Çiçek Dürbünü Metni Cevapları Sayfa 14-15-16-17-18-19

Çiçek Dürbünü Metni Cevapları Sayfa 14-15-16-17-18-19

HAZIRLIK ÇALIŞMALARI

  • Nelerle mutlu olursunuz?

Derslerimde iyi notlar almak, öğretmenimden olumlu geri bildirimler almak ve sınavları başarıyla geçmek beni çok mutlu eder. Ayrıca yeni şeyler öğrenmek ve kendimi geliştirmek de beni mutlu eder.

  • Hayal kurmayı sever misiniz? Neden?

Evet, hayal kurmayı çok severim. Çünkü hayal kurmak, beni yaratıcı ve özgün olmaya teşvik eder. Hayal kurarken, sınırsız olabilirim ve her şeyi yapabilirim. Bu da, beni yeni fikirler ve olasılıklar keşfetmeye teşvik eder.

Hayal kurmak, benim için aynı zamanda bir rahatlama aracıdır. Hayat bazen zorlayıcı olabilir. Bu yüzden, hayal kurarak zihnimi dinlendirebilir ve yeni bir bakış açısı kazanabilirim.

  • “Hayaller, hayat baharının kelebekleridir.” Sözüyle anlatılmak istenen nedir? Açıklayınız.

Bu sözle, hayallerin hayatın güzelliğini ve canlılığını temsil ettiği anlatılmak isteniyor. Kelebekler, baharın müjdecisi olarak bilinirler. Bu nedenle, hayallerin de hayatın yeni başlangıçlarını ve umutlarını temsil ettiği söylenebilir.

Hayaller, bizi geleceğe dair heyecanlandırır ve motivasyon verir. Onlar, bizi daha iyi bir insan olmamız için teşvik eder. Bu nedenle, hayal kurmanın hayatımız için çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Hayaller, hayatımıza renk ve anlam katar. Onlar, bizi daha mutlu ve tatmin olmuş bir yaşam sürmemize yardımcı olur.

 

ÇİÇEK DÜRBÜNÜ

Görünüşü tam bir dürbün gibiydi. Yalnızca rengi değişikti. Dürbünler koyu renklidir çünkü. Çocukların ellerine göre biraz iri. Biraz soğuk bir demire değeceğinizi düşündürür, biraz ürkütücü.

Üstelik bir dürbünle baktığınızda görüntü ya yanınıza iyice sokulur ya büsbütün uzaklaşır sizden1. Her ikisi de hoş sayılmaz bana göre.

Ama sözünü etmek istediğim onlardan değil. Görünüşü dürbünü andırsa da rengi sıcak ve canlı. Elinize aldığınızda tam avucunuza oturur. Asıl önemlisi, gözünüze tutup ışığa kaldırdığınızda bambaşka bir dünyaya götürür sizi. Ve bu dünya ne burnunuzun dibine kadar sokulur ne de alabildiğine uzaklaşır. Birbirinden güzel renklerle ve biçimlerle oluşmuştur. Bir düş dünyasıdır.

Anladınız değil mi? Çiçek dürbününden söz ediyorum. Hani

şu, değişik biçimlerde kırpılmış renkli cam parçacıklarıyla ışığı buluşturan.

Hani şu, elinizde evirip çevirdikçe birbirinden değişik görüntüler sergileyen. Doyumsuz güzellikleri içinde barındıran…

Çocukluğumda benim de bir çiçek dürbünüm vardı. Sessiz bir odaya çekilmeyi, onunla baş başa kalmayı çok severdim. Pencere önünde bir iskemleye yerleşir, saatlerce gözümden indirmezdim onu. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadan dalar giderdim, gözümün önünde durmadan değişirdi görüntüler. Hem renkler değişirdi her kıpırdatışımda hem biçimler. Renklerden yeni renkler çıkardı ortaya, biçimlerden yeni biçimler. Güzel olan, bunların sürekli yenilenişiydi.

İçim yeni keşiflerin sevinciyle dolardı o yüzden. Çiçek dürbününden bakmak, bana bir yolculuk gibi görünürdü. Yeni renklere, yeni biçimlere doğru bir yolculuk.

Elde ettiğim görüntüler, bana başka dünyalar olduğunu düşündürürdü. Bir yerlerde gidip görebileceğimiz başka çiçekler, başka balıklar, başka kelebekler, başka yıldızlar… Daha biçimleri tasarlanamamış, daha renkleri görülememiş, daha kokuları duyulamamış, daha gizlerine varılamamış, daha adları konamamış nesneler ve yaratıklar… Onların olabileceğini düşünmek büyük bir heyecan verirdi bana.

Yolculuklara çıkma isteğiyle dolup taşardım, çiçek dürbününü her elime alışta.

Önceleri düşte kaldı yolculuklarım. Sonra yaşadığım evin, sokağın, kentin dışına çıkmaya başladım. Sonra da başka ülkelere gezilerim oldu. Ama heyecanım hiç azalmadı. Yolculuklar başka yolculuklara, insanlar başka insanlara, ülkeler başka ülkelere merak uyandırdı sürekli. Fırsat bulup, bulamadığımda zaman yaratıp gezilere çıkmayı yıllar yılı sürdürdüm. Ve anladım ki bir zamanlar çiçek dürbününde tanıştığımız renkler, biçimler dünyanın herhangi bir köşesinde çıkabilir karşımıza. Tasarlayamadığımız, göremediğimiz, duyamadığımız, tadamadığımız şeylerle aslında iç içeyiz. Yaşamımızı zenginleştiren, güzelleştiren, daha önce sözü edilmemiş değişik ayrıntılarla her an tanışabiliriz.

Yıllar yılı böyle pek çok tanıklığım oldu. Yolculuklarda beni şaşırtan pek çok görüntüyle karşılaştım. Kimisi düşündürdü, kimisi her anımsayışta bir gülümseme kondurdu dudaklarıma. Yıllar yılı özenle biriktirdim onları. Belleğimdeki bir çiçek dürbününün içine doldurdum. Zaman zaman sessiz bir odaya çekilip o görüntülerle baş başa kalmak için. Yeniden o yolculuklara çıkmak için.

(…)

Kemal ÖZER (1935 – 2009)

 

KEMAL ÖZER HAYATI VE EDEBİ KİŞİLİĞİ

Yazıları henüz İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde öğrenciyken yayımlanmaya başladı. 1960’ta girdiği Cumhuriyet Gazetesinde 1981’e kadar görev yaptı. İlk dönemlerinde İkinci Yeni Hareketi içinde yer aldı. Bunu, ilk üç şiir kitabına yansıttı. Daha sonra toplumcu gerçekçi diye nitelenen bir tarza yöneldi. Eleştirmenlere göre, bu dönemde, gündemdeki toplumsal ve siyasal olayların yanı sıra söz konusu olaylar karşısında insanların duygu, düşünce ve tepkilerine tanıklık etti.

Edebi Kişiliği:

  • Toplumcu gerçekçi eğilimi 1970-1980 yılları arasında yayımlanan 4 eserine hâkim oldu.
  • Bu kitapları izleyen şiirlerinde yeni boyut ve ilgi alanlarına açılım arzusu gözlendi.
  • 1983’te yayımlanan Araya Giren Görüntüler’de 12 Eylül dönemine ilişkin tanıklığını sergiledi.
  • 1985 tarihli Sınırlamıyor Beni Sevda’da sevda olgusunu toplumsal bakış açısıyla yorumladı.
  • 1995’te basılan Oğulları Öldürülen Analar ile bir başka toplumsal soruna, kayıp annelerinin sesine aracılık etti. Onların Sesleriyle Bir Kez Daha kitabıyla da uzun süreli bir baskı döneminin ardından seslerini yeniden yükselten çalışan kesimi aktardı.

Eserleri:

  • Şiir: Gül Yordamı, Ölü Bir Yaz, Tutsak Kan, Kavganın Yüreği, Yaşadığımız Günlerin Şiirleri, Sen de Katılmalısın Yaşamı Savunmaya, Geceye Karşı Söylenmiştir, Kimlikleriniz Lütfen, Araya Giren Görüntüler, Sınırlamıyor Beni Sevda, İnsan Yüzünün Tarihinden Bir Cümle, Bir Adı Gurbet Oğulları, Öldürülen Analar, Onların Sesleriyle Bir Kez Daha, Sevdalı Buluşma
  • Öykü: Baba ile Kız
  • Deneme: Umut Edebiyatı Yedi Canlıdır, Acı Şölen, Gün Olur Söze Yazılır, Yaşadığımız Günlerin Yazıları, “Benim Ellerimi Al, Benim Gözlerimi Kullan”, Bendeki Görüntüler, Şiiri Sorgulayan Yazılar
  • Anı: İkinci Yeni’den Toplumcu Şiire
  • Çocuk Kitapları: Nasrettin Hoca, Tatil Köyünün Çocukları

 

m5bcnsi

2.ETKİNLİK

a) Aşağıdaki soruları okuduğunuz metinden hareketle cevaplayınız.

Çiçek dürbününün özellikleri nelerdir?

  • Çiçek dürbünü, içine bakıldığında renkli desenler görülen bir aygıttır.
  • Bu desenler, ışığın yansımasıyla elde edilir.
  • Çiçek dürbününün içinde, birbirine bitişik üç ayna bulunur.
  • Aynaların arasında renkli cam parçaları, tüyler, pullar, ince boncuklar gibi malzemeler bulunur.

Yazar, çocukluğunda çiçek dürbünüyle nasıl vakit geçirmiştir? Anlatınız.

Yazar, çocukluğunda çiçek dürbünüyle sessiz bir odaya çekilmeyi ve onunla baş başa kalmayı çok severdi. Pencere önünde bir iskemleye yerleşir, saatlerce gözümden indirmezdi onu. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadan dalar giderdi, gözünün önünde durmadan değişirdi görüntüler. Hem renkler değişirdi her kıpırdatışımda hem biçimler. Renklerden yeni renkler çıkardı ortaya, biçimlerden yeni biçimler. Güzel olan, bunların sürekli yenilenişiydi.

Çiçek dürbününden bakmak yazara neden yolculuk gibi görünüyor? Açıklayınız.

Çiçek dürbününden bakmak yazara yolculuk gibi görünüyor çünkü dürbün, içine bakıldığında sürekli değişen renkli ve biçimli desenler oluşturuyor. Bu desenler, yazarın hayal gücünü harekete geçiriyor ve ona yeni dünyalar görme fırsatı veriyor. Yazar, çiçek dürbününden baktığında, sanki başka bir gezegene, başka bir boyuta gitmiş gibi hissediyor.

Çiçek dürbününden baktığınızda neleri görmek isterdiniz? Anlatınız.

Ben çiçek dürbününden baktığımda, dünyanın daha önce hiç görmediğim güzelliklerini görmek isterim. Örneğin, hiç tanımadığım bir ülkedeki egzotik çiçekleri, okyanusun derinliklerindeki gizemli canlıları, uzayda yaşayan başka yaşam formlarını görmek isterim. Ayrıca, hayal gücümün sınırlarını zorlayan, gerçekte var olmayan ama bana heyecan veren dünyaları görmek isterim.

Sizce insanlar hayallerini çiçek dürbününün içine sığdırabilirler mi? Neden?

Bence insanlar hayallerini çiçek dürbününün içine sığdırabilirler. Çünkü çiçek dürbünü, içine bakıldığında sürekli değişen renkli ve biçimli desenler oluşturuyor. Bu desenler, hayal gücünü harekete geçiriyor ve ona yeni dünyalar görme fırsatı veriyor. Bu nedenle, insanlar hayallerini çiçek dürbününün içine yansıtarak, onları daha canlı ve gerçekçi bir şekilde görebilirler.

Etrafınıza çiçek dürbünüyle baksaydınız ne/neleri değiştirmek isterdiniz? Açıklayınız.

Etrafıma çiçek dürbünüyle baksam, dünyayı daha güzel ve daha yaşanılabilir bir yer yapmak için elimden geleni yapmak isterdim. Örneğin, insanların birbirine daha anlayışlı ve hoşgörülü davranmasını, savaşların ve şiddetin son bulmasını, yoksulluğun ve açlığın ortadan kaldırılmasını isterdim. Ayrıca, çevrenin korunması ve doğal kaynakların verimli kullanılması için çalışmalar yapmak isterdim.

b) Okuduğunuz metinle ilgili iki soru yazarak arkadaşlarınızla paylaşınız.

  1. soru: Çiçek dürbününün çocuklar için eğitici ve geliştirici yönleri nelerdir?
  2. soru: Çiçek dürbününün sanatsal açıdan önemi nedir?

rokvjq3

4.ETKİNLİK

Renklerin duygular üzerindeki etkisini anlatan bir konuşma yapınız. Konuşmanızı yaparken verilen sorulardan yararlanınız.

  1. Renklerin anlamları hakkında neler biliyorsunuz?
  2. Renklerin dili var mıdır?
  3. Sizce hangi renk hangi duyguyu ifade eder?
  4. Siz, hangi rengi seviyorsunuz? Neden?

Merhaba arkadaşlar, bugün sizlerle renklerin duygularımız üzerindeki etkisini konuşacağız.

Renklerin anlamları, kültürden kültüre değişebilir. Ancak, genel olarak bazı renklerin belirli duyguları ifade ettiği kabul edilir.

Kırmızı renk, genellikle tutku, aşk, öfke ve heyecan gibi duygularla ilişkilendirilir.

Mavi renk, sakinlik, huzur, dinginlik ve güven gibi duygularla ilişkilendirilir.

Yeşil renk, doğa, sağlık, canlılık ve büyüme gibi duygularla ilişkilendirilir.

Sarı renk, mutluluk, neşe, iyimserlik ve yaratıcılık gibi duygularla ilişkilendirilir.

Turuncu renk, enerji, coşku, mutluluk ve sıcaklık gibi duygularla ilişkilendirilir.

Mor renk, gizem, asalet, zenginlik ve mistik güç gibi duygularla ilişkilendirilir.

Renklerin dili, renklerin duyguları ifade etmek için kullanılmasıdır. Örneğin, kırmızı bir kalp, aşkı temsil eder. Ya da yeşil bir trafik ışığı, durmayı ifade eder.

Renklerin duygularımız üzerindeki etkisi, bilimsel olarak da kanıtlanmıştır. Örneğin, yapılan araştırmalar, kırmızı renkte bir odada bulunan insanların, mavi renkte bir odada bulunan insanlardan daha gergin ve heyecanlı olduklarını göstermiştir.

Ben, hangi rengi seviyorum? Neden?

Ben, mavi rengi seviyorum. Çünkü, bana sakinlik ve huzur veriyor. Mavi renk, gökyüzünü ve denizi temsil eder. Bu iki varlık da bana huzur ve güven verir.

Siz, hangi rengi seviyorsunuz? Neden?

1m7vp2d

 

8wny8s8

 

7.ETKİNLİK

Defterinize, tebessüm etmenin insan ilişkileri üzerindeki etkisini anlatan bir yazı yazınız.

Tebessüm, insanların en doğal ve en etkili iletişim araçlarından biridir. Bir gülümseme, karşımızdaki kişiye sıcaklık, samimiyet ve güven duygusu verir. Bu nedenle, tebessüm etmenin insan ilişkileri üzerinde olumlu bir etkisi vardır.

Tebessüm, insanların birbirlerine karşı daha sempatik ve olumlu duygular beslemesine yardımcı olur. Bir gülümseme, karşımızdaki kişinin bize karşı daha ilgili ve yakın olduğunu hissetmemizi sağlar. Bu da, iletişimi kolaylaştırır ve ilişkileri güçlendirir.

Tebessüm, aynı zamanda, insanların kendilerini daha iyi hissetmesine yardımcı olur. Gülümsemek, mutluluk hormonu olan endorfin salgılanmasını sağlar. Bu da, stresi azaltır, kaygıyı giderir ve kendine güveni artırır. Bu nedenle, tebessüm etmek, hem kendimiz hem de çevremizdeki insanlar için faydalıdır.

Tebessümün insan ilişkileri üzerindeki olumlu etkilerini şu şekilde sıralayabiliriz:

  • İletişimi kolaylaştırır. Bir gülümseme, karşımızdaki kişiye sıcaklık ve samimiyet duygusu verir. Bu da, iletişimi kolaylaştırır ve ilişkileri güçlendirir.
  • İnsanların birbirlerine karşı daha sempatik ve olumlu duygular beslemesine yardımcı olur. Bir gülümseme, karşımızdaki kişinin bize karşı daha ilgili ve yakın olduğunu hissetmemizi sağlar.
  • İnsanların kendilerini daha iyi hissetmesine yardımcı olur. Gülümsemek, mutluluk hormonu olan endorfin salgılanmasını sağlar. Bu da, stresi azaltır, kaygıyı giderir ve kendine güveni artırır.

Bu nedenle, günlük hayatımızda daha fazla tebessüm etmeye özen göstermeliyiz. Gülümsemek hem kendimiz hem de çevremizdeki insanlar için faydalı bir davranıştır.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Scott AjansScott Ajans tarafından ❤️ ile tasarlanmıştır