Sığırtmaç Mustafa’nın Öyküsü Metni Cevapları Sayfa 52-53-54-55-56-57-58-59
Sığırtmaç Mustafa’nın Öyküsü Metni Cevapları Sayfa 52-53-54-55-56-57-58-59
SIĞIRTMAÇ MUSTAFA’NIN ÖYKÜSÜ
Toplumların geleceğinde çocukların nasıl bir yere sahip olduğunu nedenleriyle anlatınız.
Çocuklar, bir toplumun en önemli varlıklarıdır. Onlar, toplumun geleceğidir. Çocuklar, topluma yeni fikirler, yeni değerler ve yeni enerji getirirler. Toplumların gelişmesi ve ilerlemesi için çocukların sağlıklı, mutlu ve eğitimli bir şekilde yetiştirilmesi gerekir.
Çocukların toplumların geleceğinde önemli bir yeri olmasının nedenleri şunlardır:
- Çocuklar, toplumun geleceğini inşa edecek olanlardır. Onlar, toplumu oluşturan bireylerdir. Çocukların iyi bir eğitim alması, sağlıklı bir şekilde büyümesi ve topluma faydalı bireyler olarak yetişmesi, toplumun geleceğini güvence altına alır.
- Çocuklar, topluma yeni fikirler ve yeni değerler getirir. Çocuklar, toplumun kalıplaşmış düşüncelerinden kurtulmak ve yeniliklere açık olmak için gerekli enerjiye sahiptirler. Çocukların fikirleri, toplumu daha ileriye götürmek için önemli bir kaynaktır.
- Çocuklar, topluma yeni enerji ve umut getirir. Çocuklar, hayat dolu ve enerjik varlıklardır. Onların varlığı, topluma umut ve heyecan verir.
Atatürk’ün çocuklarla ilgili sözlerinden birkaçını arkadaşlarınızla paylaşınız.
Atatürk, çocuklara büyük önem vermiştir. Onun çocuklarla ilgili sözleri, onların toplumdaki yerinin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Atatürk’ün çocuklarla ilgili sözlerinden bazıları şunlardır:
- “Çocuklarımız geleceğimizin güvencesidir.”
- “Her çocuk bir bahar çiçeği gibidir. Onları koruyalım ve yetiştirelim.”
- “Çocuklarımıza iyi bir eğitim verelim ki, onlar bizim yarınlarımız olsun.”
Aşağıdaki görsellerin sizde uyandırdığı duygu ve düşünceleri anlatınız.
Bu resimler, Atatürk’ün çocuklara olan sevgisini ve onlara olan güvenini göstermektedir. Atatürk, çocukların geleceğinin Türkiye’nin geleceği olduğuna inanıyordu. Bu nedenle, çocukların eğitimine ve gelişimine büyük önem verdi.
Atatürk’ün çocuklarla ilgilendiği resimler, günümüzde de çocukların eğitimine ve gelişimine verilen önemi vurgulamaktadır. Çocuklar, toplumun geleceğidir. Onların iyi bir eğitim alması ve sağlıklı bir şekilde büyümesi, toplumun geleceği için gereklidir.
Atatürk’ün çocuklarla ilgilendiği resimler, bana şu duyguları uyandırıyor:
- Sevgi: Atatürk’ün çocuklara olan sevgisi, bu resimlerden net bir şekilde anlaşılıyor.
- Güven: Atatürk, çocukların geleceğine güveniyordu. Bu da resimlerden anlaşılıyor.
SIĞIRTMAÇ MUSTAFA’NIN ÖYKÜSÜ
Yıl 1929… Mevsim yaz.
Sığırtmaç Mustafa; cılız, çelimsiz ve hastalıklı bir çocuktu. Bir akşamüstü,
Yalova kırlığında, ineklerini önüne katmış çiftliğe dönüyordu. Yirmi kadar atlının kendine doğru yaklaştığını gördü.
Atlılar yakınına gelince en öndeki atından inip ona çiftliğe nereden gidileceğini sordu.
Mustafa:
“Siz yanlış yoldan gelmişsiniz.” dedi.
Eliyle işaret ederek:
“Çiftliğe şu yoldan gidilir.”
Karşısındaki, başını salladı.
“Adın ne?” diye sordu.
“Mustafa!”
Karşısındakinin yüzüne hemen bir gülümseme yayıldı.
“Benim adım da Mustafa, demek adaşız!”
Hemen ardından da sordu.
“Sen Gazi’yi tanır mısın?”
“Tanırım.” dedi Sığırtmaç Mustafa.
“Onu sever misin?”
“Severim.”
“Niçin seversin?”
Sığırtmaç Mustafa, Gazi’yi hep “Paşa” olarak duymuştu.
“Paşa olduğu için severim.” dedi.
Bu yanıtı duyunca karşısındaki gülmeye başladı. Mustafa bozuldu buna. Yoksa bu adam kendisiyle eğleniyor muydu?
Karşısındaki sormaya devam etti:
“Sen ne iş görürsün Mustafa?”
“İşte şu gördüğün sığırları güderim.”
“Ne kazanırsın?”
“Ayda üç lira.”
“Peki, söyle bana, ayda üç lira senede kaç lira eder?”
Mustafa hesaplamaya çalıştı. Onun zorlandığını gören diğer atlılar, hemen araya girdi. Onların da yardımıyla hesap yapıldı.
“Otuz altı lira eder.” dedi Sığırtmaç Mustafa.
“Sana bu otuz altı lirayı versem ne yaparsın?”
“Hiç… Almam ki!”
“Neden almıyorsun?”
“Otuz altı lira çok para!” durdu, düşündü Sığırtmaç Mustafa:
“Sonra nereden aldın diye sorarlar bana.”
Kendine gülümseyerek bakan adam “Aferin oğlum.” dedi. Yanındakilere döndü: “Böyle olmalı işte.” Sonra cebinden bir avuç para çıkarıp Mustafa’ya uzattı:
“Al bu parayı.” dedi. “Yol gösterdiğin için veriyorum sana! Kimse bir şey diyemez.”
Sığırtmaç Mustafa, karşısındaki adama yeniden dikkatle baktı. Ciddi miydi, yoksa eğleniyor muydu, bir türlü karar veremedi.
Adamın uzattığı paralara karşılık, torbasındaki cevizleri göstererek:
“Bir şartla alırım.” dedi. “Sen bu cevizleri alırsan ben de senin paranı alırım.”
“Tamam.” dedi karşısındaki adam. Cevizleri alıp karşılığında
Mustafa’ya bir avuç parayı uzatırken yeniden adını sordu. Mustafa, adını bir kere daha söyleyince adam:
“Benim adım da Mustafa ama yanında Kemal’i de var.” dedi. “Mustafa ile Kemal bir araya gelince ne olur?”
Sığırtmaç Mustafa şaşırdı. O an “Bu adam, sakın Mustafa Kemal olmasın?” diye geçirdi aklından. Karşısındaki bu kez:
“Beni başka yerde görsen tanır mısın?” diye sordu.
Başını salladı Sığırtmaç Mustafa.
“Tanımaz mıyım ya… Sen Gazi Mustafa Kemal Paşa’sın.”
Atına atlayan Atatürk, diğer atlılarla birlikte oradan uzaklaşmaya başladığında Sığırtmaç
Mustafa şaşkınlık içindeydi. Rüya görmüş gibiydi.
Ertesi gün, Sığırtmaç Mustafa’nın evlerinin önünde bir otomobil durdu. Mustafa’ya:
“Seni kaplıcalara götürmeye geldik, Gazi istiyor.” dediler.
Bu habere çok sevindi Sığırtmaç Mustafa. Hemen otomobile atladı.
Otomobil, bir süre sonra kocaman bir binanın önünde durdu. Kocaman bir kapıdan geçip kocaman bir salona girdiler. Salonda bir adam ayakta durmuş ona bakıyordu.
“Hoş geldin, beni tanıdın mı?” diye sordu adam.
Sığırtmaç Mustafa hiç duraksamadan yanıtladı:
“Tanımadım. Hiç görmedim sizi.”
Adam şaşırmış gibi görünerek bir gün önce yol sorduğunu, sohbet ettiklerini, ceviz alıp karşılığında para verdiğini anlattı. Sonra da:
“Nasıl tanımadın beni?” diye sordu.
Mustafa ısrar etti. Ona, dün konuştuğu kişi olmadığını söyledi.
O sırada salonun perdelerinden biri aralandı. Atatürk çıktı ortaya.
Yaklaşıp Mustafa’nın saçlarını okşadı.
“Aferin oğlum, sandığımdan da dikkatliymişsin.” dedi. “Bu konuştuğun bana benzeyen bir arkadaşım ama sen bunu kolayca fark ettin.”
Sığırtmaç Mustafa, hemen koşup elini öptü.
Atatürk:
“Mustafa, seni çiftliğime kâhya yapacağım, ister misin?” diye sordu.
Mustafa, kâhyanın anlamını bilmiyordu.
“Kâhya ne demek?”
“Çobanların en büyüğü demek!”
Mustafa, karşılık vermedi. Atatürk:
“Kâhyalık için sana ayda dört lira versem yetişir mi?”
Mustafa çoktan razıydı.
“Siz bilirsiniz.” dedi.
Atatürk, şakayı daha fazla uzatmadı, ona gerçek düşüncesini söyledi:
“Hayır Mustafa… Seni kâhya yapmayacağım, okula göndereceğim.
Orada okuma yazma öğreneceksin!”
Mustafa belli etmedi ama çok sevinmişti:
“Okula gönderin, bu daha iyi.” dedi.
Sığırtmaç Mustafa hemen Şişli Çocuk Hastanesine gönderildi.
Orada sağlık taramasından geçip tedavisi yapıldıktan sonra okula başladı. Kuleli Askerî Lisesini bitirip subay olarak hayata atıldı.
SÜLEYMAN BULUT HAYATI VE EDEBİ KİŞİLİĞİ
Konya’nın Beyşehir ilçesinin Tolca köyünde doğdu. Anne ve babası çiftçi olan yazar, altı çocuklu bir ailenin ilk çocuğudur. O yıllarda köyde henüz okul olmadığından anne ve babası okuma ve yazmayı eğitmenlerden öğrendi. İlkokulu kendi köyünde bitirdikten sonra ortaokulu okumak için Beyşehir ilçesine giden yazar, ortaokul ve liseyi Beyşehir’de bitirdi. Ardından İstanbul’a gitti ve İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne kaydoldu.
İktisat Fakültesinde Maliye ve İşletme bölümünü bitirdikten sonra 1982 yılında askere gitti. Muş’ta 18 ay yedek subay olarak askerliğini tamamladı. Askerlik dönüşü reklamcılık sektörüne yönelen yazar, reklam yazarlığı yaptı. 1985’lerde en büyük ve en önemli reklam ajansı Manajans’ta yazarlığa başladı. Bu sektörde yirmi yıl çalıştı. 2000’lerin başından itibaren reklam sektörünü bırakarak kendisini kitap yazmaya verdi. Halen yazarlıkla ilgili çalışmalarına devam etmektedir.
İstanbul’da olduğu yıllarda tiyatroyla ilgilendi. İstanbul Radyosu’nun “Arkası Yarın”, “Çocuk Saati” ve “Çocuk Bahçesi” programları için radyo oyunları yazmaya başladı. “Küçümen Karcık” ve “Aloş” adlı çocuk oyunlarıyla Milliyet Sanat Dergisi’nin Çocuk Oyunu Yarışması’nda (1976) başarı ödülü aldı. Hürriyet gazetesinin düzenlediği Muhsin Ertuğrul Oyun Yarışması’nda “Dost” adlı oyunuyla başarı ödülü aldı (http://www.kimdirhayatieserleri.com).
İktisat Fakültesinde okurken yazma alıştırmaları yapmaya başladı. Yazarın bu dönemde İstanbul’da okuması çeşitli yazarlarla tanışmasını sağladı. Konuşma fırsatı bulduğu ilk şair Fazıl Hüsnü Dağlarca idi. Konuşma cesaretini bulabildiği ilk yazar ise Yaşar Kemal idi. Dönemin etkin edebiyat dergilerini –Yeni Dergi, Varlık, Yeni Adımlar, Militan– çok yakından izlerken tiyatroya merak sardı.
İstanbul Şehir Tiyatroları’nın başında Muhsin Ertuğrul vardı. Tepebaşı Tiyatrosu’nda, yabancı tiyatrocuların da ders verdiği, Ayla- Beklan Algan yönetiminde açılan bir yıllık kursa devam etti. Sonrasında Şehir Tiyatroları’nda ve Vasıf Öngören Topluluğu’nda rol aldı. Ancak edebiyata zaman ayıramadığı için tiyatroyu bıraktı. Gazetelerin kültür sayfalarında, yazarlara, çocuklar için kitap yazmaları için çağrılarda bulunuyordu. Erdal Öz’ün bu çağrılarından kendine pay çıkararak bir çocuk romanı yazmaya başlayan yazar, 8-9 aylık çalışmanın sonunda ilk romanı Kar Tanesi’ni tamamladı (1980). İlk romanının kendisine cesaret verdiğini dile getiren yazar, ardından ikinci romanı olan Sarıtay’ı yazdı.
Kocaman Küçük Deniz’de doğa sevgisi ve doğayı koruma bilinci işlenmiştir. Yıldızlı Alfabe kitabında yazma korkusu ele alınmıştır. Aslan Kral Kork fabl türünde yazılmış olan öykü, eskisinin ölmesiyle kendini yeni kral ilan eden bir aslanı anlatır. Hangi durumda olursa olsun dürüstlükten vazgeçmemek gerektiği iletisini verir. Mor Benekli öyküde ailesiyle birlikte köyde yaşayan Ahmet’in başından geçenler anlatılır. Korkularımızın çoğunun aslında boş inançlara ya da yanılgılara dayandığı mesajını iletmektedir. Günaydın! Günaydın! iki faklı türde ve iki bölümde yazılmıştır. Ormandaki Dev’de bilgiye ulaşmada emin ve dikkatli olmanın önemi üzerinde durulur. Su Kardeşler, yalnızca insanlar arasında değil doğadaki diğer varlıklar arasında da bir iletişim ve dayanışma söz konusu olduğu temasını işler. Toparlacık Nokta ve Arkadaşları eserinde noktalama işaretlerinin görevlerini işler. Kardeşlik Çemberi (Çocukların Hakları Var I) eserinde çocuklar, farklı renk, ırk ya da dillere sahip olan çocuklara karşı saygılı davranabileceğini dile getirilir. Anne Ben Yapabilirim (Çocukların Hakları Var II) eserinde devletlerin ve ailelerin çocuğu korumakla görevli olduğu hatırlatılır. Sihirli Çaydanlık (Çocukların Hakları Var III) Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesini konu alan bu öyküde Selim’in başından geçenler anlatılmaktadır. Hey Küçük! (Çocukların Hakları Var IV ), çocukların büyükler tarafından anlaşılmadığına değinilen kitapta, çocuklarla aileleri arasındaki çatışmalara yer verilmiştir. İnsan Okur (Çocukların Hakları Var V) eserinde kitabın önemine değinilen yazar, yazı, rakam ve işaretlerle henüz tanışmamış insanların nasıl sorunlarla karşılaştıkları üzerinde durmuştur. Penceredeki Kuş, adlı eserde doğa ve hayvan sevgisi teması üzerinde durulmuştur. Maviş kitabında renk sevgisi üzerinde durulmuştur. Oklu Kirpi İle Konaklı Kaplumbağa kitabında altı öykü bulunmaktadır. Gemici Sindbad eserinde aşırı öfkenin başkaların canına mal olacağını dile getirmiştir. Bilenler Bilmeyenlere Anlatsın kitabı Nasrettin Hoca fıkralarından oluşturulmuş bir tiyatro oyunudur. Anonim halk ürünleri hakkında 101 Deyim 101 Öykü, 101 Atasözü 101 Öykü, 101 Ninni, 101 Tekerleme, 101 Yanıltmaca Bilmeceler adlı eserler yazmıştır. Süleyman Bulut’un Bil Beni Bileyim Seni 1, Şipşak Bilmeceler 1, Şipşak Bilmeceler 2/Deyim ve Atasözleri, Şipşak Bilmeceler 3/Şuuuttt ve Gooll! adlı bilmecelerle ilgili dört kitabı bulunmaktadır. Bir yayınevi tarafından Belgesel Öyküler başlığı altında Büyük Atatürk’ten Küçük Öyküler 1-2-3 kitapları çıkarılmıştır. Birinci kitapta 60, ikinci kitapta 38, üçüncü kitapta ise 54 anı-öykü yer alır. Atatürk Hangi Takımı Tutuyordu? eseri Ulu Önderin herkes tarafından bilinen tarihi ve milli kişiliğinin yanı sıra fazla bilinmeyen özelliklerine de dikkat çekilmesi açısından önemlidir. Şaka, Alay ve Hazırcevaplarıyla Yahya Kemal, Türk edebiyatının önemli isimlerinden olan Yahya Kemal’in bazı durum ve olaylar karşısında söylediklerini esas alır.
Anlatımında deyimlere, yansıma sözcüklere, ikilemelere çok yer verir. Bu tür kullanımlarla okuyucuyu ana dilinin olanaklarıyla tanıştırır ve okuyucunun anlam zenginliğini fark etmesini sağlar. Eserlerinde yardımlaşma, dayanışma, dürüstlük, hayvan sevgisi, doğayı koruma bilinci, doğa sevgisi temalarını işler. Bu temalar aracılığıyla verilmek istenen iletiler kurgusal kahramanlar aracılığıyla hissettirilir.
![]()
2.ETKİNLİK
Aşağıdaki soruları okuduğunuz metinden hareketle cevaplayınız.
- Sığırtmaç Mustafa ile Atatürk nerede ve nasıl karşılaşmışlardır?
Sığırtmaç Mustafa ile Atatürk, Yalova kırlığında, Sığırtmaç Mustafa’nın ineklerini güderken karşılaşmışlardır. Atatürk, Sığırtmaç Mustafa’ya çiftliğe nasıl gidileceğini sormuş ve sohbet etmişlerdir.
- Sığırtmaç Mustafa, neden Atatürk’ün kendisiyle eğlendiğini düşünmektedir?
Sığırtmaç Mustafa, Atatürk’ün kendisine yol tarifi için para vermesinin ve ona cevizleri karşılığında para teklif etmesinin şaka olduğunu düşünmektedir. Çünkü o, Atatürk’ün bir paşa olduğunu ve kendisiyle şaka yapmayacağını düşünmektedir.
- Atatürk’ün para teklifi karşısında Sığırtmaç Mustafa’nın davranışını nasıl buluyorsunuz? Onun böyle davranmasının nedeni ne/neler olabilir?
Atatürk’ün para teklifi karşısında Sığırtmaç Mustafa’nın davranışını takdire şayan buluyorum. Çünkü o, doğru bildiğini yapmaktan çekinmemiştir. O, Atatürk’ün kendisine para vermesinin doğru olmadığını düşündüğü için onu reddetmiştir.
- Atatürk’ün, Sığırtmaç Mustafa’nın karşısına kendisine benzeyen bir kişiyi çıkarmasındaki amacı ne olabilir?
Atatürk’ün, Sığırtmaç Mustafa’nın karşısına kendisine benzeyen bir kişiyi çıkarmasındaki amacı, Sığırtmaç Mustafa’nın dikkatini çekmek ve onu şaşırtmaktır. Bu sayede, Sığırtmaç Mustafa’nın Atatürk’ün kim olduğunu daha kolay fark etmesini sağlamıştır.
- Atatürk’ün kendisiyle eğlendiğini düşünen Sığırtmaç Mustafa’nın yerinde siz olsaydınız Atatürk’le neler konuşurdunuz?
Atatürk’ün kendisiyle eğlendiğini düşünen Sığırtmaç Mustafa’nın yerinde olsaydım, onunla dürüstçe konuşurdum. Ona, neden böyle düşündüğümü ve bu davranışının kendisini üzdüğünü söylerdim. Atatürk’ün de anlayışla karşılayacağına inanıyorum.
- Sığırtmaç Mustafa subay olduktan sonra Atatürk’le karşılaşmış olsaydı neler hissederdi?
Sığırtmaç Mustafa subay olduktan sonra Atatürk’le karşılaşmış olsaydı, büyük bir gurur ve mutluluk hissederdi. Çünkü Atatürk, onun hayatında önemli bir rol oynamış ve onun okuma yazmayı öğrenmesine ve subay olmasına vesile olmuştur.
![]()
4.ETKİNLİK
Aşağıda verilen görsellerden yararlanarak okuduğunuz metni özetleyiniz.
Sığırtmaç Mustafa, cılız, çelimsiz ve hastalıklı bir çocuktur. Bir akşamüstü, ineklerini güderken yolunu kaybeder ve Atatürk’ün konvoyuna rastlar. Atatürk, Sığırtmaç Mustafa’ya yol tarifi sorar ve onunla sohbet eder. Sığırtmaç Mustafa, Atatürk’ün kendisine yol tarifi için para vermesini ve cevizleri karşılığında para teklif etmesini şaka zanneder ve reddeder.
Atatürk, Sığırtmaç Mustafa’nın dikkatini çekmek için ona kendisine benzeyen bir kişiyi çıkarır. Sığırtmaç Mustafa, bu kişinin Atatürk olduğunu anlayınca çok şaşırır. Atatürk, Sığırtmaç Mustafa’yı kaplıcalara götürerek sağlık kontrolünden geçirir ve onu okuma yazma öğrenmesi için okula gönderir.
Sığırtmaç Mustafa, Atatürk’ün sayesinde okuma yazma öğrenir ve Kuleli Askerî Lisesini bitirir. Subay olan Sığırtmaç Mustafa, Atatürk’ün ilke ve inkılaplarını benimser ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında ve gelişmesinde önemli bir rol oynar.
5.ETKİNLİK
Aşağıdaki kelime havuzundan seçtiğiniz kelime ve kelime gruplarının sizde uyandırdığı duygu ve düşünceleri anlatınız.
Bu ifadeler, bana vatan sevgisi, milli birlik ve beraberlik, fedakârlık, kararlılık ve çocukların önemi gibi değerlerin önemini hatırlatıyor. Bu değerler, bir milletin güçlü ve mutlu olması için gereklidir.
Vatan sevgisi, bir milletin varlığının ve bağımsızlığının temelini oluşturur. Vatanını seven bir millet, her türlü zorluğa göğüs gerebilir ve bağımsızlığını koruyabilir.
Milli birlik ve beraberlik, bir milletin gücünün kaynağıdır. Milli birlik ve beraberlik içinde olan bir millet, hiçbir güç karşısında yenilmezdir.
Fedakârlık, bir milletin varlığını ve bağımsızlığını korumak için gerekli olan en önemli değerlerden biridir. Vatanı ve milleti için fedakârlık yapan bir millet, her türlü zorluğa göğüs gerebilir ve zafere ulaşabilir.
Kararlılık, bir milletin hedeflerine ulaşabilmesi için gerekli olan en önemli değerlerden biridir. Hedeflerine kararlı bir şekilde giden bir millet, her türlü engeli aşabilir ve başarıya ulaşabilir.
Çocuklar, bir milletin geleceğidir. Çocuklarının iyi bir eğitim alması ve sağlıklı bir şekilde büyümesi, bir milletin geleceğinin güvence altına alınması açısından çok önemlidir.
Bu ifadeler, bana bu değerlerin önemini hatırlatarak, vatanımı, milletimi ve geleceğimi korumak için elimden geleni yapmam gerektiğini hatırlatıyor.
![]()
7.ETKİNLİK
Sevgili öğrenciler, kendinizi “Sığırtmaç Mustafa’nın Öyküsü” metnindeki kahramanın yerine koyarak Atatürk’e bir mektup yazınız. Mektubunuzda giriş, gelişme ve sonuç bölümlerine yer veriniz. Mektubunuzu verilen sayfa yapısına uygun bir şekilde imla ve noktalama kurallarına göre düzenleyiniz.
Sevgili Atatürk,
Yıllar önce, henüz 11 yaşında bir sığırtmaçken yol tarifi verdiğiniz için size çok teşekkür ederim. O gün, benim hayatım değişti.
Ben, Yalova’da yaşayan fakir bir ailenin çocuğuydum. Babam vefat ettiğinden beri, ailemin geçimini sağlamak için sığırtmaçlık yapıyordum. Okula gitme imkânım yoktu.
O gün, inekleri güderken yolunuzu kaybettiniz. Bana yolu tarif etmek için para verdiniz. Ben, bunun bir şaka olduğunu düşünerek kabul etmedim.
Sonra bana benzeyen bir kişiyi çıkararak onu bana gösterdiniz. O an, sizin Atatürk olduğunuzu anladım.
Beni kaplıcalara götürerek sağlık kontrolünden geçirdiniz. Sonra, beni okula göndermenizi rica ettim. Siz de bu isteğimi kabul ettiniz.
Sizin sayenizde, okuma yazma öğrendim. Kuleli Askerî Lisesini bitirdim. Subay oldum.
Sizi her zaman minnetle anacağım. Siz, benim hayatımdaki en önemli insandır.
Saygılarımla,
Sığırtmaç Mustafa
![]()
SONRAKİ DERSE HAZIRLIK
“Tarihimizde millî birlik ve beraberliğimizi yansıtan olaylar” ile ilgili araştırma yapınız. Araştırmalarınızı yaparken “gov” ve “edu” uzantılı güvenilir sitelerden yararlanınız.
Türk milleti, tarih boyunca birlik ve beraberlik içinde hareket ederek, birçok zorluğa göğüs germiş ve bağımsızlığını korumuştur. Milli birlik ve beraberlik, bir milletin varlığını, bağımsızlığını ve gücünü sağlayan en önemli unsurlardan biridir.
Türk tarihinde milli birlik ve beraberliğimizi yansıtan bazı olaylar şunlardır:
- Malazgirt Zaferi: 1071 yılında Malazgirt’te Selçuklu Sultanı Alparslan’ın Bizans ordusunu yenmesi, Türklerin Anadolu’ya yerleşmesini ve Anadolu’nun Türk yurdu haline gelmesini sağlamıştır. Bu zafer, Türk milletinin birlik ve beraberliğinin en önemli örneklerinden biridir.
- Kurtuluş Savaşı: 1919 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkmasıyla başlayan Kurtuluş Savaşı, Türk milletinin birlik ve beraberliğinin en önemli zaferlerinden biridir. Bu savaşta, Türk milleti, vatan sevgisi ve bağımsızlık ruhu ile birleşerek, işgalci güçlere karşı zafer kazanmıştır.
- 15 Temmuz Darbe Girişimi: 2016 yılında Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından gerçekleştirilen darbe girişimi, Türk milletinin birlik ve beraberliğinin en önemli sınavlarından biridir. Bu darbe girişimi karşısında, Türk milleti, sokaklara çıkarak birlik ve beraberlik içinde hareket ederek, darbe girişimini durdurmuştur.
Bu olaylar, Türk milletinin birlik ve beraberliğinin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Türk milleti, birlik ve beraberlik içinde olduğu sürece, hiçbir güç karşısında yenilmezdir.
Milli birlik ve beraberliğimizin korunması için yapılması gerekenler şunlardır:
- Vatan sevgisi ve bağımsızlık ruhunun geliştirilmesi
- Toplumsal dayanışma ve yardımlaşmanın güçlendirilmesi
- Eğitim ve öğretimin geliştirilmesi
- Kültürel değerlerin yaşatılması
Türk milleti, geçmişte olduğu gibi gelecekte de birlik ve beraberlik içinde hareket ederek, hedeflerine ulaşacaktır.
