Gazi Mustafa Kemal ve Sığırtmaç Mustafa Metni Cevapları

11.ETKİNLİK 

Aşağıdaki rol kartlarını okuyunuz. Yönergelerde belirtilen aşamaları
dikkate alarak karşılıklı bir konuşma kurgulayınız. Zihninizde kurguladığınız
karşılıklı konuşmayı sınıfta arkadaşlarınıza sununuz.

Atatürk Rol Kartı – Diyalog Örneği

Atatürk: (Çocuğa gülümseyerek) “Asker selamı vererek bana katılmak istediğini söyledin. Senin gibi vatanını seven, kararlı bir çocukla karşılaşmak beni çok mutlu etti. Ama bu yol, çok zorlu bir yol olacak. Sadece asker olmak değil, aynı zamanda güçlü bir yürek ve azim gerekiyor. Senin gibi cesur bir gencin yanında olmak, bu mücadelede bizlere büyük güç verir.”

Çocuk: “Büyük komutanım, vatanımı seviyorum. Siz nasıl bu savaşı kazandıysanız, ben de ordunuza katılarak bu zaferin bir parçası olmak istiyorum.”

Atatürk: “Vatanını sevmen, onu korumak için gösterdiğin istek çok değerli. Ancak unutma ki, zafer sadece cesaretle değil, aynı zamanda birlik ve beraberlikle kazanılır. Hep birlikte, her birimiz kendi görevimizi en iyi şekilde yaparak, bu toprakları koruyacağız. Bizim yolumuz uzun, ama inanın ki, zorluklar ne kadar büyük olursa olsun, başarı bizim olacaktır.”

Çocuk: “Ben hazırım, her şey için…”

Atatürk: “O zaman sana şunu söylemek isterim: Vatanını korumak için verdiğin bu kararlılık, her birimizin içinde olmalı. Birlikte güçlüyüz, birbirimize olan güvenimizle bu toprakları savunacağız. Bizim için her şeyden önce vatan sevgisi gelir. Biz bu savaşı kazanacağız, çünkü kararlıyız ve bağımsızlık için savaşan bir milletin evlatlarıyız.”

Çocuk: “Söz veriyorum, size yardımcı olacağım!”

Atatürk: “İşte, senin gibi gençlerin gücüyle bu ülke her zaman ilerleyecek. Birlikte, her zorluğu aşacağız. Unutma, vatanın özgürlüğü için savaşan her yürek, zaferin en büyük simgesidir. Hep birlikte başaracağız.”

(Diyalog sonlanır ve Atatürk çocuğa güler ve ona cesaret verir.)

 

Mehmet (Çocuk) ve Mustafa Kemal Atatürk Arasındaki Diyalog Örneği:

Mehmet: (Asker selamı vererek) “Büyük komutanım, ben Mehmet. Vatanımızı savunmak için orduya katılmak istiyorum. Sizi Samsun’a gelirken gördüm, çok etkilendim. Siz gibi kahramanların yanında savaşmak istiyorum. Benim de savaşmaya gücüm var!”

Atatürk: (Çocuğa gülümseyerek) “Mehmet, cesaretin ve vatan sevgisi gerçekten çok değerli. Ancak ordumuza katılmak yalnızca cesaretle olmaz. Bize sadece asker değil, aynı zamanda akıl, bilgi ve kararlılık gerekir. Bu toprakları savunmak için sadece güce değil, birliğe, dirence ve milletin bütünlüğüne ihtiyacımız var.”

Mehmet: “Ben hazırım, komutanım! Ne gerekiyorsa yapmaya, her zorluğa katlanmaya hazırım! Vatanımızı savunmak için savaşmaya istiyorum!”

Atatürk: (Ciddiyetle) “Mehmet, senin gibi vatanını seven bir çocuğun yanında olmak, bu yolda bize güç verir. Ama unutma, bu mücadele yalnızca askerlerin değil, her bir vatandaşın mücadelesidir. Hep birlikte, bir yürek gibi bu savaşı kazanacağız. Bizim için en önemli olan şey, özgür bir vatan, bağımsız bir millet ve halkımızın huzurudur.”

Mehmet: “Ben de vatanımı çok seviyorum. Size ve bu topraklara sahip çıkmak için her şeyimi vereceğim!”

Atatürk: “Bundan hiç şüphem yok, Mehmet. Senin gibi gençlerin azmiyle bu topraklar her zaman güçlü kalacaktır. Vatanın her karışı için savaşacak, her zorlukla başa çıkacağız. Hep birlikte kazanacağız, çünkü biz bir milletiz, her zaman birlikteyiz.”

Mehmet: (Coşkuyla) “Söz veriyorum, komutanım, her zaman sizin yanınızda olacağım!”

Atatürk: (Gülümseyerek) “İşte bu, Mehmet! Bu azim, bu inanç her zaman bizleri zaferlere götürecek. Hep birlikte, vatanımızı koruyacağız!”

(Diyalog sonlanır ve Atatürk, Mehmet’e cesaret ve moral verir.)

 

Bu Görev Bizim

Atatürk Orman Çiftliği, 1925 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla kurulan bir tarım çiftliğidir. Başkent Ankara’nın batısında yer alan bu çiftlik, Türkiye’nin tarım sektöründe önemli bir dönüm noktasını simgeler ve Atatürk’ün modern Türkiye’yi inşa etme vizyonunun bir parçasıdır. Çiftlik, Türkiye’nin ilk modern tarım işletmelerinden biri olarak birçok yenilik getirmiştir. Atatürk, bu çiftliği kurarak hem tarımda verimliliği artırmayı hem de halkın beslenme koşullarını iyileştirmeyi amaçlamıştır. 1937 yılında Atatürk’ün ölümünden sonra hazineye bağışlanan çiftlik, günümüzde Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyetlerini sürdürmektedir​

 

Atatürk Orman Çiftliği, tarihi dokusuyla dikkat çeker. Çiftlikte ayrıca, Atatürk’ün manevi kızı Ülkü Adatepe için yapılmış bir ev ve Atatürk’ün doğduğu Selanik’teki evin bir benzeri bulunmaktadır. Bu yapılar, ziyaretçilere geçmişin izlerini gösteren kültürel bir deneyim sunar. Ayrıca, çiftlikte şarap üretim tesisleri, veterinerlik ekipmanları gibi tarihi eserlerin sergilendiği bir müze de bulunur​

Çiftlik, modern tarım yöntemlerini tanıtırken aynı zamanda şehirden uzaklaşmak isteyenler için doğal bir yaşam alanı sunar. Ziyaretçilere geniş piknik alanları, hayvan çiftlikleri ve çeşitli açık hava etkinlikleri gibi imkanlar sunar​

Bu bilgileri sınıfla paylaşırken, Atatürk’ün tarım alanındaki öncülüğünü ve Atatürk Orman Çiftliği’nin Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki önemini vurgulayabilirsiniz.

İZLE
UYGULA
ÖĞREN 

ÖN BİLGİLERİ HAREKETE GEÇİRME VE KULLANMA STRATEJİSİ

 

Öğretmenimizi İzliyoruz

Öğretmenimiz şimdi stratejinin nasıl kullanıldığını “Yeni
Türk Harflerinin Kabulü” metnini okurken gösterecek.
Eski bilgileriyle metinden yeni öğrendiği bilgileri yazarken
sesli düşünecek. Öğretmenimizin sunumunu dikkatle
izlerken aşağıdaki noktalara odaklanalım.

Yeni Türk Harflerinin Kabulü

Cumhuriyet Dönemi’nin en önemli inkılaplarından birisi de harf inkılabıdır. Türkler, tarih
boyunca değişik alfabeler kullanmışlardır. Türklerin kullandığı ilk alfabe, Göktürk alfabesidir. Bu
alfabe aynı zamanda ilk millî alfabemizdir. Bundan sonra Uygur Türkleri kendilerine mahsus bir
alfabe kullandılar. İslamiyet’in kabulünden sonra Arap alfabesi kullanılmaya başlandı.

Okuryazarlığı yaymak için Atatürk’ün emriyle bir komisyon kurulup yeni Türk alfabesi hazırlandı. Harf inkılabının ilk müjdesini Mustafa Kemal 8 Ağustos 1928’de İstanbul’daki Sarayburnu Parkı’nda halka şöyle duyurdu: “Arkadaşlar, bizim güzel ahenkli zengin dilimiz yeni Türk harfleri ile kendini gösterecektir. (…) Yeni Türk harflerini çabuk öğrenilmelidir. Vatandaşa, kadına, erkeğe, hamala, sandalcıya öğretiniz. Bunu vatanperverlik ve milliyetperverlik vazifesi biliniz. Bu vazifeyi yaparken düşününüz ki bir milletin, bir toplumun yüzde onu okuma yazma bilir, yüzde sekseni bilmezse bundan insan olanlar utanmalıdır.”

Bundan sonra yeni Türk harflerinin yaygınlaştırılması için bir seferberlik başlatıldı. Başöğretmen
Atatürk, yurt seyahatine çıkıp kara tahta başında yeni Türk harflerini vatandaşlara öğretti. Ankara’da
toplanan öğretmenler birliği kongresinde öğretmenler, Atatürk’ün açtığı bu yeni yolda sabırla çalışacaklarına ant içtiler. Üç ay gibi kısa bir zamanda inkılap gerçekleşti.

1 Kasım 1928’de yeni Türk harflerinin kabulüne ilişkin kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edildi. Kanunun kabul edilmesinden sonra geniş halk kitlelerine okuma yazma öğretmek üzere
“Millet Mektepleri” açıldı. Atatürk, “Millet Mektepleri Başöğretmeni” ilan edildi (24 Kasım 1928).
Böylece eğitim ve kültür hayatımızda yeni bir dönem başlamış oldu.

Genel ağdan alınmıştır.

 

Önceki bilgilerini hatırlamaya çalışırken neleri (daha önce okudukları, dinleyip
izledikleri, yaşadıkları) düşündü?

yapalım.

Önceki bilgilerini hatırlamaya çalışırken neleri düşündü?

Öğrenci, “Yeni Türk Harflerinin Kabulü” metnini okurken, Türklerin tarih boyunca kullandığı alfabeler hakkında daha önce öğrendiği bilgileri hatırlayabilir. Örneğin, Göktürk alfabesi, Uygur alfabesi ve Arap alfabesinin kullanıldığı dönemler aklına gelebilir. Ayrıca, Atatürk’ün dil ve eğitimde yaptığı reformları daha önceki derslerden veya araştırmalarından öğrenmiş olabilir.

Metinle ilgili hatırladığı hangi bilgilere (konusu, yazarı veya türü) yer verdi?

Öğrenci, metnin konusunun “Yeni Türk Harflerinin Kabulü” olduğunu hatırlayabilir. Ayrıca, bu metnin tarihî bir olay ve Atatürk’ün liderliğinde gerçekleşen önemli bir inkılapla ilgili olduğunu da fark edebilir. Öğrenci, Atatürk’ün bu inkılabı gerçekleştirdiğini ve harf inkılabının okuryazarlığı arttırmak için yapıldığını hatırlayabilir.

Hatırladığı bilgileri, metni dinleyip izlerken nasıl kullandı?

Öğrenci, eski bilgilerini metni dinlerken kullanarak, harf inkılabının arkasındaki amacı ve tarihsel bağlamı daha iyi anlayabilir. Atatürk’ün halkla doğrudan iletişime geçmesi ve okuma yazma seferberliğini başlatması gibi bilgileri, metinde verilen ayrıntılarla birleştirebilir. Ayrıca, metinde geçen “Millet Mektepleri” ve “Başöğretmen Atatürk” gibi ifadeler, öğrencinin eski bilgilerle bağlantı kurmasını sağlar.

Yeni öğrendiklerini ve eski bilgilerini bir araya getirdikten sonra bunları yaşamının hangi alanlarında kullanabileceğini söyledi?

Öğrenci, yeni öğrendiği bilgileri ve eski bilgilerle birleştirerek, eğitimdeki reformları ve dilin önemini günlük yaşamında kullanabileceğini fark edebilir. Örneğin, okuma yazma bilmenin sadece bir birey için değil, tüm toplumun kalkınması için önemli olduğunu ve bu bilgiyi eğitimdeki kendi sorumluluklarında, gelecekteki kariyerlerinde ve günlük yaşamında daha bilinçli bir şekilde kullanabileceğini düşünebilir. Ayrıca, harf inkılabının Türk kültürüne ve diline nasıl katkı sağladığını anlatarak, dilin korunması ve geliştirilmesi adına daha fazla bilinçli olabilir.

Biz Uyguluyoruz

4-6 kişilik gruplar oluşturalım ve “Atatürk’ün Öğrenim Hayatı”
başlıklı metni okuyalım. Okurken öğretmenimizin rehberliğinde
ön bilgileri harekete geçirme ve kullanma stratejisini
uygulayalım. Bu aşamada aşağıdakilere dikkat edelim.

• Bize sırasıyla ne yapacağımızı söyledikten sonra grup olarak öğretmenimizin söylediklerini
uygulayalım.
• Grup olarak çalışırken önce birlikte düşünüp tartışalım, ortak bir karara varalım,
sonra kararımızı çalışma kâğıdımıza yazalım.
• İhtiyaç̧ duyarsak öğretmenimizden yardım alalım.
• Öğretmenimiz biz çalışırken bir eksiklik fark ederse onun uyarılarına göre çalışmamızı
düzenleyelim.

ATATÜRK’ÜN ÖĞRENİM HAYATI

Mustafa Kemal Atatürk, geleceği ve başarıları eğitim yaşamıyla şekillenmiş bir liderdi. Üstelik sadece kendi geleceğini değil, bir milletin geleceğini değiştiren bir yaşamdı onunki. Onu tanımak ve başarılarının arkasındaki karakterin nasıl şekillendiğini kavramak, onun öğrenim hayatını bilmeyi gerektirir.

Mustafa, öğrenim hayatına annesinin isteği ile Hafız Mehmet Efendi Mahalle Mektebinde başladı. Ancak kısa süre sonra babasının isteği ile Şemsi Efendi Mektebine geçti. Şemsi Efendi Mektebi, Selanik’te çağdaş yöntemlerle eğitim veren nadir okullardan biriydi. Mustafa, bu okulda okurken babasını kaybetti
ve kısa süre için eğitimine ara vermek zorunda kaldı. Ancak çok geçmeden okuluna döndü ve
ilkokulu bu okulda tamamladı.

Mustafa, Şemsi Efendi Mektebinden sonra günümüzdeki ortaokulların dengi kabul edilen
Mülkiye Rüştiyesine başladı. Ancak çok geçmeden bu okuldan da ayrıldı ve 1894 yılında
tamamen kendi isteği doğrultusunda Selanik Askerî Rüştiyesine kayıt yaptırdı. Yeni okulunda
gösterdiği başarı, kararının ne kadar doğru olduğunu gözler önüne serdi. Mustafa Askerî Rüştiyeyi
çok sevmiş, zekâsı ve yetenekleri ile hem arkadaşlarının sevgisini hem de öğretmenlerinin
takdirini kazanmıştı. Ayrıca Kemal adını da bu okulda matematik öğretmeni vermişti ona.

Mustafa Kemal, Selanik Askerî Rüştiyesindeki eğitimini tamamladıktan sonra 1896 yılında lise düzeyindeki eğitimi için Manastır Askerî İdadisine girdi. Manastır Askerî İdadisinde de parmakla gösterilen başarılı bir öğrenci oldu. Ancak bu okulun Mustafa Kemal’in hayatına etkisi sadece verdiği eğitimle sınırlı kalmadı. Okul sıralarında kurduğu arkadaşlıklar da onun yaşamında çok etkili oldu. Burada tanıştığı Ömer Naci, hem onun edebiyat sevgisinin derinleşmesine hem de hitabetinin güçlenmesinde önemli pay sahibi oldu. Ayrıca Mustafa Kemal, bu okulda Fransızca dersler alarak yabancı dilini geliştirdi.

Genç Mustafa Kemal, lise düzeyindeki eğitiminin hemen ardından 1899 yılında İstanbul’daki Harp Okuluna girdi. Üç yıllık eğitimini tamamlayıp teğmen rütbesi aldı ve mezuniyetinin hemen ardından Harp Akademisinde daha üst düzeyde bir eğitim almaya başladı. 1905 yılında kurmay yüzbaşı rütbesiyle Akademiden mezun oldu. Bu okullarda da zekâsı ve üstün kişilik özellikleriyle dikkatleri üzerine topladı. Devletine ve milletine bağlılığı, samimi duygu ve düşünceleri arkadaşları ve hocaları tarafından sevilmesinde etkili oldu. Askerî eğitiminde son noktaya 1905 yılında ulaşan Mustafa Kemal, aynı yıl Şam’a atanarak mesleki hayatına adım attı.

Metnin Adı:

Atatürk’ün Öğrenim Hayatı

Önceden Bildiklerim

Öğrenciler, Mustafa Kemal Atatürk’ün eğitim hayatı hakkında daha önce öğrendikleri bilgileri hatırlayabilirler. Bu bilgiler şunları içerebilir:

  • Atatürk’ün Selanik’te doğduğu ve eğitimine burada başladığı.
  • Atatürk’ün erken yaşlarda eğitimini şekillendiren önemli okulların olduğu.
  • Öğrencilerin, Atatürk’ün askerlik okuluna, Harp Okuluna ve Harp Akademisine gitmiş olduğunu bilmesi.
  • Atatürk’ün başarılı bir öğrenci olduğu ve zamanla bu başarısının onu Türk milletinin önde gelen liderlerinden biri haline getirdiği.

Bu Metinden Öğrendiklerim

Metni okuduktan sonra öğrenciler aşağıdaki yeni bilgilere ulaşabilir:

  • Hafız Mehmet Efendi Mahalle Mektebi ve Şemsi Efendi Mektebi‘nde ilk öğrenim hayatına başlayan Atatürk’ün, burada eğitimi sırasında babasını kaybetmesi ve buna rağmen eğitime devam etmesi.
  • Selanik Askerî Rüştiyesi ve Manastır Askerî İdadisi gibi okullarda aldığı eğitim ve burada kazandığı önemli arkadaşlıklar, özellikle Ömer Naci ile olan dostluğu ve edebiyat sevgisinin başlaması.
  • Atatürk’ün Fransızca öğrenmesi ve bu dilde eğitim alması.
  • Harp Okulu ve Harp Akademisi gibi yükseköğretim kurumlarında aldığı eğitimin ardından, meslek hayatına Şam‘da başladığı bilgisi.
  • Atatürk’ün, eğitim süreci boyunca sadece akademik başarılar değil, aynı zamanda askerî kişiliği, liderlik ve arkadaşlık ilişkileriyle de önemli bir yer edindiği.
Önceki sayfa 1 2 3 4 5Sonraki sayfa

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Powered by Scott Ajans Logo Scott Ajans