Beyaz Diş Metni Cevapları Sayfa 66-67-68-69-70-71-72-73-74

Beyaz Diş Metni Cevapları Sayfa 66-67-68-69-70-71-72-73-74

 

HAZIRLIK ÇALIŞMASI

Vahşi hayvanların ehlîleştirilmesiyle ilgili bir araştırma yapınız. Araştırma sonucunda edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.

Vahşi Hayvanların Ehlileştirilmesi

Vahşi hayvanların ehlileştirilmesi, insanların binlerce yıldır uyguladığı bir süreçtir. Bu süreç, insanların vahşi hayvanları evcilleştirerek, onları kendi yararlarına kullanmasını ifade eder. Ehlileştirilen hayvanlar, insanlar için besin, ulaşım, işgücü, eğlence gibi çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır.

Vahşi Hayvanların Ehlileştirilmesinin Tarihçesi

Vahşi hayvanların ehlileştirilmesi, insanlığın gelişiminde önemli bir rol oynamıştır. İlk olarak 10.000 yıl önce Orta Doğu’da koyun, keçi, sığır ve domuz gibi hayvanların evcilleştirildiği düşünülmektedir. Bu hayvanlar, insanların beslenmesi için önemli bir kaynak haline gelmiştir. Daha sonra, köpek, at, eşek, deve gibi hayvanların da evcilleştirilmesi ile insanlar, ulaşım ve işgücü konusunda önemli bir avantaj sağlamıştır.

Vahşi Hayvanların Ehlileştirilmesinin Nedenleri

Vahşi hayvanların ehlileştirilmesinin çeşitli nedenleri vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:

  • Besin: Vahşi hayvanlar, insanlar için önemli bir besin kaynağıdır. Örneğin, koyun, keçi, sığır ve domuz gibi hayvanlar, et, süt ve yün gibi ürünler vermektedir.
  • Ulaşım: Atlar ve develer, insanların ulaşım için kullandığı önemli hayvanlardır.
  • İşgücü: Eşekler, öküzler ve lamalar, insanların yük taşıması için kullandığı hayvanlardır.
  • Eğlence: Köpekler, kediler ve atlar, insanlar için eğlence kaynağıdır.

Vahşi Hayvanların Ehlileştirilmesinin Yöntemleri

Vahşi hayvanların ehlileştirilmesi, genellikle yavru hayvanların insanlar tarafından yetiştirilmesi ile gerçekleşir. Bu yöntemde, yavru hayvanlar insanlarla birlikte büyür ve insanlara alışır. Yetişkin hayvanların ehlileştirilmesi ise daha zordur ve genellikle uzun süreli bir eğitim gerektirir.

Vahşi Hayvanların Ehlileştirilmesinin Etkileri

Vahşi hayvanların ehlileştirilmesi, insanlığın gelişiminde önemli bir rol oynamıştır. Bu süreçte, insanların vahşi hayvanlar üzerinde kontrol sahibi olması, insanların yaşamını önemli ölçüde kolaylaştırmıştır. Ayrıca, vahşi hayvanların ehlileştirilmesi, insanların kültür ve geleneklerinin oluşmasında da etkili olmuştur.

Vahşi Hayvanların Ehlileştirilmesinin Riskleri

Vahşi hayvanların ehlileştirilmesi, bazı riskleri de beraberinde getirmektedir. Bu risklerden bazıları şunlardır:

  • Vahşi hayvanların neslinin tükenmesi: Vahşi hayvanların evcilleştirilmesi, bu hayvanların doğal yaşam alanlarının daralmasına ve neslinin tükenmesine neden olabilir.
  • Vahşi hayvanların saldırganlaşması: Ehlileştirilen vahşi hayvanlar, stres, korku veya yaralanma gibi nedenlerle saldırganlaşabilir.
  • Vahşi hayvanların hastalık yayması: Vahşi hayvanlar, insanlara bulaşabilecek hastalıklar taşıyabilir.

Sonuç olarak, vahşi hayvanların ehlileştirilmesi, insanlığın gelişiminde önemli bir rol oynamıştır. Ancak, bu sürecin bazı riskleri de olduğu unutulmamalıdır. Vahşi hayvanların ehlileştirilmesinde, bu riskleri en aza indirecek önlemlerin alınması önemlidir.

Arkadaşlarımla Paylaştığım Bilgiler

Arkadaşlarımla paylaştığım bilgilerden bazıları şunlardır:

  • Vahşi hayvanların ehlileştirilmesi, binlerce yıldır uygulanan bir süreçtir.
  • Vahşi hayvanların ehlileştirilmesi, insanların beslenmesi, ulaşım, işgücü ve eğlence gibi çeşitli amaçlarla kullanılmasını sağlamıştır.
  • Vahşi hayvanların ehlileştirilmesinin bazı riskleri de vardır. Bu risklerden bazıları, vahşi hayvanların neslinin tükenmesi, saldırganlaşması ve hastalık yayması gibidir.

 

BEYAZ DİŞ

Tek Göz ve Kiche (Kişe) adlı kurtların dört yavrusundan sadece bir tanesi hayatta kalır. Kiche ve yavrusu, Gri Kunduz tarafından yakalanıp Gri Kunduz’un köyüne götürülür. O, bu yavru kurda Beyaz Diş adını verir. Beyaz Diş’in bu köydeki yaşamı kolay değildir.

Bu zorlu yaşam onu güçlü bir köpek hâline getirmiştir. Günün birinde Gri Kunduz, Beyaz Diş ile birlikte Yukon’a gelir. Burada Beyaz Diş’i gören ve onun sahibini nasıl savunduğunu izleyen Güzel Smith, Beyaz Diş’i Gri Kunduz’dan satın alır. Güzel Smith’in yanında pek çok talihsizlikler yaşayan Beyaz Diş, ölmek üzereyken Weedon Scott (Vidın Sıkat) ve Matt

(Met), tarafındar kurtarılır. Onlar, Beyaz Diş’i yanlarına alıp ehlileştirirken çeşitli sorunlar yaşasalar da zamanla Beyaz Diş’i çok severler. Scott ve Beyaz Diş California’ya Scott’un ailesinin yanına giderler. Burada Beyaz Diş Weedon Scott’un babasını ölümden kurtarınca herkesin sevgisini kazanmıştır. Aşağıda Bill (Bil) ve Henry’nin (Henri) yolculukları esnasında köpeklerinin kaybolduğunu anlatan bir bölüm verilmiştir.

(…) Donmuş su yolunun iki yanında, karanlık ladin ormanı çatılmış duruyordu. Yakın zaman önce esen bir rüzgâr, ağaçların üzerindeki beyaz buz örtüsünü sıyırmıştı ve ağaçlar sönükleşen ışığın altında, kara, uğursuz gövdeleriyle, birbirlerine yaslanır gibiydiler. Arazide muazzam bir sessizlik hüküm sürüyordu. Bu arazi, canlılıktan, hareketten yoksun, ıssız bir yerdi; öylesine tenha ve soğuktu ki, ruhunda keder bile yoktu. (…) Ebediyetin her şeye hâkim, kelimelere sığmaz hikmeti, hayata ve yaşam çabasının beyhudeliğine bakarak gülmekteydi. Vahşi tabiattı burası; acımasız, kalbi buz kesmiş Kuzey topraklarıydı.

Ama bu arazide yaşam vardı; ortalıktaydı ve direniyordu. Buz tutmuş su yolunun aşağısında, bir grup köpek çabalayıp durmaktaydı. Uzun kürkleri buz kesmişti. Nefesleri ağızlarından çıkar çıkmaz donuyor, köpüklü parçacıklar halinde fışkırıp, gövdelerindeki tüylere yapışıyor ve buz kristallerine dönüşüyordu. Köpeklerin üzerinde deri koşum takımları vardı ve arkalarından sürüklenen kızağa, deri kayışlarla bağlıydılar. Kızakta sürücü yoktu. Sağlam huş ağacı kabuğundan yapılmış kızağın tüm yüzeyi, karla temas halindeydi. Kızağın baş tarafı, bir dalga misali kabaran yumuşak karı aşağı çekecek ve bastıracak şekilde, bir parşömen tomarı gibi yukarı kalkıktı. Uzun ve dar bir kutu, kızağa sağlamca bağlanmıştı. Kızakta başka şeyler de vardı: Battaniyeler, bir balta, kahve cezvesi ve tava. Ama en fazla göze çarpan ve en çok yer kaplayan şey, uzun dar kutuydu.

Köpeklerin önünde, geniş kar ayakkabıları giymiş bir adam çabalıyordu. Kızağın arkasında ikinci bir adam çabalamaktaydı. Kızaktaki kutunun içinde, çabası sona ermiş üçüncü bir adam yatıyordu; tabiat bu adamı yenmiş ve bir daha hareket edemeyecek, direnemeyecek hale gelene kadar ezmişti. Vahşi tabiat hareketi sevmez. Yaşam, ona bir saldırıdır, çünkü yaşam hareket demektir; vahşi tabiat her zaman hareketi yok etmeye çalışır. Akıp denize karışmasın diye suyu dondurur; ağaçlar güçlü yüreklerine dek buz kessinler diye onların usarelerini çeker; tabiatın en şiddetli ve dehşetli biçimde yağmalayıp ufalayarak teslim aldığı, insandır; yaşamın hep huzursuz ettiği, tüm hareketlerin an gelip eylemsizlikle sonlanacağı şeklindeki hükme, her daim başkaldıran insan.

Ama önde ve arkada, henüz ölmemiş iki adam, korkmadan, boyun eğmeden çabalıyorlardı.

Bedenlerinin üzerinde kürkler ve tabaklanmış yumuşak deriler vardı. Nefeslerinden gelen buz kristalleri, kirpiklerini, yanaklarını ve dudaklarını öyle bir kaplamıştı ki, yüzlerini görmek mümkün değildi. (…) Ama tüm örtülerin altında hâlâ insandılar; tenhalığın, alaycılığın ve sessizliğin bölgesine girerek, devasa bir serüvene kalkışan bu cılız maceraperestler, uzay uçurumları kadar uzak, yabancı ve titreşimsiz bir dünyanın kudretine meydan okuyorlardı.

Konuşmadan ilerliyorlar, nefeslerini yaptıkları işe saklıyorlardı. Her tarafta, onlara varlığını somut şekilde dayatan sessizlik vardı. Sessizliğin onların zihinleri üzerindeki etkisi, derin su ortamının dalgıcın vücudunda bıraktığı etkiye benziyordu. Sessizlik, bitimsiz uzamın ve değiştirilemez fermanın ağırlığıyla onları eziyordu. Onları zihinlerinin en uzak girintisine kadar ezip insan ruhunun tüm sahte şevklerini, coşkularını, yersiz öz değerlerini, üzümün suyunu sıkar gibi içlerinden dışarı akıtıyordu; bu adamlar kendilerini sınırlı ve küçük olarak, görünmez bileşenlerin ve kuvvetlerin karşılıklı oyununda azıcık akıl ve yetersiz bir kurnazlıkla hareket eden birer noktacık, zerrecik olarak algılamaya başlayıncaya değin.

Bir saat geçti, sonra bir saat daha. Kısa, güneşsiz günün solgun ışığı kaybolmaya başlamıştı ki durgun havada, uzaktan gelen belli belirsiz bir çığlık duyuldu. Hızla süzülerek yükselen bu çığlık en üst notasında gergin ve titrek şekilde bir süre devam ettikten sonra, yavaşça söndü.

Kederli bir sertlik ve aç bir arzu taşımasa, bu çığlık kayıp bir ruhun feryadı olabilirdi. Öndeki adam, gözleri arkadaki adamın gözleriyle buluşana dek, kafasını çevirdi. Sonra, uzun ve dar kutunun üzerinden, karşılıklı olarak başlarını salladılar.

İkinci bir çığlık, sessizliği kulak tırmalayıcı bir sesle iğne gibi delip geçti. İki adam da sesin nereden geldiğini anlamıştı. Geriden, az önce geçtikleri karlı alanın bir yerinden gelmekteydi.

Yine geriden, ikinci çığlığın sol tarafından, ona cevap veren üçüncü bir çığlık yükseldi.

Öndeki adam:

— Peşimizdeler Bill, dedi.

Sesi, zorlukla konuşuyormuş gibi boğuk ve gerçekdışı çıkmıştı.

— Et bulmak zor. Günlerdir tek tavşan izi görmedim, diye yanıtladı arkadaşı.

Daha fazla konuşmadılar ama hâlâ, arkalarında yükselmeye devam eden av çığlıklarını dinliyorlardı. Karanlık çökünce köpekleri su yolunun kıyısındaki bir ladin ağacı kümesine yönlendirdiler ve kamp kurdular. (…) Ateşten biraz uzakta öbeklenen kurt köpekleri, hırlıyorlar, birbirleriyle dalaşıyorlar ama karanlığa doğru gitmeye niyetli görünmüyorlardı.

Bill:

— Kampın epeyce yakınındalar galiba,

Henry, dedi.

Ateşin başına çömelip, bir buz parçasıyla kahve cezvesini yerleştiren Henry, başıyla onayladı. (…)

— Burada postlarının güvende olduğunu biliyorlar, dedi.

Kaçıp da yem olmaktansa, karınlarının doyduğu yerde kalıyorlar. Çok akıllı bu köpekler canım.

Bill kafasını iki yana salladı.

— Ah, bilmem ki.

Arkadaşı, merakla ona baktı:

— Daha önce sen de hep, akıllı olduklarını söylerdin.

Diğeri, yediği fasulyeleri ağır ağır çiğneyerek:

— Henry, dedi, onlara yemek verirken nasıl hırgür ettiler, gördün mü?

— Evet, her zamankinden fazla şaklabanlık yaptılar.

— Kaç köpeğimiz var, Henry?

— Altı.

— Öyleyse, Henry…

Bill, söyleyeceklerinin önemi iyice anlaşılsın diye bir an durdu.

— Diyordum ki Henry, altı köpeğimiz var. Çantadan altı balık çıkardım. Her köpeğe birer balık verdim ve Henry, bir balık eksik kaldı.

— Yanlış saymışsın.

Diğeri, serinkanlılıkla tekrarladı:

— Altı balık çıkardım. Tek Kulak balıksız kaldı. Tekrar çantaya gidip ona da balık getirdim.

— Sadece altı köpeğimiz var, dedi Henry.

— Henry, diye devam etti Bill, hepsi bizim köpekler miydi bilmem ama, ben balık verirken sayıları yediydi.

Henry yemeyi bırakıp ateşin öte yanına baktı ve köpekleri saydı.

— Şimdi sadece altı taneler, dedi.

Bill sakin, kendinden emin şekilde yanıtladı:

— Diğerini karda koşarken gördüm. Yedi taneydiler.

Henry ona anlayışla bakarak:

— Keşke bu yolculuk artık bitse, dedi.

— Ne demek istiyorsun? diye sordu Bill.

— Demek istiyorum ki, sinirlerin bozulmuş ve hayaller görmeye başlamışsın.

Bill ağırbaşlılıkla:

— Bunu ben de düşündüm, dedi, sonra onu karın üstünde koşarken görünce, gidip baktım ve karda bıraktığı izleri gördüm. Ardından köpekleri saydım, altı taneydiler. İzler hâlâ orada duruyor. Bakmak ister misin? Gel göstereyim.

Henry yanıt vermeyerek, sessizce lokmasını çiğnemeyi sürdürdü ve yemek bitince, üstüne bir fincan kahve içti. Ağzını elinin tersiyle sildikten sonra konuştu:

— O zaman sana göre bu…

Karanlığın içinden gelen, iniltili, kederli ve vahşi bir çığlıkla, sözü bölündü. Henry durup dinledi ve sonra elini çığlığın geldiği yere doğru sallayarak cümlesini tamamladı:

— … onlardan biri miydi?

Bill başıyla onayladı:

— Gördüğüm şeyin başka bir açıklaması olsa keşke. Köpeklerin nasıl çıngar çıkardığını sen de fark etmişsin. Çığlık üstüne çığlık ve onlara yanıt veren başka çığlıklar, sessizliği bir tımarhaneye çevirmekteydi.

Her yandan bağrışlar yükseliyor ve köpekler, birbirlerine iyice sokularak korkularını belli ediyorlardı; ateşe öyle yakın duruyorlardı ki, tüyleri sıcaktan kavruluyordu. (…)

Jack London (Cek Landın)

çev.: Yiğit Yavuz

(Kısaltılmıştır.)

 

JACK LONDON KİMDİR?

Jack London’ın Hayatı ve Eserleri

Jack London, 1876 yılında San Francisco’da doğdu ve 1916 yılında 40 yaşındayken böbrek yetmezliğinden öldü. Çocukluğu yoksulluk içinde geçti. 14 yaşında okulunu bırakarak hayata atıldı ve çeşitli işlerde çalıştı. Amerika içinde ve dışında uzun, maceralı yolculuklar yaptı, hapis yattı. Giderek militan bir sosyalist oldu.

İlk eserleri ve başarıları

London’ın ilk kitabı “Kurt Dölü” 1900 yılında yayınlandı. 17 yılda elli ciltlik dev bir eser verdi. Eserlerinde yaşam kavgasını romantik bir bakışla anlatır, çoğu eserinde sert bir kapitalizm eleştirisi göze çarpar. Kitapları yabancı dillere en çok çevrilmiş ABD’li yazarlardandır.

Klondike macerası ve Vahşetin Çağrısı

1897’de Klondike’a altın aramaya gidenlere katıldı. Bu tecrübesinden yararlanarak “Vahşetin Çağrısı” dahil birçok kitabını yazdı. İlk defa 1903 yılında The Saturday Evening Post’da yayınlanan ve Jack London’ı üne kavuşturan “Vahşetin Çağrısı” (The Call of the Wild) nefes nefese okuyacağınız bir dünya klasiğidir.

Jack London, Amerika’nın en önemli yazarlarından biridir. Eserleri, yaşam kavgası, kapitalizm eleştirisi ve romantizm gibi temaları ele alır. Kitapları, dünyanın her yerinde milyonlarca okuyucu tarafından sevilmiştir.

g04s1yw

 

2.ETKİNLİK

Aşağıdaki soruları okuduğunuz metne göre cevaplayınız.

  1. Henry ile Bill, nerede kamp kurmuştur?

Henry ile Bill, Yukon’da, bir ladin ağacı kümesinin yanındaki su yolunun kıyısında kamp kurmuştur.

  1. Henry ile Bill’in duydukları çığlıklar ne olabilir? Açıklayınız.

Henry ile Bill’in duydukları çığlıklar, kurtların av çığlıklarıdır. Kurtlar, Bill ve Henry’nin köpeklerini avlamak için peşlerine düşmüştür.

  1. Bill, köpeklerin sayısının yedi olduğunu ısrar etmesine rağmen Henry ona neden inanmamıştır?

Bill, köpeklerin sayısının yedi olduğunu ısrar etmesine rağmen Henry ona inanmamıştır çünkü Bill’in sinirlerinin bozulduğunu ve hayaller gördüğünü düşünmektedir.

  1. Bill, Henry’yi yedi köpek gördüğüne nasıl ikna etmiştir?

Bill, Henry’yi yedi köpek gördüğüne ikna etmek için, karda bıraktığı izleri göstermiştir.

  1. Köpekler niçin korkmaktadır?

Köpekler, kurtların av çığlıklarından korkmaktadır. Kurtların köpeklerini avlayacağını düşünerek, kendilerini ateşe yakın tutarak kendilerini korumaya çalışmaktadırlar.

3.ETKİNLİK

Okuduğunuz metnin konusunu ve ana fikrini aşağıya yazınız.

Metnin Konusu: Bill ve Henry adlı iki adamın Yukon’da bir yolculuğa çıktıklarında yaşadıkları zorluklar ve tehlikeler

Metnin Ana Fikri: Doğanın vahşiliği karşısında insan güçsüzdür.

4.ETKİNLİK

Okuduğunuz metne uygun yeni başlıklar bularak bu başlıkları aşağıya yazınız.

  • Vahşi Doğanın Pençesinde
  • Doğanın Acımasızlığı
  • İnsanın Doğa Karşısındaki Güçsüzlüğü
  • Yukon’un Zorlu Koşulları
  • Kurtların Avı

5. ETKİNLİK

Metni tekrar okuyunuz. Metnin özetini “özet çıkarma” yöntemine uygun olarak aşağıya yazınız. Özetinizi kendi ifadelerinizle ve bir bütünlük içinde yazmaya özen gösteriniz.

Bill ve Henry, Yukon’da bir yolculuğa çıkmışlardır. Yolculuk sırasında, zorlu hava koşulları ve vahşi hayvanlarla mücadele etmek zorunda kalmışlardır. Özellikle kurtların saldırısı, yolculuklarını büyük bir tehlikeye atmıştır.

Bill ve Henry, karanlık çöktüğünde bir ladin ağacı kümesinin yanındaki su yolunun kıyısında kamp kurarlar. Kamp ateşini yaktıktan sonra, köpeklerini de ateşe yakın tutarak uykuya dalarlar.

Gecenin bir yarısında, Bill ve Henry’nin duydukları kurtların av çığlıklarıdır. Kurtlar, Bill ve Henry’nin köpeklerini avlamak için peşlerine düşmüştür.

Bill ve Henry, kurtların saldırısı karşısında büyük bir paniğe kapılırlar. Kurtların onları da avlayabileceğini düşünen Bill ve Henry, kendilerini ateşe yakın tutarak kendilerini korumaya çalışırlar.

Kurtlar, bir süre köpeklerin peşinden koşarlar. Ancak, Bill ve Henry’nin köpeklerinin ateşe yakın olmasından dolayı, kurtlar köpeklere ulaşamazlar. Kurtlar, sonunda vazgeçerek oradan uzaklaşırlar.

Bill ve Henry, kurtların saldırısından kurtuldukları için rahat bir nefes alırlar. Ancak, bu olay, onlara doğanın vahşiliğini ve insanın doğa karşısındaki güçsüzlüğünü hatırlatmıştır.

pdlrfjw

 

cihzzac

 

43n4y76

11.ETKİNLİK

Sınıfınızda “evcil hayvanlar” konulu bir konuşma yapınız. Konuşmanızda ikna etme stratejisini uygulayınız. Fikirlerinizin arkadaşlarınız tarafından kabul edilmesini sağlamak için fikirlerinizi destekleyen kaynaklardan, güvenilir delillerden ve verilerden yararlanınız.

Sınıfınızda “evcil hayvanlar” konulu bir konuşma yapınız. Konuşmanızda ikna etme stratejisini uygulayınız. Fikirlerinizin arkadaşlarınız tarafından kabul edilmesini sağlamak için fikirlerinizi destekleyen kaynaklardan, güvenilir delillerden ve verilerden yararlanınız.

Sevgili arkadaşlar, Bugün sizlerle evcil hayvanlar hakkında konuşmak istiyorum. Evcil hayvanlar, hayatımıza renk ve mutluluk katan sevimli dostlarımızdır. Onlar, bizlere sevgi, şefkat ve arkadaşlık sunarlar. Evcil hayvanlar edinmenin birçok faydası vardır. Öncelikle, onlar bizlere sevgi ve şefkat verirler. Sevimli dostlarımızla vakit geçirmek, stresimizi azaltır ve ruh halimizi iyileştirir. Ayrıca, evcil hayvanlar, bizlere sorumluluk duygusu kazandırır. Onların bakımını üstlenmek, bizleri daha özenli ve disiplinli olmaya teşvik eder.

Evcil hayvanlar, bizlere arkadaşlık da sunarlar. Onlar, yalnızlığımızı giderir ve hayatımıza renk katarlar. Evcil hayvanlarımızla birlikte yürüyüşe çıkmak, oyun oynamak ve onları sevmek, bizlere büyük bir mutluluk verir.

Tabii ki, evcil hayvan edinmenin de bazı sorumlulukları vardır. Evcil hayvanlarımız için yiyecek, su, barınak ve bakım malzemeleri temin etmemiz gerekir. Ayrıca, onların düzenli olarak veterinere götürülmesi de önemlidir.

Sevgili arkadaşlar, evcil hayvan edinmek, hayatımıza büyük bir mutluluk ve neşe katar. Eğer bir evcil hayvan edinmeyi düşünüyorsanız, sorumluluklarını göz önünde bulundurarak karar vermenizi tavsiye ederim.

12.ETKİNLİK

Defterinize doğada yaşadıklarınızla ilgili bir anınızı kısaca yazınız. Yazınızı gözden geçirirken varsa yazınızdaki yazım, noktalama hatalarını ve anlatım bozukluklarını düzeltiniz.

Yazdığınız anıyı sınıfta arkadaşlarınıza okuyunuz.

Doğada Bir Gün

Küçüklüğümden beri doğayla iç içe büyüdüm. Ailemle birlikte her fırsatta doğada vakit geçirmeye çalışırdık. Bir gün, ailemle birlikte ormanda yürüyüşe çıkmıştık. Yolda yürürken, bir ağacın altında uyuyan bir tilki gördük. Tilki, bizi görünce uyandı ve bize baktı. Biz de ona baktık. Bir süre sonra tilki, ayağa kalktı ve ormana doğru uzaklaştı.

Tilkiyi gördüğümde çok heyecanlanmıştım. Daha önce hiç bu kadar yakından bir tilki görmemiştim. Tilkinin güzelliği ve masumiyeti beni çok etkilemişti. Tilkinin ormana doğru uzaklaşmasını izlerken, doğanın ne kadar güzel ve büyüleyici bir yer olduğunu bir kez daha anladım.

O gün, doğada geçirdiğim o güzel anıyı hiç unutmayacağım. Doğada vakit geçirmek, bana huzur ve mutluluk veriyor. Doğayla iç içe olmak, bana kendimi daha iyi hissettiriyor.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Scott AjansScott Ajans tarafından ❤️ ile tasarlanmıştır