Öğretmenin Sevinci Metni Cevapları

Öğretmenin Sevinci Metni Cevapları

Keşif Yolculuğu

› Uçurtma ile ilgili bildiklerinizi anı, gözlem ve deneyimlerinizden hareketle arkadaşlarınızla paylaşınız.

Uçurtma ile İlgili Anılar ve Deneyimler
Uçurtma uçurmak, çocukluk yıllarımda en sevdiğim aktivitelerden biriydi. İlk uçurtmamı babamla birlikte yapmıştım. Renkli kağıtlar ve ince çıtalar kullanarak yaptığımız uçurtmanın gökyüzüne yükselmesi beni çok heyecanlandırmıştı. Rüzgarın estiği bir günde, arkadaşlarımla birlikte geniş bir alanda uçurtmalarımızı uçururduk. Bazen ipleri karışır, bazen de uçurtmalarımız ağaçlara takılırdı. Bu aktiviteler, doğayla iç içe olmamı sağladı ve sabırla bir şeyler başarmanın mutluluğunu öğretti.

› Geleneksel çocuk oyunları ve bu oyunların kültürümüzdeki önemiyle ilgili araştırmanızdan edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.

Geleneksel Çocuk Oyunları ve Kültürel Önemi
Geleneksel çocuk oyunları, kültürümüzün önemli bir parçasıdır. Çocukken oynadığımız saklambaç ve seksek gibi oyunlar, sadece eğlence değil, aynı zamanda sosyal becerilerimizi geliştiren aktivitelerdi. Bu oyunlar, çocuklar arasında işbirliği ve iletişimi teşvik eder. Ayrıca, kültürel değerlerin ve geleneklerin aktarılmasına da katkıda bulunur. Oyunlar sayesinde farklı nesiller arasında bir bağ kurulur ve kültürel mirasımız canlı tutulur. Bu oyunlar, hem fiziksel aktiviteyi artırır hem de çocukların sosyal ve duygusal gelişimine katkı sağlar.

Bu deneyimler ve bilgiler, çocukluğumuzun neşeli hatıralarını ve kültürel değerlerimizi yaşatarak, geleceğe taşımamıza yardımcı oluyor.

Öğretmeniniz metni okurken onu dikkatlice dinleyiniz.
Metni vurgu ve tonlamaya dikkat ederek normal konuşma hızınıza yakın bir hızda sesli okuyunuz.
Metin, alındığı kaynaktaki yazım ve noktalaması korunarak kitabınıza aktarılmıştır.
Metni okurken cümle içinde ve sonunda kullanılan noktalama işaretlerinin kullanım amaçlarına dikkat ediniz.

ÖĞRETMENİN SEVİNCİ

“Öff! dedim belimi doğrulturken. “Nasıl da yorulmuşum.” Oturduğum döşemenin
üzerinden kalkıp, kendimi yumuşak bir koltuğa attım. Gözlerimi odanın içinde dolandırırken,
çevreme serpiştirdiğim rengârenk uçurtmalara sevinçle baktım. Tüm renklerin gelip
göz bebeklerime yerleştiğini duyumsadım.
Bir gökkuşağını anımsatan upuzun ve rengârenk kuyruklarıyla yerde, masanın, sandalyelerin
üzerinde duran uçurtmalarımı parmağımı uzatarak, tek tek saydım. “Tam on
iki uçurtma. Mahallenin çocuklarına yeter mi? Geçen yıl sekiz tane yapmıştım da, birkaç
çocuk açıkta kalmıştı. Yetmeyecek olursa bir daha, bir daha yaparım, öyle çok malzemem
var ki…”
Yaşlı bedenim oturduğum koltuğa biraz daha gömülürken, ilk kez yorulduğumu hissettim.
Beş gündür bu uçurtmalarla uğraşıyor, onları çocukların hoşuna gidecek biçimlere
sokmaya çalışıyorum. Bundan öyle büyük bir sevinç duyuyorum ki, anlatması kolay
değil.

Koltuğuma biraz daha gömülürken, “Yarın olsun, gökyüzü renklerle donanacak, bir
yarın olsun,” diye mırıldandım ve göz kapaklarımın ağırlaştığını hissettim.
(…)
Yattığım yerden fırlayıp pencereye koştum. Sabah olmuş, öyle güzel bir gün başlamıştı
ki, içim sevinçle doldu. Penceremin kanadını ardına kadar açtım ve kollarımı iki yana
açarak baharı kucakladım. Baharın ılık nefesi açık yakamdan içeri girip tüm vücudumu
bir müjde gibi sardı.
Bugün kendimi çok canlı hissediyorum. İçi içine sığmaz bir çocuk gibiyim. Çocuksu
sevinçlerle dolu olduğum için art arda neşeli kahkahalar attım. Artık giyinmeliyim, çocuklarımın
beni bahçe kapılarında ya da pencere önlerinde beklediklerini biliyorum. Heyecanlı
ve sabırsız olduklarını da. Çünkü üç bahardır böyle oluyor.
Giyinirken bir yandan da düşünüyorum. Öğretmen emeklisiyim. Ama emekli olmak
bana göre değil, daha doğrusu öğrencilerimden uzakta kalmak.
Bu düşünceyle ve onlara yakın olma tutkusuyla, bir okulun kantinini işlettim uzun
süre. Mutluluk dolu günlerdi onlar. Minicik öğrenciler benden bir şey satın aldıklarında,
ellerindeki paraya değil, sadece o küçük, aydınlık yüzlere bakardım. O anda yaşlı yüreğim
bilinmedik sevinçlerle dolup taşardı.
Biraz daha yaşlanınca, o işi de bırakıp bu semte taşındım. Yalnız yaşıyorum, çocuklarım
ve torunlarım yok ama, bu semtin tüm çocukları benim torunlarım, kopamadığım
öğrencilerim. Bir de beni mutlu eden uçurtmalarım var.
Kendimi bu düşüncelerden kurtarıp, uçurtmalarımın yanına gittim. Onları iki koltuğumun
altına sıkıştırıp hevesle dışarı fırladım. Bağırıyorum:
“Haydi çocuklar! Öğretmen dedeniz geldi!.. Uçurtmalarınız geldi!..”
Kulakları dışarıda olan çocuklar, bu sesle kendilerini dışarı attılar. Bir anda çevremi
sarıp bağırıp çağırmaya, uçurtmalarına kavuşmak için sabırsızca tepinmeye başladılar.

“Durun!.. Durun!” diye bağırdım. Hepinize yetecek kadar var, sabırsız olmayın. Şu
mor renkli uçurtma senin Can. Kuyruğu alacalı olan da Gün’ün. Palyaço suratlı olanını
Deniz’e yaptım. Neredesin, küçük Deniz?”
Ohh… Nihayet uçurtmalarım afacan sahiplerini buldu. Çok mutluyum, çocuklar gibi
seviniyorum. Küçük Deniz’in elinden tuttum, kırlara doğru koştuk.
“Koyuverin uçurtmalarınızı! Koyuverin rüzgâra karşı!.. Gökyüzünde martılar gibi süzülsünler,
göğün rengine karışsın uçurtmalarınızın rengi!” diye haykırıyorum. Yoksa çocuklardan
daha mı heyecanlıyım? Bu heyecanım çocuklara da yansıdı. Onlar da bağırıyor,
çağırıyor, neşeli çığlıkları kırlarda yankılanıyor.
Papatyalı tepelere ulaştığımızda, uçurtmalarımızı hep birlikte baharın ılık rüzgârlarına
karşı bıraktık. Onlar gittikçe yükseliyor, renkli kuşlar gibi süzülüyorlar. Gökyüzü onlarla
doldu, sanki güneş yedi rengini salıvermiş de mora, turuncuya, kızıla boyamıştı bu sonsuz
boşluğu.
“Nasıl da süslendi gökyüzü! Görüyor musun, öğretmen dede? diye bağırdı Can uzaktan.
“Sanki gökyüzüne renkli bir tül çekilmiş,” diye ilave etti Onur.
“Evet,” diye yanıtladım başımı gökyüzünden ayırmadan. Bakın,bakın! Kuyruklarını nasıl
da iki yana ahenkle sallıyorlar!
Bana bu çocuksu heyecanı veren, papatyalı tepeler mi, yoksa içimde birer tomurcuk
gibi açan çocuklar mı? Doğrusu anlayamıyorum. Sevgili küçüklerim haykırıyorlar:
“Benim uçurtmam artık o kadar yüksekte ki, onu göremiyorum!”
“Benimkisi şu anda güneşle kucaklaşıyor, bunu görebiliyorum!
Onlara gülümseyerek baktım. Bir an çocukluğumu anımsadım. Benim ve babamın elinde birer uçurtma var. Babam bağırıyor: “Haydi Ali, koyuver uçurtmanın ipini! Sal gökyüzüne,
bugün gökyüzü bizim olacak! Yarışacağız seninle ve kazanacağım yarışı. Dondurma
ısmarlayacaksın bana unutma haa!” Ardından neşeli kahkahalar. Yüreğim burkulur
gibi oldu.
Kendimi tekrar uçurtmalara ve çocuklara verdim.
“Elindeki yumağı yere at Deniz!” diye bağırdım. “Sal salabildiğin kadar ipi. Bak! Baharın
ılık rüzgârları onu alıp nasıl da yücelere götürüyor!” Onlara bakarken, güneşten
kamaşan gözlerimi iyice ovuşturdum. Küçük Deniz’e bakıp, “Bu mevsim en az onun kadar
taze, onun kadar canlı” diye düşündüm. Bu canlılığı ben de içimde duyuyorum. Kıştan
çıkmak kolay mı? Bir de benim gibi yaşlı olunca insan, baharı nasıl da özlemle bekliyor.
(…)

Yanlarından geçen bir uçurtma ile havalanan leylekler, bu rengârenk uçurtmaların içinde ahenkle kanat çırpıp bir kaybolup, bir çıkıyorlardı. Daha sonra uçurtmaların içinden sıyrılıp, gökyüzünün masmavi boşluğunda kaybolup gittiler. Leyleklere, mavi bir atlas gibi parlayan gökyüzüne ve papatyalı tepelere uzun uzun baktım. “Keşke her mevsim bu tür güzelliklerle dolu olsa,” diye
düşündüm. “Haydi yarışın!
Uçurtmalarınızı daha yücelere salın çocuklar!” diye bağırıyorum. Sanki bu uçurtmalarla birlikte göğün maviliğini kucaklamak istiyorum.
“Öğretmen Dede, uçurtmamı kaçırdım elimden, yakala onu, lütfen! Yakala!..” diye bağırıyor küçük Deniz ve bana doğru koşuyor.
“Üzülme,” dedim. “Sana yeniden yapacağım. Hem öyle kocaman, öyle güzel olacak ki, gökyüzünde süzülürken tüm kuşlar onu kıskanacak.”
“Şimdi istiyorum!” dedi ağlamaklı bir sesle. “Şimdi!” Kuyruğunu sallayarak gittikçe uzaklaşan uçurtmanın
arkasından hüzünle baktı küçüğüm. Sanki sevinçleri de onunla uzaklaşıyor.
(…)

Güngör KÖKNEL
(Kısaltılmıştır.)

1. ETKİNLİK 

a. Aşağıda metinde geçen bazı kelimeler ve bu kelimelerin anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin metinde kullanılan anlamını örnekteki gibi işaretleyiniz.

süzülmek: Sessizce ve görünür bir hareket yapmadan havada ilerlemek.
[Bu anlamı metinde şu cümlede görüyoruz: “Gökyüzünde martılar gibi süzülsünler, göğün rengine karışsın uçurtmalarınızın rengi!”]

haykırmak: Telaş, şikayet vb. sebeplerle yüksek sesle bağırmak.
[Metinde bu anlamda kullanılmıştır: “‘Koyuverin uçurtmalarınızı! Koyuverin rüzgâra karşı!..’ diye haykırıyorum.”]

gök: Mavi ile yeşil arası olan renk.
[Metinde daha çok “gökyüzü” anlamında kullanılmıştır, örneğin: “Gökyüzü onlarla doldu, sanki güneş yedi rengini salıvermiş de mora, turuncuya, kızıla boyamıştı bu sonsuz boşluğu.”]

kanat: Kuşlarda ve böceklerde uçmayı sağlayan organ.
[Metinde bu anlamda kullanılmıştır: “Yanlarından geçen bir uçurtma ile havalanan leylekler, bu rengârenk uçurtmaların içinde ahenkle kanat çırpıp bir kaybolup, bir çıkıyorlardı.”]

saymak: Bir şeyin kaç tane olduğunu anlamak için bunları birer birer elden veya gözden geçirmek, sayısını bulmak.
[Metinde bu anlamda kullanılmıştır: “Bir gökkuşağını anımsatan upuzun ve rengârenk kuyruklarıyla yerde, masanın, sandalyelerin üzerinde duran uçurtmalarımı parmağımı uzatarak, tek tek saydım.“]

ısmarlamak: Parasını kendi ödeyerek başkaları için yiyecek veya içecek getirilmesini söylemek.
[Metinde bu anlamda kullanılmıştır: “Dondurma ısmarlayacaksın bana unutma haa!”]

b. Yukarıdaki kelimeler metnin anahtar kelimeleri olabilir mi? Neden?

Evet, bu kelimeler metnin anahtar kelimeleri olabilir. Bunun nedenleri şöyle açıklanabilir:

Süzülmek: Bu kelime, uçurtmaların ve kuşların gökyüzündeki hareketini tanımlamak için kullanılıyor. Metinde uçurtmaların gökyüzünde süzülmesi önemli bir tema olduğu için, bu kelime metnin özünü yansıtıyor.
Haykırmak: Öğretmenin ve çocukların heyecanını, coşkusunu ifade etmek için kullanılıyor. Metnin duygusal tonunu ve karakterlerin ruh halini yansıtıyor.
Gök/Gökyüzü: Uçurtmaların uçtuğu yer olarak, metnin ana mekanını oluşturuyor. Gökyüzünün rengi ve uçurtmalarla olan etkileşimi sık sık vurgulanıyor.
Kanat: Hem uçurtmaların hem de kuşların uçuşunu betimlemek için kullanılıyor. Uçma temasıyla doğrudan ilişkili.
Saymak: Öğretmenin uçurtmaları sayması, onun titizliğini ve çocuklara olan özenini gösteriyor. Aynı zamanda hikayenin başlangıcındaki önemli bir eylemi temsil ediyor.
Ismarlamak: Doğrudan kullanılmasa da, öğretmenin çocuklara uçurtma yapıp vermesi, onlara bir şeyler ısmarlaması gibi düşünülebilir. Bu, öğretmenin cömertliğini ve çocuklara olan sevgisini yansıtıyor.

Bu kelimeler, metnin ana temalarını (uçurtma uçurma, gökyüzü, çocukluk, öğretmenlik, paylaşma) ve duygusal tonunu (heyecan, coşku, sevgi) yansıtıyor. Ayrıca, hikayenin geçtiği ortamı, karakterlerin eylemlerini ve aralarındaki ilişkileri de özetliyor. Bu nedenle, bu kelimelerin metnin anahtar kelimeleri olduğunu söyleyebiliriz.

c. Okuduğunuz metnin anahtar kelimelerini belirleyip aşağıya yazınız.

Okuduğumuz metnin anahtar kelimelerini şöyle belirleyebiliriz:

Uçurtma: Metnin ana temasını oluşturuyor ve tüm hikaye uçurtmalar etrafında dönüyor.
Çocuk/Çocuklar: Öğretmenin etkileşimde bulunduğu ve uçurtmaları paylaştığı kişiler.
Öğretmen: Hikayenin anlatıcısı ve ana karakteri.
Gökyüzü: Uçurtmaların uçtuğu mekan ve hikayenin önemli bir unsuru.
Bahar: Hikayenin geçtiği mevsim ve öğretmenin duygularını etkileyen önemli bir faktör.
Sevinç/Mutluluk: Öğretmenin ve çocukların duygularını tanımlayan önemli bir duygu.
Renk/Renkli: Uçurtmaların ve gökyüzünün tasviri için sıkça kullanılan bir özellik.
Süzülmek: Uçurtmaların gökyüzündeki hareketini tanımlayan önemli bir eylem.
Paylaşmak: Öğretmenin uçurtmaları çocuklarla paylaşması, hikayenin temel eylemlerinden biri.

ç. Anahtar kelime olarak belirlediğiniz kelimelerin varsa eş anlamlarını söyleyiniz.

Çocuk/Çocuklar: Evlat
Öğretmen: Muallim
Gökyüzü: Sema, gök
Sevinç/Mutluluk: Neşe

Renkli: Alacalı
Paylaşmak: Bölüşmek

2. ETKİNLİK 

Aşağıdaki soruları okuduğunuz metinden hareketle sözlü olarak cevaplayınız.

1. Öğretmen, emekli olduktan sonra neden uçurtma yapmaya karar vermiştir?

Bence öğretmen, emekli olduktan sonra can sıkıntısından kurtulmak ve bir şeylerle meşgul olmak için uçurtma yapmaya karar vermiş olabilir. Hem de çocukluğunu hatırlamak istemiş olabilir. Uçurtma yapmak eğlenceli bir hobi gibi görünüyor!

2. Öğretmen, uçurtma sayısını neden artırmaya karar vermiştir?

Öğretmen, daha fazla çocuğu mutlu etmek için uçurtma sayısını artırmaya karar vermiş olabilir. Belki de çevresinde çok çocuk vardı ve hepsine yetecek kadar uçurtma yapmak istedi.

3. Çocuklar, uçurtmalarını gökyüzüne bıraktıklarında ne hissetmişlerdir?

Çocuklar, uçurtmalarını gökyüzüne bıraktıklarında çok heyecanlanmış ve mutlu olmuşlardır. Ben olsam, uçurtmamın gökyüzünde süzülmesini izlerken kendimi özgür ve harika hissederdim!

4. Deniz, uçurtmasını kaybedince neler hissetmiştir? Öğretmen, Deniz’e nasıl bir öneride
bulunmuştur?

Deniz, uçurtmasını kaybedince üzülmüş ve hayal kırıklığına uğramış olabilir. Ben olsam, çok üzülürdüm. Öğretmen, Deniz’e muhtemelen üzülmemesini söylemiş ve belki de yeni bir uçurtma yapmasına yardım etmeyi önermiştir.

5. Siz öğretmenin yerinde olsaydınız çocukları sevindirmek için neler yapardınız?

Ben öğretmenin yerinde olsaydım, çocukları sevindirmek için şunları yapardım:

-Uçurtma yapma yarışması düzenlerdim ve herkese ödül verirdim.
-Piknik yapıp hep beraber oyunlar oynardık.
-Çocuklara kendi sevdiğim kitapları hediye ederdim.
-Onlarla birlikte resim yapıp, yaptığımız resimleri okulun duvarlarına asardık.
-Belki de hep beraber bir tiyatro oyunu hazırlayıp ailelere gösterirdik.

3. ETKİNLİK 

a. Metindeki emekli öğretmenin aşağıda verilen davranışlarından hareketle
hangi kişilik özelliklerine sahip olduğu söylenebilir? Anı, gözlem ve
deneyimlerinizden hareketle belirleyip ilgili yerlere yazınız.

Emekli öğretmenin davranışlarından yola çıkarak şu kişilik özelliklerine sahip olduğu söylenebilir:

Çocuklarla arasında samimi ve güçlü bir bağ kurması: Sıcakkanlı, sevecen, iletişime açık

Çocuklara verdiği sözleri tutması: Güvenilir, sözünün eri, dürüst

Çocukların güvenliğini ve mutluluğunu sağlamak için gerekenleri yapması: Sorumluluk sahibi, koruyucu, düşünceli

Çocukların isteklerini dikkate alması: Anlayışlı, empati yeteneği yüksek, çocuk odaklı

Çocukların mutluluğu için çok sayıda uçurtma hazırlayıp yorulması: Fedakar, çalışkan, özverili

 

b. Çocukların emekli öğretmeni sevmelerinde bu özelliklerin etkisi olabilir mi? Nedenleriyle
yazınız.

Evet, çocukların emekli öğretmeni sevmelerinde bu özelliklerin kesinlikle büyük bir etkisi olabilir. Nedenlerini şöyle açıklayabiliriz:

Sıcakkanlı ve sevecen olması:
Çocuklar, kendilerine karşı sıcak ve sevgi dolu davranan yetişkinlere doğal olarak yakınlık hissederler. Bu özellik, öğretmenle çocuklar arasında güçlü bir duygusal bağ kurulmasını sağlar.

Güvenilir ve sözünün eri olması:
Çocuklar için güven çok önemlidir. Öğretmenin sözünde durması, çocukların ona güvenmesini ve saygı duymasını sağlar.

Sorumluluk sahibi ve koruyucu olması:
Çocuklar, kendilerini güvende hissettikleri kişilere bağlanırlar. Öğretmenin onların güvenliğini ve mutluluğunu önemsemesi, çocukların ona karşı olumlu duygular beslemesine yol açar.

Anlayışlı ve empati yeteneği yüksek olması:
Çocuklar, kendilerini anlayan ve fikirlerini önemseyen yetişkinlere değer verirler. Bu özellik, öğretmenle çocuklar arasında güçlü bir iletişim kurulmasını sağlar.

Fedakar ve özverili olması:
Çocuklar, kendileri için emek harcayan ve fedakarlık yapan kişilerin değerini anlarlar. Öğretmenin onlar için yorulması ve çaba göstermesi, çocukların ona minnet duymasına ve sevgi beslemesine neden olur.

fc5b7623 6c6c 49ea a1c7 c16c560b8587

1 2 3 4 5 6Sonraki sayfa

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Powered by Scott Ajans Logo Scott Ajans