyler Sokrates.

Tümceyi olduğu gibi almadım, özetlemeye çalıştım.

Yüzyıllar, çağdaş uygarlık, bu savın geçerli olduğunu, yüzde yüz geçerli olduğunu doğrulamıyor mu? Üretken toplumlar, üretken bireylerdir çağımızda, ötekilerden daha özgür, daha az bağımlı, daha çok saygın olanlar. Üretkenliktir, özgürlüğün yolunu açan.

Elbet bireyselleşmek, toplumdan kopmak, toplumun başkaca katmanlarından kendini soyutlamak değil. Ailesi, yakınları, el bebek gül bebek görüp gözetmese eli ekmeğe erişinceye değin hangi çocuk yaşamını sürdürebilir ki? Yetişkinler de öyle, insan yaşamı, toplumsal bir yaşam. Arılarınki, karıncalarınki gibi… Yaşam savaşında bizi ayakta tutan, toplumun desteği, toplumun kazandırdıklarıdır. Ta başından, yaşamın başladığı çağlardan böyle süregelmiş.

Hep bir şeyler alır insan toplumdan. Doğayı ödünç alır, dili ödünç alır; güveni, dayanışmayı, sevgiyi, tarihi, kim bilir belki de özgürlüğü ödünç alır. Asalaklar, beleşçiler, bir de kendine saygısı olmayanlardır aldığının karşılığını vermekten çekinenler. Herkes bir şeyler alıyor, alacak. Karşılığında bir şeyler verilmezse borçlu kalınır. Denge bozulur, uyum sağlanamaz; yaşam yitirir anlamını. Bana öyle geliyor, “Vatan borcu… Namus borcu… İnsanlık borcu…” sözlerini anlamlı buluyorum. Bunlar, adamakıllı sözlerdir, diye düşünüyorum…

Şemsettin ÜNLÜ

Eski Beş Kelaynak

 

Şemsettin Ünlü: Hayatı ve Edebi Kişiliği

  1. Hayatı:
  • 1928 yılında Elâzığ’da doğdu.
  • İlk ve orta öğrenimini Elâzığ’da tamamladı.
  • 1946 yılında Kuleli Askerî Lisesi’nden mezun oldu.
  • 1948 yılında subay oldu.
  • 1950 yılında İzmir Gaziemir Ulaştırma Okulu’ndan mezun oldu.
  • 1974 yılında emekli oldu.
  • 1986 yılında ilk romanı “Yukarışehir” ile Orhan Kemal Roman Armağanı’nı aldı.
  • 1988 yılında “Toprak Kurşun Geçirmez” romanı ile Madaralı Roman Ödülü’ne layık görüldü.
  • 2001 yılında “Yolculuk” romanı ile Yunus Nadi Roman Ödülü’nü kazandı.
  • 2015 yılında vefat etti.
  1. Edebi Kişiliği:
  • Roman, öykü, şiir ve deneme türlerinde eserler verdi.
  • Eserlerinde Anadolu insanının yaşam mücadelesini, yoksulluğu, göçü ve emek sömürüsünü anlattı.
  • Gerçekçi bir bakış açısına sahipti.
  • Dil ve üslubu sade ve akıcıydı.
  • Toplumsal mesajlar vermeyi ihmal etmedi.
  • Başlıca eserleri: Yukarışehir, Toprak Kurşun Geçirmez, Yolculuk, Bir Avuç Turşu, Hesap Günü, Yaşasın Demokrasi
  1. Eserlerinden Örnekler:
  • “Yukarışehir”: Bir Anadolu kasabasının yoksul insanlarının yaşam mücadelesini anlatan bir roman.
  • “Toprak Kurşun Geçirmez”: Bir ailenin üç kuşak boyunca yaşadığı göç hikayesini anlatan bir roman.
  • “Yolculuk”: Bir gencin Anadolu’yu keşfetme yolculuğu sırasında yaşadıklarını anlatan bir roman.
  1. Edebiyatımıza Katkıları:
  • Anadolu insanını gerçekçi bir şekilde anlatan önemli romancılardan biridir.
  • Eserleriyle Türk romanına yeni bir soluk getirmiştir.
  • Toplumsal sorunlara dikkat çekmesi açısından önemli bir yere sahiptir.

 

  1. ETKİNLİK

Okuduğunuz metindeki anlamını bilmediğiniz kelime ya da kelime gruplarını aşağıya yazınız.

Metindeki anlamını bilmediğiniz kelime ya da kelime gruplarının anlamını metnin bağlamından hareketle tahmin ediniz. Tahminlerinizin doğruluğunu TDK Güncel Türkçe Sözlük’ten kontrol ediniz. Anlamını öğrendiğiniz yeni kelime/kelime gruplarını sözlüğünüze yazınız. Öğrendiğiniz kelimeleri birer cümlede kullanınız.

Kelime/Kelime Grubu: Ödünç
Cümlem: Sizden ödünç aldığım parayı iade etmeye geldim.

Kelime/Kelime Grubu: Gözetmek
Cümlem: Büyük kardeşler küçükleri gözetir.

Kelime/Kelime Grubu: San
Cümlem: Biz adı sanı belli, zengin bir aileden geliyoruz.

Kelime/Kelime Grubu: İnd
Cümlem: Onun indinde olanlara cevap vereceğim.

Kelime/Kelime Grubu: Tümce
Cümlem: Bu tümceyi ögelerine doğru ayırmayı beceremedim.

Kelime/Kelime Grubu: Sav
Cümlem: Bu savınızı çürüteceğimizden hiç şüpheniz olmasın.

  1. ETKİNLİK

Yazara göre insanın bireyselleşme yolundaki özlemleri nelerdir?

Yazara göre insanın bireyselleşme yolundaki özlemleri şunlardır:

  • Özgürlük: Ekonomik özgürlük, düşünce özgürlüğü, inanç özgürlüğü, gezme, dolaşma, konuşma özgürlüğü, iş seçme özgürlüğü gibi özgürlükler.
  • Eğitim ve öğrenim: Kendisini geliştirmek ve üretken olabilmek için eğitim ve öğrenim görme imkânı.
  • Üretkenlik: Kendisini topluma yararlı bir birey olarak hissedebilmesi için üretken olabilme isteği.
  • Saygınlık: Toplum tarafından saygı duyulma ve değer görme arzusu.
  1. Metne göre özgürlüğün yolunu açan nedir?

Metne göre özgürlüğün yolunu açan üretimdir. Yazara göre, kişi başkalarından daha iyi bildiği ve yapabildiği şeyle özgürdür. Üretken bireyler, daha özgür, daha az bağımlı ve daha çok saygın olanlardır.

  1. Yaşam savaşında bizi ayakta tutan şey yazara göre nedir?

Yazara göre yaşam savaşında bizi ayakta tutan şey toplumun desteğidir. Ailesi, yakınları, toplumun kazandırdığı dil, güven, dayanışma, sevgi, tarih ve özgürlük gibi değerler yaşam savaşında bizi ayakta tutan unsurlardır.

  1. Yazar hangi sözleri adamakıllı sözler olarak nitelendiriyor? Neden?

Yazar, “Vatan borcu… Namus borcu… İnsanlık borcu…” sözlerini adamakıllı sözler olarak nitelendiriyor. Bu sözleri, bireyin topluma karşı sorumluluklarını ve borçlarını hatırlatan sözler olduğu için anlamlı buluyor. Bu borçların yerine getirilmesiyle dengenin sağlanacağına ve yaşamın anlam kazanacağına inanıyor.

  1. Sizce toplumun bireylere kazandırdığı ahlaki ve kültürel değerler nelerdir?

Toplumun bireylere kazandırdığı ahlaki ve kültürel değerlerden bazıları şunlardır:

  • Dürüstlük
  • Saygı
  • Sevgi
  • Hoşgörü
  • Dayanışma
  • Adalet
  • Özgürlük
  • Eşitlik
  • Sorumluluk
  • Merhamet
  • Vatan sevgisi
  • Aile sevgisi
  • Milli kültür
  • Gelenek ve görenekler

Bu değerler, bireylerin ahlaki ve kültürel açıdan gelişmesine ve topluma uyum sağlamasına yardımcı olur.

g066gz4

  1. ETKİNLİK

Oyunları da okundu ama hikâyeleri kadar beğenilmedi.

Yukarıdaki örnekten yararlanarak okuduğunuz metinden karşılaştırma cümleleri bularak aşağıya yazınız.

  • Çocukluğumuza, gençliğimize pek de benzemeyen aynadaki görüntümüz…
  • Ama bunların içinde, bireyselleşmeye götüren en gerçekçi özlemi insanın, kanımca ona üretken olabilme onurunu verebilecek, onu üretken kılabilecek, eğitimi, öğrenimi elde edebilme özlemi, özgürlüğü olması gerekir.
  • Üretken toplumlar, üretken bireylerdir çağımızda, ötekilerden daha özgür, daha az bağımlı, daha çok saygın olanlar.
  • Ailesi, yakınları, el bebek gül bebek görüp gözetmese eli ekmeğe erişinceye değin hangi çocuk yaşamını sürdürebilir ki? Yetişkinler de öyle, insan yaşamı, toplumsal bir yaşam. Arılarınki, karıncalarınki gibi…

c2g6dwn

 

ovqv197

  1. ETKİNLİK

Sınıfınızda “günümüzde bireylerin kendileri gibi olması ve kendilerini birey gibi ifade etmelerinin önündeki engellerin neler olduğu” konulu bir konuşma yapınız. Konuşmanızda empati kurma stratejisini uygulayınız. Bu stratejiyi uygulayabilmek için kendinizi ifade engelleri olan bireylerin yerine koyup neler hissettiklerini, yaşadıklarını, düşündüklerini anlatmaya çalışınız.

Konuşmanız sırasında beden dilinizi etkili kullanmaya özen gösteriniz. Beden dilini etkili kullanmanın konuşmacının vermek istediği sözlü olmayan mesajları iletmeyi kolaylaştıracağını unutmayınız. Konuşmalarınızda kelimeleri anlamlarına uygun kullanmaya özen gösteriniz.

Günümüzde Birey Olmak: Kendimiz Gibi Olmanın Engelleri

Sevgili Arkadaşlar,

Bugün sizlerle, günümüzde bireylerin kendileri gibi olması ve özgürce ifade etmesinin önündeki engeller hakkında konuşmak istiyorum.

Birey olmak, özgün düşüncelere, duygulara ve deneyimlere sahip olmak demektir. Kendimizi ifade etme şeklimiz, giydiğimiz kıyafetlerden tuttuğumuz müzik zevkine kadar her şeyde kendimizden bir parça barındırmalıdır.

Ancak günümüzde, kendimiz gibi olmanın ve özgürce ifade etmenin önünde birçok engel var. Bu engellerden bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz:

Sosyal Medya Baskısı: Sosyal medya, kusursuz ve ideal bir hayat algısı yaratıyor. Bu da birçok kişiyi, gerçek benliklerini gizlemeye ve başkalarının beğenisini kazanmak için farklı biri gibi davranmaya itiyor.

Toplumsal Normlar: Toplum, belirli davranış biçimleri ve değer yargıları dayatıyor. Bu normlara uymayanlar, dışlanma ve eleştiriye maruz kalabiliyor.

Aile Baskısı: Aileler, çocuklarının kendi benliklerini keşfetmelerine ve özgürce ifade etmelerine engel olabiliyor. Kendi fikirlerini ve değerlerini dayatmaya çalışarak, çocuklarının bireysel gelişimini sınırlayabiliyorlar.

Kendimize Güven Eksikliği: Kendimizi yeterince iyi bulmadığımız için, gerçek benliğimizi saklama ve başkalarını taklit etme eğilimi gösterebiliriz.

Korku: Farklı olmanın ve ötekileştirilmenin korkusu, birçok kişiyi benliklerini bastırmaya ve gerçek duygularını gizlemeye yönlendiriyor.

Önyargılar: Toplumda yaygın olan önyargılar, farklılıkları hoşgörüsüzlükle karşılamasına ve bireylerin kendilerini özgürce ifade etmesine engel olmasına neden oluyor.

Kendimiz gibi olmanın ve özgürce ifade etmenin önündeki engelleri aşmak için şunları yapabiliriz:

Kendimizi Sevmeli ve Kabul Etmeliyiz: Kusurlarımız ve hatalarımızla birlikte kendimizi sevmeyi ve kabul etmeyi öğrenmeliyiz.

Eleştirilere Aldırmamalıyız: Kendimiz gibi olmanın ve özgürce ifade etmenin başkalarının eleştirilerine maruz kalmamıza neden olabileceğini kabul etmeli ve bu eleştirilere aldırmadan kendi yolumuzu çizmeye devam etmeliyiz.

Özgüvenimizi Geliştirmeliyiz: Kendimize ve fikirlerimize güvenmeliyiz.

Farklılıklara Saygı Duymalıyız: Kendimizden farklı olan insanlara saygı duymalı ve onları ötekileştirmemeliyiz.

Önyargılarla Mücadele Etmeliyiz: Toplumda yaygın olan önyargılarla mücadele etmek için elimizden geleni yapmalıyız.

Unutmayalım ki her birimiz eşsiz ve özel bir bireyiz. Kendimiz gibi olmanın ve özgürce ifade etmenin bir hak olduğunu savunmalı ve bu hakka sahip çıkmalıyız.

 

  1. ETKİNLİK

“Kişi; başkalarından iyi bildiği, iyi yapabildiği şeyle özgürdür.” cümlesi ile ifade edilen görüşe katılıyor musunuz? Neden? sorularından hareketle sınıfınızda bir tartışma ortamı oluşturunuz. Tartışma sırasında okuduğunuz metinden hareketle ulaştığınız olumlu ya da olumsuz her türlü düşünceyi nezaket kuralları içerisinde ifade ediniz.

Tartışmanın ardından aşağıya konu hakkındaki düşüncelerinizi anlattığınız bilgilendirici bir metin yazınız. Yazınızda yabancı dillerden alınmış, dilimize henüz yerleşmemiş kelimelerin Türkçelerini kullanmaya özen gösteriniz. Metninizi gözden geçirirken varsa metninizde yazım, noktalama hatalarını ve anlatım bozukluklarını düzeltiniz. Yazdığınız metni sınıfta arkadaşlarınıza okuyunuz.

“Kişi; başkalarından iyi bildiği, iyi yapabildiği şeyle özgürdür.” cümlesi, özgürlüğün bilgi ve beceri ile bağlantılı olduğunu savunuyor. Bu görüşe hem katılıyorum hem de katılmıyorum.

Katılma nedenlerim:

  • Bilgi ve beceri özgüven verir: Bir kişi, belirli bir konuda ne kadar bilgili ve becerikliyse, o konuda o kadar özgüvenli hissedilir. Özgüven ise, risk alma, seçim yapma ve kendi hayatını kontrol etme gibi özgürlüklerin temelini oluşturur.
  • Bağımsızlığı sağlar: Bir kişi, başkalarına bağımlı olmadan kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için belirli becerilere sahip olması gerekir. Örneğin, maddi özgürlük için para kazanma becerisine, duygusal özgürlük için ise kendi duygularını yönetme becerisine sahip olmak gerekir.
  • Farkındalık ve seçim imkânı sunar: Bilgi ve beceri, farklı seçenekleri ve olasılıkları değerlendirmemizi ve bilinçli seçimler yapmamızı sağlar.

Katılmama nedenlerim:

  • Özgürlük sadece bilgi ve beceri ile sınırlı değildir: Özgürlük, aynı zamanda dış etkenlerden ve koşullardan da etkilenir. Örneğin, siyasi özgürlük, ekonomik eşitlik ve sosyal adalet gibi unsurlar da özgürlüğün önemli bileşenleridir.
  • Herkes her şeyi iyi yapamaz: Her bireyin farklı yetenek ve becerileri vardır. Bir kişi, belirli bir konuda iyi olmasa da başka alanlarda özgür olabilir.
  • Yaratıcılık ve özgünlük sınırlanabilir: Bilgi ve beceri, belirli kalıplar ve sınırlar içinde kalmaya teşvik edebilir. Özgürlük ise, kuralları ve sınırları aşmayı ve yeni şeyler denemeyi de gerektirir.

Bilgi ve beceri, özgürlük için önemli bir araçtır. Ancak özgürlük, sadece bu araçlarla sınırlı değildir. Özgürlük, çok boyutlu bir kavramdır ve birçok farklı faktörden etkilenir.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Scott AjansScott Ajans tarafından ❤️ ile tasarlanmıştır