Malazgirt Metni Cevapları Sayfa 98-99-100-101-102-103-104-105

Malazgirt Metni Cevapları Sayfa 98-99-100-101-102-103-104-105

HAZIRLIK ÇALIŞMALARI

  1. İyi bir insan hangi erdemlere sahip olmalıdır?

İyi bir insan olmanın birçok yönü vardır ve her bireyin erdem anlayışı biraz farklı olabilir. Fakat genel olarak, iyi bir insanın sahip olması gereken bazı temel erdemler şunlardır:

  • Dürüstlük: Her zaman gerçeği söylemek ve doğru olanı yapmak.
  • Merhamet: Diğer insanların duygularını anlamak ve onlara karşı şefkatli olmak.
  • Cömertlik: İhtiyacı olanlara yardım etmek ve paylaşmak.
  • Saygı: Büyüklere ve diğer insanlara saygı göstermek.
  • Sorumluluk: Kendi eylemlerimizden sorumlu olmak ve taahhütlerimize bağlı kalmak.

 

  1. Sultan Alparslan hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.

Sultan Alparslan, 1064-1072 yılları arasında Büyük Selçuklu Devleti’nin ikinci sultanı olarak hüküm sürmüş ve Türk tarihinin en önemli figürlerinden biri olarak kabul edilmiştir.

Başarıları:

  • Malazgirt Savaşı: 26 Ağustos 1071 tarihinde Bizans ordusunu Malazgirt Savaşı’nda yenerek Anadolu’nun kapılarını Türklere açmıştır. Bu zafer, Anadolu’nun Türk yurdu haline gelmesinin temelini oluşturmuştur.
  • Askeri Deha: Alp Arslan, zeki ve yetenekli bir komutandı. Hızlı ve etkili bir ordu kurmuş ve bu orduyu birçok zafer kazanmaya yönlendirmiştir.
  • Adaletli Yönetim: Alp Arslan adil ve merhametli bir yönetici olarak bilinir. Herkesin kanun önünde eşit olmasını sağlamış ve tebaasının refahı için çalışmıştır.
  • Ticaretin Gelişmesi: Alp Arslan döneminde ticaret yolları güvenli hale getirilmiş ve ticaretin gelişmesi için teşvikler sağlanmıştır. Bu sayede Selçuklu Devleti ekonomik açıdan güçlenmiştir.

Ölümü:

Alp Arslan, 1072 yılında bir suikast sonucu hayatını kaybetmiştir. Ölümü Selçuklu Devleti için büyük bir kayıp olmuştur.

MALAZGİRT

(Alparslan’ın karargâhı… Alparslan, kumandanlar, subaylar ve civar ilçe kişileri… İçeri girerler. Alparslan’ın etrafında saygı formalitesini tamamladıktan sonra birer birer kenara çekilirler.)

ALPARSLAN: Hoş geldiniz!

İHTİYAR: Zaferiniz mübarek olsun!

KADIN: Allah bize bir daha düşman felaketini göstermesin.

HEPSİ: Sayenizde zafere ulaştık.

ALPARSLAN: Sağ olun. Hepinize ben de sevgilerimi sunarım. Ancak zaferi ben kazanmadım.

İHTİYAR: Sen kazandın. Allah’ın inayetiyle…

ALPARSLAN: Evet ama hiçbir zafer bir kişinin değildir. Herkesin onda hissesi vardır. Kumandanlarım, subaylarım, erlerim ve sizler hepiniz bunda katkılısınız. . .

İHTİYAR: Bizim de mi?

ALPARSLAN: Evet… Hem de pek çok katkınız var. Düşmanın zalimliğine karşı koydunuz. İçinizden taşan ve hiç eksilmeyen bir yangınla düşmana karşı koyma azminizi bilediniz.

İHTİYAR: Onu hiç eksik etmedik.

ALPARSLAN: Bu arada birbirinizi sevdiniz. Gücünüzü yitirmediniz. Geleceğe umutla baktınız.

Siz bunları yapmasaydınız, biz cephede emniyetle savaşa katılamazdık. Belki de zaferi kazanamazdık.

(Kumandanlara bakar.)

AFŞiN: Evet, kazanamazdık.

ALPARSLAN: Bu zafer bir başlangıçtır. Bu zaferleri, bundan sonraki zaferler tamamlayacaktır.

Ancak siz bugün olduğu gibi yarın da birbirinize kenetlenirseniz, düşmana aldanıp aranıza ikilik sokmazsanız, bu yol size açıktır.

İHTİYAR: Öğütlerinizi unutmayacağız.

ALPARSLAN: Sizin unutmamanız yetmez. Sizden sonrakiler de bunu benimsemeli…

HALK: Onlara benimseteceğiz.

ALPARSLAN: Şimdi ödevini yapmış insanların mutluluğu içinde eğleniniz. Ben kumandanlarımla gerekli bazı şeyler konuştuktan sonra eğlencelerinize katılacağım…

HALK: Sağ olun. (Çıkarlar. Yalnız kumandanlar ve subaylar kalırlar.)

ALPARSLAN: Romanos Diyojenis’in (Romen Diyojen) esir edilmesini istemiştik.

SAVTEKİN: Sultanım, Tahir oğlu Şazi’nin esir ettiğini biliyorum.

ALPARSLAN: Gerçekten esir ettiği o mu?

SAVTEKİN: Sanıyorum. O hep Romanos Diyojenis’i kendisinin esir edeceğini söylermiş.

ALPARSLAN: Nerede? Getirsinler… (Bir subay çıkar.) Yarası falan var mı imiş?

SAVTEKİN: Hayır, Sultanım.

ER ŞAZİ: Emret Sultanım!

ALPARSLAN: Romanos Diyojenis’i esir ettiğini duyduk.

ER ŞAZİ: Ulu Tanrı onu esir etmeyi arkadaşlarımla bana nasip etti Sultanım.

ALPARSLAN: Romanos Diyojenis olduğuna emin misin?

ER ŞAZİ: Eminim. İmparatorluk tacı başındaydı.

ALPARSLAN: Şimdi neredeler?

ER ŞAZİ: Ötede. Birlikte esir ettiğimiz erlerin yanında.

ALPARSLAN: Getirin.

ER ŞAZİ: Baş üstüne. (Çıkar.)

(Kolları ve ayakları zincire vurulmuş Romanos Diyojenis getirilir.)

ALPARSLAN: Romanos Diyojenis bu mu?

ER ŞAZİ: Evet Sultanım.

ALPARSLAN: Demek Romanos Diyojenis sizsiniz.

DIYOJENIS: Evet, benim.

ALPARSLAN: Herkesi hiçe saymanızdan şimdi ne kaldı İmparator?

DIYOJENIS: Utanç ve yenilginin azabı. Bir esirin suçlarını, ezikliğini, küçüklüğünü ve hatalarını böyle utandırıcı bir hava içinde yüzüme vurmak büyüklük değil.

ALPARSLAN: Yanlış yorumladınız. Durumunuzu yüzünüze vurmak için değil, bu olay karşısında hareketlerimizi belirlemek için böyle konuşmuştuk.

DIYOJENIS: İktidarımızın paramparça olmasından doğan büyük acıyı bir an önce dindiriniz.

ALPARSLAN: Neden bu kadar acele ediyorsunuz?

DIYOJENIS: Ölümü bekleyen birine yapılacak en büyük iyilik bekleyişin acısından onu bir an önce kurtarmaktır. Bu yüzden emirlerinizi bekliyorum.

ALPARSLAN: Romanos Diyojenis, size ne yapacağımı sanıyorsunuz?

ALPARSLAN: (Kumandanlara.) Ne yapacağımı sanıyor?

AFŞiN: İradesini sizinkiyle ölçüyor.

SAVTEKİN: Herkesin yapabileceğini, sizin de yapacağınızı sanıyor.

ALPARSLAN: Açık konuş, Romanos Diyojenis. Ne yapardınız?

DIYOJENIS: Ya elleri kolları zincire vurulmuş olarak halkın karşısında dolaştırırdım. Ya da…

(Susar.)

ALPARSLAN: Çekinmeyiniz. Konuşunuz.

DIYOJENIS: Yahut öldürürdüm. Bu sizin için olduğu kadar benim için de şerefli olurdu.

ALPARSLAN: Bunlardan birini yapacağıma emin misiniz?

DIYOJENIS: Eminim.

ALPARSLAN: Neden bu kadar eminsiniz?

DIYOJENIS: Çünkü bana elçi yolladınız. İstekleriniz olmayacak şeyler değildi. Gereksiz bir şekilde reddettim. Zafer elimize kadar gelmişken onu kaçırmak budalalık diye düşünmüştüm. Haklı idim bunda da. Çok kuvvetli idim. Görünen bütün imkânları sağlamıştım. İlk bakışta her şey lehime idi.

ALPARSLAN: Öyle görünüyordu Romanos Diyojenis.

DIYOJENIS: Böyle bir durum karşısında savaşmak zorundaydım. Bizans’ın bütün hazinelerini seferber etmiştim. Memleketimin kaderini belirlemek ödevi bana verilmişti. Kraliçem benimle bunun için evlenmişti. İmparatorluk tacını bana bunun için bağışlamıştı. Benden zafer istemek hakkıydı.

ALPARSLAN: Evet, Romanos Diyojenis, evet… (Yüzüne bakar. Diyojenis gözlerini ondan kaçırır.)

Sen doğru sözlü bir adamsın, mertsin. Geleceği göz önünde bulundurmayarak yaptıkların doğru değildir.

DIYOJENIS: Anladım öyleyse.

ALPARSLAN: Neyi anladın?

DIYOJENIS: Bana işkence yaparak zaferinizin tadını çıkaracaksınız.

ALPARSLAN: Romanos Diyojenis, zaferle gaddarlık bir arada yürümez. Yürür gibi görünse bile ömrü kısa olur.

DIYOJENIS: Öyleyse ne yapacaksınız?

ALPARSLAN: Hakkınızda aftan başkasını düşünmedim.

DlYOJENIS: Aftan başkasını düşünmediniz mi?

ALPARSLAN: Evet, düşünmedim.

DIYOJENİS: Hayatımı bağışlamanız için ne isteyeceksiniz?

ALPARSLAN: Serbest bırakılman için yüz bin dinar ödeyeceksiniz. Selçuklu İmparatorluğu’na her yıl üç yüz bin dinar vereceksiniz. İhtiyacımız olduğu zaman, istediğimiz kadar Rum erini emrimize göndereceksiniz. Elinizde bulunan esirlerin hepsini iade edeceksiniz.

DlYOJENlS: Emirleriniz yerine getirilecektir.

ALPARSLAN: Zincirleri çözün.

(R. Diyojenis’in zincirlerini çözerler.)

Sabahattin ENGİN

(Kısaltılmıştır.)


Sabahattin Engin: Hayatı ve Edebi Kişiliği

Hayatı:

  • 1923 yılında İstanbul’da doğdu.
  • 1945 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nden mezun oldu.
  • Milli Eğitim Bakanlığı’nda çeşitli görevlerde bulundu.
  • 1952’de oyun yazarlığına başladı.
  • 1973’te emekliye ayrıldı ve tüm zamanını oyun yazarlığına adadı.
  • 2007 yılında Yalova’da vefat etti.

Edebi Kişiliği:

  • Toplumsal Gerçekçi Tiyatro: Oyunlarında toplumdaki sorunları ve çelişkileri gerçekçi bir şekilde ele aldı.
  • Eleştirel Bakış Açısı: Oyunlarında siyasi ve sosyal konulara eleştirel bir bakış açısıyla yaklaştı.
  • Mizah: Oyunlarında mizahı ustalıkla kullandı.
  • Ayaklı Gazete: Oyunları, yazıldığı dönemin siyasi ve sosyal atmosferini yansıttığı için “ayaklı gazete” olarak nitelendirildi.
  • Başarılı Oyunlar: “Lüküs Hayat”, “Keşanlı Ali Destanı”, “Yalan Dünya”, “Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım” gibi birçok başarılı oyunu vardır.

 

  1. ETKİNLİK

a) Metnin bağlamından hareketle aşağıdaki kelimelerin anlamlarını tahmin ediniz. Tahminlerinizi kelimelerin sözlük anlamlarıyla karşılaştırınız. Ardından kelimeleri birer cümlede kullanınız.

Azim

Tahminim: Çaba

Cümlem: Gösterdiği azim sonucunda büyük başarılara imza attı.

İnayet

Tahminim: Sabır gösterme, dayanıklılık

Cümlem: Bu inayeti başka kimsede görmedim.

İrade

Tahminim: Kendine hâkim olma durumu

Cümlem: Her şey kendi iraden dahilinde gerçekleşti.

Nasip

Tahminim: Kısmet

Cümlem: Demek ki nasibimizde burada karşılaşmak varmış.

Gaddarlık

Tahminim: Zalimlik

Cümlem: Bu gaddarlığının bedelini ödeyeceksin.

Budalalık

Tahminim: Ahmaklık

Cümlem: Budalalık ettiğinin sen de farkındasındır.

b) Öğrendiğiniz yeni kelimeleri ve anlamlarını kendi oluşturduğunuz sözlüğe yazınız.

2.ETKİNLİK

Aşağıdaki soruları okuduğunuz metinden hareketle yanıtlayınız.

  1. Olaylar hangi dönemde geçmiştir? Metinden ve yaptığınız araştırmadan yola çıkarak yanıtlayınız.

Olaylar 1071 yılında, Malazgirt Meydan Muharebesi’nden sonra gerçekleşmiştir.

  1. Olaylar nerede ve kimler arasında geçmektedir?

Olaylar, Malazgirt Meydan Muharebesi’nin gerçekleştiği yer olan Pasinler Ovası’nda geçmektedir. Olayların kahramanları ise Selçuklu Hükümdarı Sultan Alparslan ve Bizans İmparatoru R. Diyojenis’tir.

  1. Sultan Alparslan’ın halkı ile arasında nasıl bir bağ vardır? Açıklayınız.

Sultan Alparslan’ın halkıyla arasında güçlü bir sevgi ve saygı bağının olduğunu söyleyebiliriz. Halk, Alparslan’ı saygıyla karşılamakta ve ona zafer için kutlamaktadır. Alparslan da halkına sevgisini ve saygısını göstermekte, onların fikirlerini dinlemekte ve onları önemsemektedir.

  1. R. Diyojenis niçin Alparslan’ın kendisini öldüreceğini düşünmüştür?

Diyojenis, Alparslan’ın kendisini esir aldığını ve ona karşı kinci duygular beslediğini düşünmüştür. Kendisini öldürmenin, Alparslan için en kolay ve doğal seçenek olduğunu düşünmüş olması muhtemeldir.

5.Alparslan’ın kişilik özelliklerini belirtiniz.

Alparslan’ın merhametli, adil, zeki ve stratejik düşünen bir lider olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca, Alparslan’ın güçlü bir savaşçı ve cesur bir komutan olduğunu da görebiliriz.

  1. Siz Alparslan’ın yerinde olsaydınız R. Diyojenis’i affeder miydiniz? Niçin?

Ben Alparslan’ın yerinde olsaydım R. Diyojenis’i affederdim. Bunun sebebi, Alparslan’ın merhametli ve adil bir lider olmasıdır. Ayrıca, R. Diyojenis’i affetmenin Selçuklu İmparatorluğu’na uzun vadede fayda sağlayacağına inanıyorum. R. Diyojenis’in affedilmesi, Bizans ile barışın sağlanmasına ve Selçuklu İmparatorluğu’nun güçlenmesine katkıda bulunabilirdi.

37zy8vm

 

  1. ETKİNLİK

“Tiyatro; insanı, insana, insanla, insanca anlatma sanatıdır.”

William SHAKESPEARE (Vilyım Şekspir)

Yukarıdaki cümleden hareketle tiyatronun izleyicisine neler kazandırdığını arkadaşlarınızla tartışınız.

Tiyatronun izleyiciye kazandırdıkları:

  • Empati Kurma Yeteneği: Tiyatro, farklı karakterlerin hayatlarını ve bakış açılarını deneyimleme imkânı sunarak empati kurma yeteneğimizi geliştirir.
  • Eleştirel Düşünme: Tiyatro, ele aldığı konularla ilgili izleyiciyi düşünmeye ve sorgulamaya teşvik eder.
  • Duygusal Zekâ: Tiyatro, farklı duyguları deneyimleme ve ifade etme imkanı sunarak duygusal zekamızı geliştirir.
  • Sosyal Farkındalık: Tiyatro, toplumdaki farklı grupların yaşamlarını ve sorunlarını gözler önüne sererek sosyal farkındalığımızı artırır.
  • Estetik Algı: Tiyatro, görsel ve işitsel unsurların bir araya gelmesiyle estetik algımızı geliştirir.
  • Yaratıcılık: Tiyatro, hayal gücümüzü ve yaratıcılığımızı besler.
  • Dil Becerileri: Tiyatro, kelimelerin gücünü ve etkisini anlamamızı sağlar.
  • Kültürel Zenginlik: Tiyatro, farklı kültürleri ve bakış açılarını tanımamıza yardımcı olur.

Tartışma Konuları:

  • Tiyatro, izleyiciyi gerçekten de “insana, insanla, insanca” anlatabilir mi?
  • Tiyatronun izleyiciye kazandırdıkları somut olarak nasıl ölçülebilir?
  • Günümüzde tiyatronun etkisi azalıyor mu, artıyor mu?
  • Tiyatro, toplumda nasıl bir rol oynamalıdır?
  • Tiyatroya gitmek pahalı bir etkinlik mi?
  • Tiyatro eğitimi yaygınlaştırılmalı mı?

Bu konulardan ve sorulardan hareketle sınıf ortamında tartışmanızı yapabilirsiniz.

8ead7lu

  1. ETKİNLİK

Mustafa Kemal Atatürk’ün Anzak askerleri için hazırladığı konuşma metnini okuyunuz.

Okuduğunuz metinden hareketle soruları yanıtlayınız.

“Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar!

Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler,

Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”

            Mustafa Kemal ATATÜRK

  1. Metinde Atatürk kimlere seslenmektedir?

Çanakkale Savaşı’nda şehit düşen Anzak askerlerine ve onları evlatları olarak gören annelere seslenmektedir.

  1. Metinden hareketle Atatürk’ün kişilik özellikleri ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Metinden hareketle Atatürk’ün aşağıdaki kişilik özelliklerini çıkarabiliriz:

  • Vatansever: Atatürk, metnin başında “Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar” ifadesini kullanarak vatanseverliğini açıkça göstermektedir.
  • Merhametli: Atatürk, Anzak askerlerinin annelerine hitaben “Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat uyuyacaklardır.” diyerek merhametli bir lider olduğunu göstermektedir.
  • Bağışlayıcı: Atatürk, savaşın galibi olmasına rağmen, düşman askerlerine saygı duymakta ve onları “dost vatanın toprağında” huzur içinde uyumaya davet etmektedir.
  • Babacan: Atatürk, şehit düşen Anzak askerlerini “bizim evlatlarımız” olarak kabul ederek babacan bir tavır sergilemektedir.

 

  1. Okuduğunuz iki farklı metinden hareketle Malazgirt’in kahramanı Alparslan ile Kurtuluş Savaşı’nın önderi Atatürk’ün ortak yönlerini belirleyiniz.

Malazgirt’in kahramanı Alparslan ve Kurtuluş Savaşı’nın önderi Atatürk’ün ortak yönleri şunlardır:

  • Cesur ve kararlı: Her ikisi de zorlu koşullarda cesaret ve kararlılıkla mücadele ederek zafer kazanmıştır.
  • Stratejik zekâ: Her ikisi de savaşlarda üstün stratejik zekâ kullanarak zafer kazanmıştır.
  • Liderlik vasıfları: Her ikisi de olağanüstü liderlik vasıfları göstererek halklarını zafere taşımıştır.
  • Vatan sevgisi: Her ikisi de vatan sevgisiyle dolu ve vatanlarını korumak için her türlü fedakarlığı yapmaya hazır liderlerdir.
  • Adil ve merhametli: Her ikisi de adil ve merhametli yöneticiler olarak bilinmektedir.

Sonuç olarak Atatürk ve Alparslan, Türk tarihinin en önemli iki lideridir. Her ikisi de farklı dönemlerde vatanı savunmak için mücadele etmiş ve zafer kazanmıştır. Ortak yönleri ve liderlik vasıfları ile Türk milletine ilham kaynağı olmaya devam etmektedirler.

  1. ETKİNLİK

”Af, insanlık dilinin en tatlı kelimesidir.”

Victor Hugo (Viktor Hügo)

Yukarıdaki cümleden yola çıkarak “affetmek” konulu tiyatro metnini öğretmeninizin yönlendirmesiyle grup olarak yazınız.
Affın Gücü

Karakterler:

  • Eda: 11 yaşında, neşeli ve sevecen bir kız.
  • Mert: 12 yaşında, Eda’nın arkadaşı, biraz inatçı ve öfkeli.
  • Ayşe Öğretmen: Sınıf öğretmeni, bilge ve sabırlı.

Sahne:

Sınıfın içi. Eda ve Mert sıralarında oturuyorlar. Eda’nın yüzü asık, Mert ise öfkeli bir şekilde bir şeylere karalıyor.

Eda: (iç çekerek) Ah, Mert keşke bana kızmasaydın.

Mert: (kafasını kaldırmadan) Ben de keşke o kadar sakar olmasaydın.

Eda: Özür diledim ama.

Mert: Özür dilemek her şeyi çözmüyor.

Eda: Ne yapmam gerekiyor peki?

Mert: Bilmiyorum.

Ayşe Öğretmen: (Sınıfa girer) Günaydın çocuklar! Neden bu kadar mutsuz görünüyorsunuz?

Eda: (Yavaş sesle) Birbirimize kızgınız.

Ayşe Öğretmen: Neden kızgınsınız peki?

Eda: (Mert’e bakar) Mert bana kızıyor.

Mert: Eda çok sakar davrandı ve…

Ayşe Öğretmen: (Mert’i keser) Dur Mert. Eda’nın ne yaptığını biliyorum. Ama önemli olan affetmeyi öğrenmek.

Eda: Affetmek mi?

Ayşe Öğretmen: Evet. Affetmek, insanlık dilinin en tatlı kelimesidir. Birbirimizi affedersek, kalplerimiz sevgiyle dolar ve daha mutlu oluruz.

Mert: Ama ben Eda’yı affetmek istemiyorum.

Ayşe Öğretmen: Anlıyorum Mert. Kızgın olmak normal bir duygu. Ama öfkenin kalbinde kalmasına izin verirsen, mutlu olamazsın. Affetmek, öfkeni ve kırgınlığını geride bırakmak demektir.

Eda: (Mert’e döner) Ben seni affediyorum Mert.

Mert: (Eda’ya bakar) Gerçekten mi?

Eda: Gerçekten.

Mert: Ben de seni affediyorum Eda.

Ayşe Öğretmen: (Gülümseyerek) Aferin çocuklar! Birbirinizi affettiğiniz için çok mutluyum.

(Eda ve Mert birbirlerine sarılırlar.)

Ayşe Öğretmen: Unutmayın çocuklar, affetmek her zaman en iyi yoldur. Affederek kalplerimizi sevgiye açar ve daha mutlu bir hayat yaşayabiliriz.

(Perde kapanır.)

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Scott AjansScott Ajans tarafından ❤️ ile tasarlanmıştır